Kamasutra hakkında herşey

Birden Fazla Eş « Eşe Dair

Bir eşe sahipken tekrar evlenmenin nedenleri şunlardır:

1. Kadının budalalığı ya da kötü huyluluğu.
2. Kocanın kadını sevmemesi.
3. Çocuk isteği.
4. Devamlı kız doğumları.
5. Kocanın nefsine hakim olamaması.

En baştan itibaren bir kadın, devamlı bağlılığını, iyi huyluluğunu ve akıllılığını göstererek kocasının kalbini çalmalıdır. Eğer erkeğe çocuk veremezse ona tekrar evlenmesini söyler. Erkek ikinci kadınla evlenip, eve getirdiğinde, ilk eş ona kendisinden üstün bir konum sağlamalı ve onu bir kız kardeş gibi görmelidir. Sabahleyin kocası varken yeni eşi kendisini süslemesi için zorlamalı ve kocasının kıza verdiği itibara önem vermemelidir.

Eğer yeni kadın kocasını mutsuz edecek bir şey yaparsa, ilk kadın aldırmamak yerine, her zaman ona dikkatli öğütler vermeye hazır olmalı ve kocasının yanında değişik şeyler yapmasını öğretmelidir. Çocuklarına kendi çocukları gibi davranmalı, hizmetçilerine kendi hizmetçilerinden bile daha fazla dikkat etmeli, arkadaşlarına sevgi ve kibarlıkla, akrabalarına saygıyla davranmalıdır.

Kendisi dışında birçok kadın varsa, kendisine yaş ve derecede en yakın olanla işbirliğine gitmeli ve son zamanlarda kocasının gözdesi olmuş olan kadınla kavga etmesini teşvik etmelidir. Bundan sonra bir önceki gözdeyle yakınlık kurmalı, tüm eşleri toplayarak kendisini bulaştırmadan gözdeyi kötü ve düzenbaz ilan etmelerini sağlamalıdır.

Eğer gözde kocasıyla kavga ederse ilk kadın bilerek onu cesaretlendirmeli ve tartışmanın artmasına neden olmalıdır. Eğer kocası ve gözde arasında bir tartışma olursa, ilk kadın tartışmanın büyümesi için elinden geleni yapmalıdır. Tüm bunlardan sonra kocasını, halen gözdesini sever bulursa, taktik değiştirerek kocasının memnuniyetsizliğine yol açmamak için barışmaya çabalamalıdır.

Böylece en yaşlı eşin yapması gerekenler sona ermiş olur. Genç eş, kocasının ilk eşini annesi olarak görmeli ve bilgisi olmadan akrabalarına bile bir şey vermemelidir.

Kendi hakkındaki her şeyi söyleyip izni olmadan kocasına yaklaşmamalıdır. İlk kadın tarafından kendine söylenenleri başkalarına açıklamaman ve çocuklarına kendininkilerden bile daha iyi bakmalıdır. Kocasıyla yalnızken iyi hizmet etmeli, rakip bir eşin varlığından acı çektiğini söylememelidir.

Kocasının ona verdiği özel önemi gösteren şeyleri gizlice alıp, sadece kocası için, kocasının ona verdiği önem için yaşadığını belirtir. Kızgınlık ya da gurur yüzünden kocasına olan aşkını ya da kocasının ona olan aşkını hiç kimseye açıklamamalıdır. Çünkü kocasının sırlarını açıklayan bir kadın kocası tarafından kötü görülür.

Bir koca için değerli olmaya çabalamak, Gonardiya'ya göre, her zaman en yaşlı eşin korkusuyla yapılmalıdır. Eğer en yaşlı eş kocası tarafından sevilmiyorsa ya da çocuğu yoksa ona sempati duyulmalı ve kocaya da aynı şeyi yapması söylenmelidir. Ama iffetli bir kadın yaşamı sürmede en yaşlı eş geride bırakılmalıdır.

Böylece genç eşin en yaşlı eşe davranışları son bulmuş olur. Zayıf karakterli ya da kötü durumda olan ve bir erkekle birlikte olan bir dula tekrar evlenmiş dul denir.

Babravya'nın izleyicileri bakire bir dulun, kötü karakterli, bir erkeğin sahip olması gereken mükemmel niteliklerden yoksun olan ve bu nedenle kadının başka bir erkekle birlikteliğini gerektiren erkekle evlenmemesi gerektiğini söylerler.

