Kamasutra hakkında herşey

Kucaklaşmaya Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Kama Şastra'nın cinsel birleşmeyi ele alan bu kısmına "altmış dört" (Çatuşşaşti) de denir. Bazı eski yazarlara göre altmış dört bölümden oluştuğu için böyle denilmektedir. Bazıları ise şunu iddia ederler: Bu bölümün yazarı olan Pançala isimli kişi, Rig Veda'nın Daşapata adlı bölümünü ezberden okurmuş. Bu bölüm Pançala da denen altmış dört özlü sözü de içermekteymiş ve Rig Veda'ların onuruna, yapıtın bu kısmına "altmış dört" denmiş.

Diğer yandan Babravya'nın izleyicileri bu kısmın sekiz konu içerdiğini söylerler: Kucaklaşma, öpüşme, tırnakla ya da parmakla tırmalama, ısırma, pozisyonlar, değişik sesler çıkarma, erkeğin rolünü üstlenme ve opariştaka yani ağız seksi.

Bu konuların her biri sekiz çeşittir, böylece altmış dört alt bölüm elde edildiğinden dolayı "altmış dört" denmekteydi ama Vatsyayana bu kısmın aşağıdaki konuları da içerdiğini iddia eder: vurma, bağırma, birleşme sırasında erkeğin hareketleri, değişik birleşme çeşitleri ve diğer konular.

Ve buna dayanarak "altmış dört" adının tesadüfi olarak verildiğini söyler. "Saptaparna" (yedi yapraklı) denen ağacın yedi yapraklı olmaması, "Pançavarna" (beş renkli) denen pirincin beş renkli olmaması gibi.

Bununla birlikte bu kısım altmış dört konuyu içermektedir ve ilk olarak kucaklaşmayı ele almaktadır.

Bir araya gelen erkek ve kadının sevgisini gösteren kucaklaşma dört çeşittir:

Dokunma.
Kavrama.
Sürtünme.
Abanma.

Her hareket sözcüğün anlamına doğrudan karşılık gelir.

(1). Bir erkek, bir bahaneyle vücudunu, önünde ya da yanı sıra yürüyen kadının vücuduna dokundurursa buna "dokunma kucaklayışı" denir.

(2). Issız bir yerde, bir şey alırcasına yere eğilmiş bir kadının, ayakta duran ya da oturan bir erkek tarafından, olduğu gibi, göğüslerinden kavranarak çevrilmesine "kavrama kucaklayışı" denir. Bu iki kucaklaşma yalnız henüz birbiriyle yeteri kadar serbest konuşamayan kişiler arasında olur.

(3). Karanlıkta ya da halka açık bir gezinti yerinde ya da ıssız bir yerde yavaş yavaş yürüyen iki sevgilinin vücutlarını birbirine sürtmesine "sürtünme kucaklayışı" denir.

(4). Yukarıdaki durumlardan birinde, birinin ötekisini, duvara ya da sütuna sıkıştırarak abanmasına "abanma kucaklayışı" denir.

Bu son iki kucaklayış birbirinin niyetini bilenlere özgüdür. Buluşmalarda aşağıdaki dört kucaklaşma çeşidi yaygındır.

Jataveştitaka - Sarmaşık dolanışı Vrikşadirudaka - Ağaca tırmanış Tila-Tandulaka - Susam tohumu ile pirincin karışması Kşiraniraka - Süt ve suyun karışması

(1). Kadın, sarmaşığın bir ağacın gövdesine dolanması gibi erkeğe asılır. Erkeğin başı, kadını öpme arzusuyla dolu olarak kadına doğru eğilir ve sevgiyle bakar. Bu kucaklayışa "sarmaşık dolanışı" denir.

(2). Kadın bir ayağını sevgilisininkinin üstüne koyar, öbür ayağını ise erkeğin kalçasına dayar; bir kolunu sevgilisinin omuzuna atar, ötekini omuzun-dan aşağı sarkıtır. Alçak bir perdeden şarkı söyler ve kumrular gibi salar; bir öpücük için ona tırmanmak ister. Bu kucaklayışa "ağaca tırmanış" denir.

Bu iki kucaklaşma sevgililer ayakta ise yapılır.

(3). Sevgililer yatağa uzanırlar ve kollar ve bacaklar birbirine yapışacak şekilde birbirlerini kucaklarlar; birbirlerine sürtünürler. Bu kucaklayışa "susam tohumu ile pirincin karışması" denir.

(4). Kadın ve erkek birbirlerini çok seviyorlarsa ve birbirlerini incitmek veya acı vermek gibi endişeleri yoksa, birbirlerinin vücuduna girmeye, tek vücut olmaya çalışıyorlarmışçasına kucaklaşırlar. Kadın, erkeğin kucağına oturur ya da önünde durur ya da yatağa oturur. Bu kucaklayışa "süt ve suyun karışması" denir.

Son iki kucaklaşma cinsel birleşme söz konusuysa yapılır. Böylece Babravya bize sekiz çeşit kucaklaşma göstermiş olmaktadır. Suvarnanaba, vücudun ayrı kısımlarının esas alındığı dört kucaklaşma çeşidi daha tarif eder:

Kalçalarla kucaklaşma.

Jagana kucaklaşması -Göbekten kalçalara kadar olan kısmın kucaklaşması.

Göğüslerin kucaklaşması.
Alın kucaklaşması.

(1). Sevgililerden biri, kalçalarından birini ya da ikisini birden ötekinin kalçalarına bastırarak abanır. Bu kucaklayışa "kalçaların kucaklaşması" denir.

(2). Erkek, kadının vücudunun jagana denen orta kısmını kendisininkine bastırır ve tırnak ya da parmakla tırmalamak, ısırmak, vurmak, öpmek için yukarı kaldırır. Kadının saçları çözüktür ve aşağı sarkmıştır. Bu kucaklayışa "jagana kucaklaşması" denir.

(3). Erkek, göğsünü kadının göğüslerinin arasına koyar ve abanır. Bu kucaklayışa "göğüslerin kucaklaşması" denir.

(4). Sevgililerden biri ağzı, gözleri ve alnıyla diğerininkilere dokunur. Bu kucaklayışa "alın kucaklaşması" denir.

Bazıları köpüklenmenin bile bir tür kucaklaşma olduğunu söylerler, çünkü vücutlar birbirine dokunmaktadır. Ama Vatsyayana köpüklenmenin farklı bir zamanda farklı bir amaç için yapıldığını ve farklı bir özelliği olduğunu söyler. Bu nedenle de kucaklaşma sayılamayacağını söyler.

Bu konuda şöyle özlü sözler vardır:

"Erkeklerin hakkında sorular sorduğu, işittiği, konuştuğu tüm şekilleriyle kucaklaşma, derin bir zevke açılıştır. Cinsel birliktelik sırasında Kama Şastra'da hiç bahsedilmeyen kucaklaşmalar da olur. Bunlar sevginin ve tutkunun yükselmesinden doğar. Şastra'nın kuralları insanın tutkusu orta şiddetteyken geçerlidir, ama sevginin tekerlekleri bir defa dönmeye başlarsa ne Şastra kalır ne de kuralları."

Kazanmanın Farklı Yolları « Zevk Kadınlarına Dair

Bir zevk kadını birçok müşteriden dolayı bir günde çok para kazanabiliyorsa kendini tek âşığa bağlamamalıdır. Böyle durumlarda yerini, mevsimi ve insanların durumlarını, kendi iyi niteliklerini ve güzelliğini göz önüne aldıktan ve diğer zevk kadınlarınkiyle karşılaştırdıktan sonra bir geceki birlikte olma oranım belirlemelidir. Âşıklarını, arkadaşlarını ve tanıdıklarını bu değişikliklerden haberdar edebilir. Bununla birlikte eğer bir tek âşıktan büyük kazanç elde edebilirse onunla tek başına ve bir eş olarak yaşayabilir.

Bilgelere göre, bir zevk kadınının aynı anda iki âşıktan eşit kazanç sağlama şansı vardır. Tercihini istediği türde şeyler verebilecek olana kaydırmalıdır. Ama Vatsyayana'ya göre tercih kendisine altın verenden yana olmalıdır. Çünkü altın diğer şeyler gibi geri alınamaz, kolayca ele geçirilebilir ve ayrıca istenen her şeyi tedarik etme yoludur.