Gonardiya'ya göre bir dulun tekrar evlenmesinin nedeni mutluluk arzusudur. Zevkle sevmek için birlikte olunan mükemmel niteliklere sahip bir kocayla mutlu olunacağı için böyle niteliklere sahip biriyle evlenilmelidir. Bununla birlikte Vatsyayana, bir dulun hoşlandığı ve kendisine uyacağını düşündüğü herhangi biriyle evlenebileceğini söyler.

Bir dul evlendiğinde, akrabaları için verdiği içki partileri ve pikniklerin, akraba ve dostlarına verdiği armağanların parasını kocasından alır; ya da isterse kendisi öder. Aynı şekilde ya kocasınınkileri ya kendi süslerini giyer. Kocası ve kendisi arasında verilen hediyelere dair belirlenmiş kurallar yoktur. Evlendikten sonra kocasını kendi isteğiyle bırakırsa, karşılıklı armağanlar dışında onun verdiklerini geri yollamalıdır. Eğer evden kocası tarafından kovulursa hiçbir şeyi geri vermez.

Evlendikten sonra kocasının evinde ailenin asıl üyeleri gibi yaşamalı, evdeki hanımlara kibar, hizmetçilere cömert, evin tüm dostlarına yakın ve iyi davranmalıdır. Altmış dört sanatı evdeki hanımlardan daha iyi bildiğini göstermeli ve kocasıyla herhangi bir kavgada onu şiddetle azarlamamalıdır.

Yalnızken tüm isteklerini yerine getirmeli ve altmış dört sanatın gereklerini yerine getirmelidir. Kocasının diğer eşlerine ve çocuklarına hediyeler vermekten, hanımları gibi davranmaktan, kullanmaları için oyuncaklar ve süsler yapmaktan sorumludur. Kocasının arkadaşlarına ve hizmetkârlarına, kocasının diğer eşlerinden daha çok güvenmelidir. İçki partilerine, pikniğe, panayırlara, festivallere gitmeyi, her çeşit oyun ve eğlence düzenlemeyi sevmelidir.

Böylece tekrar evlenmiş bakire bir dulun yapacakları sona ermiş olur.

Kocası tarafından sevilmeyen ve diğer karıları tarafından rahatsız edilip üzülen bir kadın, kocasının en çok sevdiği ve ona en çok hizmet eden eşiyle yakınlaşmak, bildiği sanatları ona öğretmelidir. Kocasının çocuklarının bakıcısı gibi hareket etmeli ve kocasının arkadaşlarını elde ederek kocasına olan bağlılığını onlar aracılığıyla duyulmalıdır. Dinsel törenlerde, oruçlar ve adaklarda öncülük etmeli ve kendisini fazla beğenmemelidir.

Kocası yatağında yatarken yanına sadece onun için uygunsa gitmeli, asla azarlamamak ya da herhangi bir şekilde kızgınlık göstermemelidir. Eğer kocası karılarından biriyle kavga ederse onları barıştırmalı, kocası gizlice biriyle buluşmak isterse aralarındaki buluşmayı ayarlamalıdır. Kocasının karakterinin zayıf noktalarını bilip gizli tutmalıdır. Genel olarak kocasının onu, kendisine bağlı ve iyi bir eş olarak görmesini sağlayacak şekilde davranmalıdır.

Böylece, kocası tarafından sevilmeyen bir kadının yapması gerekenler sona ermiş olur.

Haremdeki hizmetçiler (Kançukiyalar, Mahallarikalar ve Mahallikalar) Kralın karılarından Krala çiçekler, yağlar ve kumaşlar getirirler. Kral aldığı bu şeylerle birlikte, önceki gün giydiklerini hizmetçilere verir. Öğleden sonra giyinmiş ve takılar takmış olan Kral, tümü giyinmiş ve mücevherlerle süslenmiş olan haremindeki kadınlarla, hak ettikleri şekilde her birine bir yer ve saygı gösterdikten sonra, onlarla neşeli bir biçimde muhabbet eder.

Bundan sonra ilk olarak yeniden evlenmiş bakire dul karılarını, sonra da kapatmalarını ve dansçı kızlarını görür. Tüm bu kişiler özel odalarında ziyaret edilir.