Altın gümüş, bakır, çan madeni, demir, çömlekler, mobilyalar, yataklar, süsler, giysiler, iç çamaşırları, kırılabilecek maddeler, su kabağından yapılma vazolar, manda yağı, yağ, mısır, hayvan ve bu çeşitteki diğer şeylerin tümünden üstündür.

İki âşıktan birini kazanmak için aynı emek gerektiğinde; ikisinden aynı çeşit şey alınması durumunda, seçim bir arkadaşın tavsiyesine göre yapılabilir ya da kişisel özelliklere bakarak seçim yapılabilir. Ya da onlarla bağlantılı iyi ya da kötü şans işaretleriyle seçim yapılabilir.

Biri zevk kadınınına bağlı, biri eli çok açık olan iki âşık varsa bilgeler tercihin eli açıktan yana yapılmasını söylerler. Ama Vatsyayana'ya göre, zevk kadınına gerçekten bağlı olan tercih edilmelidir, çünkü o eli açık yapılabilir. Bir cimri bile bir kadınla mutlu olursa para verir. Ama sadece eli açık olan biri gerçek bağlılıkla âşık edilemez. Ona bağlı olanlar arasında biri zengin ve diğeri fakir olan iki kişi varsa tabii ki birinci tercih edilmelidir.

Biri eli açık diğeri zevk kadını için her hizmeti yapabilecek iki âşık olduğunda, bazı bilgeler her hizmeti yapmaya hazır olanın tercih edilmesini söylerler, ama Vatsyayana her şeyi yapmaya hazır bir erkeğin bir tek şey yaptığında amacına ulaştığını düşüneceğini ama eli açık bir erkeğin önceden ne verdiğine önem vermediğini söyler. Burada bile tercih herhangi biriyle birleşmeden gelecek iyiliğe göre yapılmalıdır.

Tercih yapılacak iki âşıktan biri minnettar diğeri açık görüşlü olduğunda bazı bilgeler açık görüşlü olanın tercih edilmesini söylerler. Ama Vatsyayana'ya göre birinci seçilmelidir. Çünkü açık görüşlü erkekler genelde kendini beğenmiş, basit konuşan ve başkalarına önem vermek isteyen kişilerdir.

Bu açık görüşlü erkekler daha uzun süre arkadaş kalsalar da, zevk kadınının bir hatasını görürlerse ya da başka kadınlar tarafından yalanlar söylenmişse geçmiş hizmetlere önem vermeyip birden çeker giderler. Diğer yandan minnettar erkek onu mutlu etmek için acı çekse de derhal kopmaz. Bu durumda seçim gelecekte ne olabileceği düşünülerek yapılabilir.

Bir arkadaşın isteğini kabul etmeyle, para alma şansı aynı zamana rastlarsa bilgeler para alma şansının tercih edilmesini söylerler. Ama Vatsyayana paranın bugün olduğu gibi yarın da alınabileceğini düşünür. Ama eğer arkadaşın isteği hemen kabul edilmezse sevgisini kaybetmiş olabilir. Burada bile seçim yaparken gelecek iyi kazanç göz önünde bulundurulur.

Böyle bir durumda zevk kadını arkadaşına işi varmış gibi görünerek, isteğini ertesi gün yerine getireceğini söylerse sunulan parayı alma şansını korumuş olur.

Para alma şansı ve bir felaketin gelmesini önleme aynı zamana gelirse bilgelere göre para alma şansı tercih edilmelidir. Ama Vatsyayana paranın sadece sınırlı bir önemi olduğunu, önlenebilecek felaketin bir daha gerçekleşmeyeceğini söyler. Burada seçim felaketin büyüklüğüne göre yapılmalıdır.

En zengin ve en iyi türden zevk kadınlarının kazançları şöyle harcanır:

Tapınaklar, havuzlar ve bahçeler yaptırmak; çeşitli Brahmanlara bin tane inek vermek; Tanrılara tapmaya devam edip onurlarına düzenlenen festivalleri kutlamak ve son olarak adaklar adamak.

Diğer zevk kadınlarının kazançları şöyle harcanır:

Günlük beyaz bir elbiseye sahip olmak; açlık ve susuzluğu gidermek için yeterli yiyecek ve içecek almak; her gün parfümlü tambula (fındık ve fındık yaprağı karışımı) yemek; altından süsler takmak. Bilgeler bunların orta ve alt sınıf zevk kadınlarının kazançlarını temsil ettiğini söyler. Ama Vatsyayana'ya göre kazançları hesap edilemez ya da hiçbir şekilde belirlenemez. Çünkü bunlar yerlerin etkisine, insanların geleneklerine, görünüşlerine ve diğer birçok şeye bağlıdır.