Kral öğle uykusundan uyanınca, kralın o gece birlikte olacağı eşinin belirlenmesiyle görevli bir kadın, şurası gelen kadının hizmetçisi, yanlışlıkla sırası geçilmiş kadının hizmetçisi ve sırası geldiğinde hasta olan kadının hizmetçisi eşliğinde Krala gider.

Bu hizmetçiler kralın önüne bu kadınların her biri tarafından yollanmış, yüzüklerinin armasıyla işaretlenmiş yağlar ve merhemler koyar ve Krala isimlerini ve yağları yollama nedenlerini söyler. Kral birinin yağını kabul eder. Yağı kabul edilene gününün ayarlandığı haber verilir. (Kralların birçok karısı olduğundan dolayı, kanlarıyla genelde sırayla birlikte olurlardı. Yalnız Kralın yokluğundan veya kadınların hasta olmasından dolayı bazen kadınların sırası geçerdi. Böyle zamanlarda sırası geçmişler ve sırası gelenler arasında kura gibi bir şey yapılır ve kuraya katılanların yağları Krala yollanırdı. Kral da birisinin yağını kabul eder, böylece sorun halledilirdi.)

Festivallerde, şarkı partilerinde ve sergilerde Kralın tüm eşlerine saygıyla davranılmalı ve içecekler sunulmalıdır.

Haremin kadınlarının dışarıya yalnız çıkmasına izin verilmemeli, karakteri iyi bilinenler dışında hiçbir kadın içeriye alınmamalıdır. Kralın karılarının yapması gereken işler çok yorucu olmamalıdır.

Böylece kralın haremdeki kadınlara ve kadınların ona karşı davranışları sona ermiş olur.

Birçok kadınla evlenen bir erkek hepsine eşit davranmalıdır. Hatalarına önem vermemeli ama görmemezlikten de gelmemelidir. Bir karısına başka bir karısının aşkını 'tutkusunu' bedensel kusurlarını ve gizli sitemlerini açıklamamalıdır. Hiçbirine rakibeleri hakkında konuşma fırsatı vermemeli, eğer biri diğeri hakkında kötü konuşursa azarlamak ve karakterinde aynı kusura sahip olduğunu söylemelidir.

Birini gizli güvenle, başka birini gizli saygıyla ve bir diğerini gizli övgü ile mutlu etmeli, tümünü bahçelere, eğlencelere götürerek armağanlar vermeli, son olarak aşk dolu birleşmelerle mutlu etmelidir. İyi huylu ve Kutsal Kitabın emirlerine göre davranan bir genç kadın kocasının bağlılığını elde eder, rakibelerine üstünlük sağlar.

Böylece birden fazla eşe sahip bir kocanın davranışları sona ermiş olur.

Kucaklaşmaya Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Kama Şastra'nın cinsel birleşmeyi ele alan bu kısmına "altmış dört" (Çatuşşaşti) de denir. Bazı eski yazarlara göre altmış dört bölümden oluştuğu için böyle denilmektedir. Bazıları ise şunu iddia ederler: Bu bölümün yazarı olan Pançala isimli kişi, Rig Veda'nın Daşapata adlı bölümünü ezberden okurmuş. Bu bölüm Pançala da denen altmış dört özlü sözü de içermekteymiş ve Rig Veda'ların onuruna, yapıtın bu kısmına "altmış dört" denmiş.

Diğer yandan Babravya'nın izleyicileri bu kısmın sekiz konu içerdiğini söylerler: Kucaklaşma, öpüşme, tırnakla ya da parmakla tırmalama, ısırma, pozisyonlar, değişik sesler çıkarma, erkeğin rolünü üstlenme ve opariştaka yani ağız seksi.

Bu konuların her biri sekiz çeşittir, böylece altmış dört alt bölüm elde edildiğinden dolayı "altmış dört" denmekteydi ama Vatsyayana bu kısmın aşağıdaki konuları da içerdiğini iddia eder: vurma, bağırma, birleşme sırasında erkeğin hareketleri, değişik birleşme çeşitleri ve diğer konular.

Ve buna dayanarak "altmış dört" adının tesadüfi olarak verildiğini söyler. "Saptaparna" (yedi yapraklı) denen ağacın yedi yapraklı olmaması, "Pançavarna" (beş renkli) denen pirincin beş renkli olmaması gibi.

Bununla birlikte bu kısım altmış dört konuyu içermektedir ve ilk olarak kucaklaşmayı ele almaktadır.

Bir araya gelen erkek ve kadının sevgisini gösteren kucaklaşma dört çeşittir:

Dokunma.
Kavrama.
Sürtünme.
Abanma.

Her hareket sözcüğün anlamına doğrudan karşılık gelir.

(1). Bir erkek, bir bahaneyle vücudunu, önünde ya da yanı sıra yürüyen kadının vücuduna dokundurursa buna "dokunma kucaklayışı" denir.

(2). Issız bir yerde, bir şey alırcasına yere eğilmiş bir kadının, ayakta duran ya da oturan bir erkek tarafından, olduğu gibi, göğüslerinden kavranarak çevrilmesine "kavrama kucaklayışı" denir. Bu iki kucaklaşma yalnız henüz birbiriyle yeteri kadar serbest konuşamayan kişiler arasında olur.

(3). Karanlıkta ya da halka açık bir gezinti yerinde ya da ıssız bir yerde yavaş yavaş yürüyen iki sevgilinin vücutlarını birbirine sürtmesine "sürtünme kucaklayışı" denir.

(4). Yukarıdaki durumlardan birinde, birinin ötekisini, duvara ya da sütuna sıkıştırarak abanmasına "abanma kucaklayışı" denir.

Bu son iki kucaklayış birbirinin niyetini bilenlere özgüdür. Buluşmalarda aşağıdaki dört kucaklaşma çeşidi yaygındır.

Jataveştitaka - Sarmaşık dolanışı Vrikşadirudaka - Ağaca tırmanış Tila-Tandulaka - Susam tohumu ile pirincin karışması Kşiraniraka - Süt ve suyun karışması

(1). Kadın, sarmaşığın bir ağacın gövdesine dolanması gibi erkeğe asılır. Erkeğin başı, kadını öpme arzusuyla dolu olarak kadına doğru eğilir ve sevgiyle bakar. Bu kucaklayışa "sarmaşık dolanışı" denir.

(2). Kadın bir ayağını sevgilisininkinin üstüne koyar, öbür ayağını ise erkeğin kalçasına dayar; bir kolunu sevgilisinin omuzuna atar, ötekini omuzun-dan aşağı sarkıtır. Alçak bir perdeden şarkı söyler ve kumrular gibi salar; bir öpücük için ona tırmanmak ister. Bu kucaklayışa "ağaca tırmanış" denir.

Bu iki kucaklaşma sevgililer ayakta ise yapılır.

(3). Sevgililer yatağa uzanırlar ve kollar ve bacaklar birbirine yapışacak şekilde birbirlerini kucaklarlar; birbirlerine sürtünürler. Bu kucaklayışa "susam tohumu ile pirincin karışması" denir.

(4). Kadın ve erkek birbirlerini çok seviyorlarsa ve birbirlerini incitmek veya acı vermek gibi endişeleri yoksa, birbirlerinin vücuduna girmeye, tek vücut olmaya çalışıyorlarmışçasına kucaklaşırlar. Kadın, erkeğin kucağına oturur ya da önünde durur ya da yatağa oturur. Bu kucaklayışa "süt ve suyun karışması" denir.

Son iki kucaklaşma cinsel birleşme söz konusuysa yapılır. Böylece Babravya bize sekiz çeşit kucaklaşma göstermiş olmaktadır. Suvarnanaba, vücudun ayrı kısımlarının esas alındığı dört kucaklaşma çeşidi daha tarif eder:

Kalçalarla kucaklaşma.

Jagana kucaklaşması -Göbekten kalçalara kadar olan kısmın kucaklaşması.

Göğüslerin kucaklaşması.
Alın kucaklaşması.

(1). Sevgililerden biri, kalçalarından birini ya da ikisini birden ötekinin kalçalarına bastırarak abanır. Bu kucaklayışa "kalçaların kucaklaşması" denir.

(2). Erkek, kadının vücudunun jagana denen orta kısmını kendisininkine bastırır ve tırnak ya da parmakla tırmalamak, ısırmak, vurmak, öpmek için yukarı kaldırır. Kadının saçları çözüktür ve aşağı sarkmıştır. Bu kucaklayışa "jagana kucaklaşması" denir.