Bir zevk kadını belirli bir erkeği herhangi bir kadından uzak tutmak isterse ya da bağlı olduğu bir kadından koparmak isterse ya da bir kadını erkekten elde ettiği kazançlardan mahrum etmek isterse ya da büyük bir serveti elde etmek isterse ya da bu erkekle birleşerek tüm erkekler tarafından arzulanır olmak isterse ya da bir şanssızlığı önlemede yardımını almak isterse ya da ona gerçekten bağlıysa ve seviyorsa ya da onun aracılığıyla birine zarar vermek isterse ya da onun yaptığı bir iyiliğe saygısı varsa ya da sadece arzudan onunla birleşmek isterse yukarıdaki herhangi bir nedenden dolayı arkadaşça bir şekilde ondan az bir miktar para almayı kabul etmelidir.

Bir zevk kadını belirli bir âşığı bırakıp başka biriyle olmak isterse ya da âşığının kısa zamanda onu terk edeceğine ve karılarına döneceğine inanırsa ya da tüm parasını çarçur edip beş parasız kaldığı için koruyucusu, babası ya da efendisi gelip onu alacaksa ya da âşığı konumu kaybetmek üzereyse ya da son olarak çok kararsız bir kafaya sahipse, olabildiği kadar çabuk, alabildiği kadar çok parayı almaya çaba sarfetmelidir.

Öte yandan zevk kadını âşığının değerli armağanlar almak üzere olduğunu ya da kralın maiyetinde yer alacağını ya da bir servetin miras kalmak üzere olduğunu ya da mal yüklü gemisinin yakında geleceğini ya da büyük mısır veya başka stoklara sahip olduğunu ya da eğer onun için bir şey yapılsa mantıksız olmayacağını ya da her zaman sözünde durduğunu düşünürse o zaman gelecekteki refahını göz önünde bulundurup erkekle karısı gibi yaşamalıdır.

Bu konuda şu özlü sözler vardır:

"Şimdiki kazançlarını ve gelecekteki refahını göz önüne alırken bir zevk kadım, geçimini çok zorlukla kazanmış kişilerden ve kralın gözdesi olduğu için bencil ve katı kalpli olmuş erkeklerden uzak durmalıdırlar."

"İşleri yolunda ve hali vakti yerinde kişilerle birlikte olmak için her gayreti sarfetmelidir ve böylece her türlü tehlikeden ve hor görülmeden korunmuş olur. Kendisine pahalıya mâl olsa da memnun kaldığında, küçük bir hizmet ya da küçük bir şey için bile çok para verecek enerjik ve açık fikirli kişilerle tanışmalıdır."

Sanat ve Bilimlere Dair « Vatsyayana Sutra

Kişinin Darma ve Arta'nın içerdiği sanat ve bilimlerin yanısıra, Kama Sutra'yı ve gösterdiği sanat ve bilimleri de öğrenmesi gerekir. Her genç bakire kızın, evlenmeden önce sanat ve bilimleriyle Kama Sutra'yı öğrenmesi gerekir. Evlendikten sonra da kocasının rızasıyla öğrenmeyi sürdürebilir.

Bazı bilgili insanlar bu noktaya itiraz ederler ve derler ki, "Hiçbir bilimi öğrenmelerine izin verilmeyen kadınların, Kama Sutra'yı da öğrenmemesi gerekir."

Ancak Vatsyayana'ya göre bu itiraz, kadınlar Kama Şastra'dan ya da Kama'nın kendisinden türetilmiş olan Kama Sutra'nın uygulanmasını zaten bildiklerinden dolayı geçerliliğini yitirmiştir. Üstelik, bir bilimi uygulamayı herkes bilse de, o bilimin temellendiği kural ve yasaları yalnızca birkaç kişinin bilmesi sadece burada değil, birçok şeyde de geçerlidir.

Böylece Yadnikalar yani adak adayanlar, gramer konusunda cahil olsalar da farklı tanrıçalara hitap ettiklerinde uygun sözcükleri kullanırlar. Ama bu sözcüklerin art arda nasıl dizildiğini bilmezler. Aynı şekilde astroloji biliminden haberdar olmayan kişiler astrolojiyle belirlenmiş uğurlu günlerde gerekenleri yaparlar.

Benzer bir şekilde, at ve fil sürücüleri hayvan eğitme biliminden habersiz olarak yalnızca pratikleriyle bu hayvanları eğitirler. Ve aynı şekilde uzak eyaletlerin halkları, krallığın yasalarına alışkanlıktan, yalnızca başlarında bir kral olduğundan başka neden gerekmeksizin kralın eniklerine uyarlar.

Prens ve rahip kızı olan bazı kadınlar ile genel kadınların Kama Şastra'da gerçekten hünerli olduklarını deneyimimizden biliyoruz.

Bu yüzden, bir kadının Kama Şastra'yı, en azından bir kısmını, güvenilir bir arkadaşıyla çalışarak öğrenmesi gerekir. Kama Şastra'nın bir kısmını oluşturan altmış dört sanatı tek başına çalışması gerekir. Hocasının şu kişilerden birisi olması gerekir: Bir dadının kendisiyle birlikte büyümüş ve evlenmiş kızı evlenmiş olmak koşulu tüm hocalar için geçerlidir ya da her konuda güvenilebilecek bir kız arkadaş ya da teyzesi ya da yaşlı bir hizmetçi ya da eskiden aileyle yaşamış bir kadın dilenci ya da her zaman için güvenilir olan kendi kız kardeşi.

Aşağıdakiler Kama Sutra'yla birlikte öğrenilmesi gereken sanatlardır:

1. Şarkı söyleme.
2. Müzik aletleri çalma.
3. Dans etme.
4. Dans ederken şarkı söyleyip müzik aleti çalabilme.
5. Yazma ve resim yapma.
6. Dövme yapma.
7. Bir putu pirinç ve çiçekle donatmak ve süslemek.
8. Çiçek yataklarını ve topraktaki çiçekleri yaymak ve düzenlemek.
9. Diş, giysi, saç, tırnak ve vücut boyama, üstüne resim yapma.
10. Vitray yapma.
11. Yatak yapma ve uzanmak için halı ve minderleri yayma sanatı.
12. Su ile dolu cam müzik kaplarını çalma.
13. Su kemerlerinde, sarnıçlarda ve su depolarında su saklama ve biriktirme.
14. Resim yapma, süsleme ve bezeme.
15. Kolyeleri, çelenkleri, başa takılan gül çelenklerini hazırlama.
16. Turban ve başa takılan çelenkleri bağlama ve çiçeklerden taç ve tepe düğümleri yapma.
17. Gösteriler yapma. Oyun oynama.
18. Kulak süsleri yapma sanatı.
19. Parfüm ve koku hazırlama sanatı.
20. Mücevherlerin, süslerin ve giysideki süsün uygun düzenlenmesi.
21. Sihir ya da büyü.
22. Becerilerde el çabukluğu.
23. Yemek pişirme ve aşçılık gibi mutfak sanatı.
24. Uygun tat ve renkte limonatalar, şerbetler, mayhoş içkiler ve alkollü özler yapma.
25. Terzilik işleri ve dikiş dikme.
26. İplik ve bükülmüş iplikle papağan, çiçek, sorguç, püskül, salkım, kabartma, topuz vs. yapma.
27. Bilmeceleri, muammaları, örtülü konuşmaları, sözlü bulmacaları ve karışık soruları çözme.
28. Söz tekrarlamaktan oluşan, birisi bitirir bitirmez diğerinin, son konuşmacının sözünün son harfiyle başlayan başka bir söz söylemek zorunda olduğu bir oyun. (Söyleyemeyen kaybeder ve bir tür ceza ödemek zorunda bırakılır.)
29. Taklit ya da benzetme sanatı.
30. Tilavetle ve belirli bir makamla okuma.
31. Söylenmesi zor cümleleri öğrenme. En çok kadınlar ve çocuklar tarafından oynanır. Zor bir cümlenin verilmesiyle başlanır. Hızla tekrar edildiğinde çoğu zaman sözcüklerin yeri değişir ve kötü anlama gelir.
32. Kılıç, tek sopa, dörtte bir değnek, yay ve okla çalışma.
33. Sonuçları söze dökmek, akıl yürütme ve anlama.
34. Marangozluk.
35. Mimari yani bina yapma sanatı.
36. Altın ve gümüş paralar, mücevherler ve kıymetli taşlar hakkında bilgi.
37. Kimya ve mineraloji.
38. Mücevherleri, kıymetli taşları ve boncukları boyama.
39. Madenler ve ocaklar hakkında bilgi.
40. Bahçıvanlık; ağaç ve bitki yetiştirmeyi, hastalıklarını ve yaşlarını belirlemeyi bilme.
41. Horoz, bıldırcın ve koç döğüştürme sanatı.
42. Papağanlara ve sığırcık kuşlarına konuşmayı öğretme sanatı.
43. Vücuda kokulu merhemler sürme, yağlar ve parfümlerle saça şekil verme ve saç örme sanatı.
44. Şifreyle yazılanı anlama ve ilginç biçimlerde yazma sanatı.
45. Sözcük yapılarını değiştirerek konuşma sanatı. (Çeşitli biçimlen vardır. Sözcükleri baştan sona söyleyenler olduğu gibi, bazıları da bir sözcüğün her hecesinin arasına gereksiz harfler ekleyerek konuşur.)
46. Dili ve lehçelerini bilme.
47. Çiçek sepeti yapma sanatı.
48. Gizemli diyagramlar düzenleme, büyü ve muska söyleme ve bileklik bağlama sanatı.
49. Bir parçası verilen mısra ya da kıtaları tamamlamak gibi zihinsel egzersizler; ya da değişik şiirlerden gelişigüzel mısralar verildiğinde bütün bir siki anlamlı olarak tamamlamak için bir, iki veya üç satır eklemek; ya da seslileri sessizlerden ayırma veya tamamını bir araya getirme yoluyla bir şiirin düzensizce yazılmış sözcüklerini düzenlemek; ya da işaret ve simgelerle gösterilen tümceleri şike veya düz yazıya dönüştürmek. Daha bir sürü böyle egzersiz vardır.
50. Şiir yazma.
51. Sözlük ve sözcük bilgisine vakıf olma.
52. Kişilerin görünüşlerini değiştirme ve gizleme yollarına vakıf olma.
53. Nesnelerin görünüşlerini değiştirme sanatına vakıf olma; pamuğa ipeksi, kaba ve sıradan şeylere iyi ve güzel görünüm vermek gibi.
54. Değişik kumar oynama yolları.
55. Mantra ve büyü yoluyla, başkalarının mülküne sahip olma sanatı.
56. Gençlik sporlarında ustalık.
57. Toplumun kurallarını ve başkalarına nasıl saygı gösterileceğini ve iltifat yapılacağını bilme.
58. Savaş sanatını, silahları, orduları bilme.
59. Jimnastik bilme.
60. Yüz hatlarından bir insanın karakterini anlama sanatı.
61. Şiirin kurallarına uymayı ve şiir kurmayı bilme.
62. Aritmetik oyunların bilme.
63. Yapay çiçekler yapma.
64. Kilden figürler ve heykeller yapma.

İyi huylu, güzel ve diğer iyi niteliklere sahip ve yukarıdaki sanatlarda da usta olan bir genel kadın, Ganika yani yüksek nitelikli genel kadın adını alır ve erkekler meclisinde şeref konuğu olur. Üstelik, her zaman kraldan saygı görür, bilge insanlarca övülür ve her yerde aranan biri olur; genel bir ilgi görür. Bir kralın kızı, bir rahibin kızı yukardaki sanatları öğrenmişse kendisinin yanı sıra başka binlerce eş söz konusu olsa da kocasının gözdesi olabilir.

Aynı şekilde, bir kadın kocasından ayrılmış ve kötü duruma düşmüşse, yabancı bir ülkede olsa bile, bu sanatlara ilişkin bilgisi aracılığıyla kendisini kolayca geçindirebilir. Bu sanatların yalın bilgisi bile, bu sanatların uygulanması söz konusu olmasa da bir kadını çekici kılar. Bu sanatlarda usta olan, konuşkan ve âşıkane davranma ve söz söyleme sanatını doğrudan bilen bir erkek, onları yalnızca kısa bir süre önce öğrenmiş olsa bile, kadınların kalbini hemen kazanır.