(3). Erkek, göğsünü kadının göğüslerinin arasına koyar ve abanır. Bu kucaklayışa "göğüslerin kucaklaşması" denir.

(4). Sevgililerden biri ağzı, gözleri ve alnıyla diğerininkilere dokunur. Bu kucaklayışa "alın kucaklaşması" denir.

Bazıları köpüklenmenin bile bir tür kucaklaşma olduğunu söylerler, çünkü vücutlar birbirine dokunmaktadır. Ama Vatsyayana köpüklenmenin farklı bir zamanda farklı bir amaç için yapıldığını ve farklı bir özelliği olduğunu söyler. Bu nedenle de kucaklaşma sayılamayacağını söyler.

Bu konuda şöyle özlü sözler vardır:

"Erkeklerin hakkında sorular sorduğu, işittiği, konuştuğu tüm şekilleriyle kucaklaşma, derin bir zevke açılıştır. Cinsel birliktelik sırasında Kama Şastra'da hiç bahsedilmeyen kucaklaşmalar da olur. Bunlar sevginin ve tutkunun yükselmesinden doğar. Şastra'nın kuralları insanın tutkusu orta şiddetteyken geçerlidir, ama sevginin tekerlekleri bir defa dönmeye başlarsa ne Şastra kalır ne de kuralları."

Evlenmeye Dair « Kadını Elde Etme

Bir erkek aynı kasttan bakire bir kızla Kutsal Kitabın emirlerine göre evlendiğinde, böyle bir birleşmenin sonuçları; Darma ve Arta'ya ulaşma, çocuk sahibi olma, akraba ve arkadaş kazanımı ve lekelenmemiş aşktır.

Bu yüzden bir erkek, sevgisini iyi aileden, ana babası hayatta ve kendisinden en az üç yaş daha genç bir kıza yöneltmelidir. Kız saygıdeğer bir aileden, servet sahibi, iyi ilişkileri ve birçok akrabası ve arkadaşı olan birisi olmalıdır. Aynı zamanda güzel, iyi huylu, vücudunda şans işaretleri olan, güzel saçlı, tırnaklı, dişli, kulaklı, gözlü, göğüslü birisi olmalıdır.

Vücudunun bu kısımlarından hiçbiri, olmaları gerektiğinden fazla ya da eksik ya da tamamen noksan olmamalı ve hastalıklı bir bünyenin sorunlarıyla uğraşılmamalıdır. Tabii erkek de bu özellikleri taşımalıdır. Gotakamuka'ya göre önceden başkalarıyla birleşmiş artık bakire olmayan bir kız asla sevilmemelidir. Çünkü böyle bir şey yapmak ayıplanır.

Yukarıda anlatılan tipteki bir kızla evlenebilmek için erkeğin ana babası ve akrabaları gayret sarf etmelidir, ayrıca iki taraftan da arkadaşların yardımları istenebilir. Bu arkadaşlar kızın ana babasının dikkatini kızla evlenmek isteyebilecek diğer erkeklerin şimdiki ve gelecekte olabilecek hatalarına çekmeli ve aynı zamanda arkadaşlarının soyuna ait ve ailevi tüm mükemmelliklerini, özellikle kızın annesi tarafından beğenilecekleri, abartarak övmelidir.

Arkadaşlardan biri kendisini kâhin olarak tanıtarak, tüm şanslı kehanet (İşe başlarken insanın sol tarafından mavi bir karga uçması iyiye kehanet sayılırken, kedi geçmesi kötüye kehanet sayılır. Bu türden birçok kehanet vardır.) ve işaretleri (Erkeklerin sağ, kadınların sol gözünün kayması gibi) gezegenlerin iyi etkisini, güneşin burçlardan birinin etkisine uğur getirecek girişini, erkeğin vücudundaki ümit verici şans izlerini göstererek arkadaşının gelecekteki iyi şansını ve zenginliğini bildirir.

Diğer arkadaşları, erkeğin, onların kızlarından çok daha güzelini alma şansı olduğunu söyleyerek kızın annesinin kıskançlığını arttırmalıdır.

Gotakamuka'ya göre bir kızla ancak şans, işaretler, kehanetler ve başkalarının sözleri (Bir şeye başlamadan önce, sabah erkenden komşunun evine gidip orada aile içindeki ilk konuşmaları duymak ve duyulanların iyi ya da kötü olmasına göre girişilen işin başarı ya da başarısızlığı üstüne bir fikir edinmek bir gelenektir.) olumlu iken evlenilir veya kız ancak böyle durumlarda evlendirilir. Çünkü bir erkek her istediği zamanda evlenemez. Evlenme teklif edildiğinde uyuyan, ağlayan ya da evden çıkan ya da başkasıyla nişanlı olan bir kızla evlenilmemelidir.

Aşağıdaki tipteki kızlardan uzak durulmalıdır:

Saklı tutulmuş biri.
Kötü isimli biri.
Burnu basık biri.
Burun deliği yukarıya dönmüş biri.
Erkek biçimli biri.
Kambur yürüyen biri.
Eğri kalçalı biri.
Çıkık alınlı biri.
Kel kafalı biri.
Saflıktan hoşlanmayan biri.
Gulmadan etkilenmiş biri. (Vücuttaki herhangi bir bezin büyümesi sonucu ortaya çıkan hastalık.)
Herhangi bir şekilde biçimsiz biri.
Ergenliğe tamamen erişmiş biri.
Bir arkadaş.
Genç bir kız kardeş.
Bir Varşakari. (Avuç içleri, ayak tabanları hep terleyen kadın.)

Aynı şekilde, yirmi yedi yıldızın ya da bir ağacın ya da bir nehrin adını almış bir kız değersiz kabul edilir. İsmi "r" ya da "l" ile biten kızlar da böyle sayılır. Yalnız bazı yazarlar, refahın sadece bağlı olunan kızla evlenildiği zaman elde edileceğini, bu yüzden sevilen dışında hiçbir kızla evlenilmemesi gerektiğini söylerler.

Bir kız evlenilebilir yaşa geldiğinde, ana babası onu güzelce giydirip, herkesin kolayca görebileceği yerlere götürürler. Her öğleden sonra, kızı çekici bir tarzda giydirip süsledikten sonra kız arkadaşlarıyla birlikte spor, adak ve evlilik törenlerine yollayarak toplumda üstün duruma gelmenin yolunu göstermelidirler. Çünkü kız bir çeşit maldır. Kızlarıyla evlenmek amacıyla, arkadaşları ve akrabaları eşliğinde gelenleri nazik sözler ve dostluk işaretleriyle karşılamalıdırlar.

Kızı cazibeli giydirerek bir bahaneyle gelenlere gösterirler. Bundan sonra zenginlik zevkine hazırlanmalı, bu amaçla kızlarının evliliği ile ilgili bir karara varacakları bir tarih belirlemelidirler. Misafirler geldiğinde, ana babası kızdan banyo yapıp yemek yemesini ister.

"Her şey zamanında olur" diyerek, isteği büyütmeyip konuyu daha sonra halletmelidirler. Bir erkek, ülkenin geleneğine göre ya da kendi arzusuyla bir kız aldığında Kutsal Kitabın emirleriyle uyumlu olarak dört evlilik çeşidinden birine göre evlenmelidir.

Evlenme kısmı böylece sona erer.

Konu üzerine bazı özlü sözler vardır:

"Özlü sözleri tamamlamak, evlilik ve uğurlu törenler gibi toplumdaki eğlenceler üst seviyedekiler ya da alt seviyedekilerle değil, eşitlerimizle yapılmalıdır. Bir erkek bir kızla evlendikten sonra kıza ve akrabalarına bir hizmetkâr gibi hizmet ederse buna yüksek ilişki denir. Böyle bir ilişki iyi kişiler tarafından yasaklanmıştır. Diğer taraftan, bir erkek akrabalarıyla birlikte karısına hükmederse bu ayıplanacak ilişkiye, bilge kişiler düşük bir ilişki der. Erkek ve kadın karşılıklı zevk verir ve iki tarafın da akrabaları birbirine saygı duyarsa, buna kelimenin tam anlamıyla ilişki denir. Bu yüzden bir erkek ne daha sonra akrabalarına boyun eğmek zorunda kalacağı bir yüksek ilişkiye ne de genel olarak herkesin ayıpladığı düşük bir ilişkiye girişmelidir."

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy