Kamasutra hakkında herşey

Kadın Erkeğin Yerinde « Cinsel Birleşmeye Dair

Bir kadın âşığının devamlı birleşme sonucu yorulduğunu görünce, tutkusunu tatmin etmeden, erkeğin izniyle onu sırtüstü yatırmalı ve onun rolünü oynayarak yardımcı olmalıdır. Bunu ayrıca âşığının merakım tatmin etmek ya da yenilik isteğiyle yapabilir.

Bunu yapmanın iki yolu vardır; birincisinde birleşme sırasında dönüp âşığının üstüne çıkar ve zevki bozmadan birleşmeye bu şekilde devam eder; ikincisinde ise baştan itibaren erkeğin rolünü üstlenir. Bu durumda saçlarından çiçekler sarkarak ve kesik kesik nefes alarak sevgilisinin göğsünü göğüsleriyle bastırır ve sık sık başını eğerek erkeğin daha önce yaptıklarını tekrar eder.

Yumrukla şaka yapar ve erkeğe "sen beni yatırdın, uzun birleşmeden yoruldun, şimdi de ben seni yatıracağım" der. Sonra çekingenliğini, yorulduğunu ve birleşmeyi kesmek istediğini belirtir. Böylece bir erkeğin rolünü üstlenir.

Bir erkeğin kadına zevk vermek için yaptığı her şeye "erkeğin yaptıkları" denir. Bunlar şöyledir:

Kadın yatakta yatar ve erkeğin muhabbetine dalmışken erkek kadının giysisinin kuşağını çözer. Kadın karşı koyarsa öpücüklerle onu susturur. Lingamı kalkmışken kadının çeşitli yerlerini ellemeli ve yavaşça vücudunun çeşitli yerlerini ovmalıdır. Kadın çekingen ise ve ilk kez birlikte oluyorlarsa, erkek ellerini kadının sıkıştırmış olacağı kalçalarının arasına, eğer çok genç bir kız ise hemen elleriyle kapatacağı göğüslerine, koltuk altlarına ve boynuna koymalıdır.

Kadın görmüş geçirmiş birisiyse uygun olan her şeyi yapar. Bundan sonra saçlarını okşar, öpmek için çenesini yukarı kaldırır. Kadın eğer bir genç kız ise utanıp gözlerini kapatır. Erkek kadının hareketlerinden neyin hoşuna gidip gitmediğini anlamalıdır.

Suvarnaba'ya göre bir erkek birleşme sırasında kadına kendisinin en çok hoşlandığı şeyleri yapıyorsa, her zaman kadının baktığı yerlere bastırmaya da dikkat etmelidir.

Kadınların zevk ve tatmin olduklarına dair işaretler şunlardır: Vücudu gevşer, gözlerini kapar, utangaçlığını bir tarafa atar, iki organı alabildiğine yaklaştırmaya çalışır.

Öte yandan, zevk alma isteğinin ve tatmin olamamasının işaretleri şunlardır: Kafasını sallar, erkeğin kalkmasına izin vermez, kendisini reddedilmiş hisseder, erkeği ısırır, tekmeler ve erkek bittiği halde hareket etmeye devam eder. Böyle durumlarda erkek kadının yonisini birleşmeden önce eli ve parmaklarıyla ovmalı (aynı filin hortumuyla ovduğu gibi), yumuşadıktan sonra lingamını kadının içine koyarak devam etmelidir.

Erkeğin yapacağı şeyler şunlardır:

İleriye doğru hareket etme.
Sürtünme ya da çalkalama.
Delme.
Ovma.
Bastırma.
Yumruk atma.
Domuz yumruğu.
Boğa yumruğu.
Serçe oyunu.

(1). Organlar uygun olarak ve doğrudan bir araya geldiğinde buna organı "ileriye doğru hareket ettirme" denir.

(2). Lingam elde tutulup yoninin içinde döndürüldüğünde buna "çalkalama" denir.

(3). Yoni alçaltılıp, üst kısmına lingamla vurulduğunda buna "delme" denir.

(4). Aynı şey yoninin aşağı kısmına yapıldığında buna "sürtme" denir.

(5). Yoniye uzun süre lingamla bastırılırsa buna "bastırma" denir.

(6). Lingam yoniden biraz uzakta tutulup sonra güçlü bir şekilde vurulduğunda buna "yumruk atma" denir.

(7). Lingam yoniye sürtüldüğünde buna "domuz yumruğu" denir.

(8). Yoninin iki tarafına da sürtülürse buna "boğa yumruğu" denir.

(9). Lingam yoniden dışarı çıkartılmaksızın ileri geri hareket ettirilirse buna "serçe oyunu" denir. Bu birleşmenin sonunda olur.

Bir kadın erkeğin rolünü üstlendiğinde yukarıdaki dokuz harekete ek olarak şunları da yapmalıdır:

Maşa.
Topaç.
Salıncak.

(1). Kadın lingamı yonisinin içinde tutar, içeriye ittirir, bastırır ve içinde uzunca bir süre bekletirse buna "maşa" denir.

(2). Birleşme sırasında kadın tekerlek gibi dönerse buna "topaç" denir. Bu yalnızca uygulamayla öğrenilebilir.

(3). Böyle bir durumda erkek vücudunun üstünü kaldırıp kadın orta kısımlarını döndürürse buna "salıncak" denir.

Kadın yorulduğunda alnını âşığınınkine dayayıp organların birleşmesine engel olmadan dinlenmeli, kadın dinlendiğinde erkek dönüp birleşmeyi tekrar başlatmalıdır.

Bu konuya ilişkin bazı özlü sözler vardır: "Bir kadın kapalı olup duygularını gizli tutsa da, bir erkeğin üstüne çıktığında tüm aşkını ve tutkusunu gösterir. Bir erkek kadının karakterinden hangi durumda olduğunu ve neden hoşlandığını anlamalıdır. Aylık belirli günlerindeki bir kadın, kapalı tutulmuş bir kadın ve şişman bir kadın erkeğin rolünü oynamamalıdır."

Öpüşmeye Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Kucaklaşma, öpüşme, abanma ve tırnak ya da parmakla tırmalamanın belirli bir zamanı ve sırası yoktur. Ama genelde, bunların hepsinin cinsel birleşmeden önce yapılması gerekir; vurma ve değişik sesler çıkarma ise birleşme sırasında yapılır. Bununla birlikte Vatsyayana sevginin zaman ve sıra dinlemeyeceğini, herhangi bir şeyin her an yapılabileceğini söyler.

Ama ilk birleşmede, öpüşmenin ve yukarda bahsettiğimiz şeylerin abartılmadan uygulanması gerekir; uzun sürmesi gerekmez ancak sırayla yapılması uygun olur. Sonraki birleşmelerde bütün bunlar değiştirilebilir; ılımlılık gerekmez, uzun sürebilir ve yakılan aşk ateşi gerektiriyorsa uygulanabilir.

Öpüş alanları şunlardır: Alın, gözler, yanaklar, boyun,

göğüs, memeler, dudaklar ve ağzın iç kısmı. Lat halkı bunlara ek olarak, kalçanın kıvrımlarını, kolları ve göbeği de öperler. Vatsyayana, bu tarz öpüşlerin onların sevgilerinin yoğunluğundan kaynaklandığını ama, sadece Lat halkına özgü olduğunu herkesin uygulamasına uygun olmadığını söyler.

Bir genç kız için üç tür öpüş vardır:

1. Tüy öpüşü.
2. Çarpıntılı öpüş.
3. Dokunmak öpüş.

(1). Genç kız, sadece, dudaklarını sevgilisinin dudaklarına dokundurur, başka hiçbir şey yapmaz. Bu öpüşe "tüy öpüşü" denir.

(2). Utangaçlığını bir kenara bırakan genç kız, kendi ağzına bastıran dudaklara karşılık vermek ister. Bunun için alt dudağını kullanır, üst dudağını hareket ettirmez. Bu öpüşe "çarpıntılı öpüş" denir.

(3). Genç kız sevgilisinin dudağına diliyle dokunur; gözlerini kapatır ve ellerini erkeğin ellerine bırakır. Bu öpüşe "dokunmalı öpüş" denir.

Başka yazarlar dört çeşit öpüş daha tarif ederler: Düz öpüş. Eğilerek öpüş. Çevirerek öpüş. Abanarak öpüş.

(1). İki sevgilinin dudakları doğrudan birbiriyle temas eder. Bu öpüşe "düz öpüş" denir.

(2). Sevgililerin başı birbirlerine doğru eğilir ve öpüş sırasında bu durumda kalır. Bu öpüşe "eğilerek öpüş" denir.

(3). Sevgililerden biri, diğerinin kafasını ve çenesini tutarak kendisine çevirir ve öper. Bu öpüşe "çevirerek öpüş" denir.

(4). Alt dudağa hissedilir şekilde bir kuvvet uygulanır. Bu öpüşe "abanarak öpüş" denir.

"Kuvvetle abanarak öpüş" denen bir öpüş türü daha vardır. Bu öpüşte alt dudak iki parmakla tutulur ve ardından dil temas halindeyken dudakla büyük bir kuvvetle abanılır.

Öpüşmelerde, diğerinin dudaklarını ilk kimin öpeceğine dair bahse girilebilir. Kadın kaybederse, ellerini sallayarak sevgilisini uzak tutup bağırıyormuş gibi yapması gerekir. Ardından erkeğe, "Başka bir bahse tutuşalım" der.

Eğer ikinci defa kaybederse iki kat üzülmüş gözükmeli ve sevgilisi kendisini serbest bırakmışken ya da uyurken alt dudağını emmesi ve kaymayacak biçimde dişleriyle tutması gerekir. Sonra da gülmeli, gürültü patırtı yapmalı, erkekle alay etmeli, dans etmeli ve şakacı bir biçimde hoşlandığı şeyleri söylemeli, kaşlarını oynatmak ve gözlerini döndürmeli.

Bunlar öpüşmeyle bağlantılı bahisler ve atışmalardır, ama benzer şekilde abanmaya, tırnak ya da parmakla tırmalamaya, ısırmaya, vurmaya da uygulanabilir. Bununla birlikte bunların hepsi, yoğun bir tutku yaşayan erkek ve kadına özgüdür.

Bir erkek kadının üst dudağını öper ve kadın da onun alt dudağını öperek karşılık verirse bu öpüşe, "üst dudak öpüşü" denir.

Sevgililerden birisinin, ötekinin dudaklarını kendinin-kilerinin arasına almasına "kenetlemeli öpüş" denir. Bir kadının böyle öpmesi için erkeğin bıyıksız olması gerekir. Eğer bu öpüşme sırasında taraflardan biri diliyle, ötekinin dişlerine, ağzına ve damağına dokunursa buna "dil savaşı" denir. Aynı şekilde, biri dişleriyle ötekinin ağzına da bastırabilir.

Vücudun öpülen kısımlarına ve uygulanan öpüşlerin türüne göre öpüşler dört çeşittir. Ölçülü, dokunuş halinde, bastırarak ve yumuşak.

Bir kadın, uyuyan sevgilisinin yüzüne bakar ve öperse bu onun istek ve tutkusunun yoğunluğunu gösterir. Buna "aşk ışığı öpücüğü" denir.

Bir kadın, sevgilisi bir işle meşgulken, başka bir şeye bakarken ya da onunla atışırken, erkeği öpüp dikkati üzerine çekerse buna "akılçelen öpüş" denir.

Eve geç gelen sevgili, yatağında uyuyan sevgilisini öperse, bu onun isteğini gösterir. Bu öpüşe "uyandırma öpüşü" denir. Böyle bir durumda kadın sevgilisi eve geldiği anda uyuyormuş gibi yaparak, erkeğin niyetini ve ona ne kadar saygı duyduğunu anlayabilir.

Birisinin, sevdiğinin aynadaki, sudaki ya da duvardaki aksini öpmesine "niyeti gösteren öpüş" denir.

Birisinin, sevdiğinin önünde, kucağında oturan bir çocuğu, bir resmi, bir eşyayı öpmesine "aktarmalı öpüş" denir.

Tiyatroda ya da kast üyelerinin toplantısında, erkek, ayakta duran kadının el parmaklarından birini, oturan kadının ayak parmaklarından birini öper. Benzer şekilde kadın, sevgilisinin vücudunu köpüklerken tutkusu tahrik olmuşçasına yüzünü erkeğin kalçalarına dayar ve erkeğin kalçasını ya da ayak ucunu öper. Bu tür öpüşe "gösteriş öpüşü" denir.

Bu konuya ilişkin olarak şöyle bir özlü söz vardır:

"Sevgililerden biri diğerine ne yaparsa, aynı şekilde karşılık vermeli öteki. Kadın öperse erkek de öpmeli, kadın vurursa erkek de vurmalı."

Tırmalamaya Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Sevgi yoğunlaştığında tırnaklarla vücuda bastırılır veya tırmalanır; bunun şu durumlarda yapılması gerekir: İlk ziyarette, yolculuğa çıkarken, yolculuktan dönerken, kızgın bir sevgiliyle barışırken ve son olarak kadın zevkten kendinden geçmişken.

Tırnaklarla bastırmanın pek yaygın bir uygulama olmadığını, yoğun, yani tam tutkularda görüldüğünü eklememiz gerek. Isırmayla birlikte yapılması uygundur.

Tırnakla bastırma, izin yerine göre sekiz çeşide ayrılır:

1. Sesli.
2. Yarım ay.
3. Tam daire.
4. Düz çizgi.
5. Kaplan pençesi.
6. Tavuskuşu ayağı.
7. Tavşan sıçrayışı.
8. Mavi nilüfer yaprağı.

Tırnaklarla bastırma genellikle şu bölgelere yapılır: Koltuk altı, boyun, göğüsler, dudaklar, jagana ya da vücudun orta kısmı ve kalçalar. Ama Suvarnanaba'nın görüşüne göre tutkunun şiddeti arttığında böylesi sınırlamalar anlamsızlasın

İyi bir tırnağın görünüşünün parlak, iyi kesilmiş, temiz, kırılmamış, dışbükey, yumuşak ve cilalanmış olması gerekir. Ölçülerine göre tırnaklar üçe ayrılır:

Küçük.
Orta.
Büyük.

Büyük tırnaklar ele zarif bir hava verir ve kadınların kalbini hemen kazanır. Bengallilerin tırnakları böyledir.

Küçük tırnaklar çok değişik biçimlerde olabilir ve yalnızca zevk veren nesnelerle birlikte uygulanır. Güney bölgesinde yaşayanların tırnakları böyledir.

Orta tırnaklar, hem küçük hem de büyük tırnakların özelliklerini taşır. Maharaştra halkının tırnakları böyledir.

(1). Birisi, karşısındakinin çenesine, göğüslerine, alt dudağına ve jaganasına hiç iz bırakmayacak şekilde yumuşakça bastırır. Öyle ki tırnakların dokunuşu yalnızca saçları ürpertir ve tırnakların kendisinden bir ses çıkar. Buna "tırnaklarla bastırma ya da ses çıkarma" denir.

Böyle bastırma, genç kızın sevgilisinin onu köpüklemesi, başını tırmalaması ve onunla uğraşmak istemesi durumunda yapılır.

(2). Tırnaklarla boyun ve göğüslere yapılan eğri izlere "yarım ay" denir.

(3). Yarım ayların karşılıklı yapılmasına "tam daire" denir. Tırnaklarla yapılan bu izler genellikle göbeğe, kalçalardaki küçük oyuklara ve kalçaların birleşme yerlerine yapılır.

(4). Küçük bir çizgi biçiminde olan ve vücudun herhangi bir yerine yapılabilen ize "düz çizgi" denir.

(5). Yukarıdaki düz çizginin eğri biçiminde ve göğse yapılması durumunda buna "kaplan pençesi" denir.

(6). Göğüse beş parmakla birden yapılan eğri ize "tavuskuşu ayağı" denir. Bu iz övülmek amacıyla yapılır ve uygulaması çok büyük bir beceri gerektirk.

(7). Göğüs uçlarına doğru ve birbirine yakın olmak üzere beşli tırnak izine "tavşan sıçrayışı" denir.

(8). Göğüse ya da kalçaya yapılan mavi nilüfer yaprağı biçimindeki ize "mavi nilüfer yaprağı" denir.

Yolculuğa çıkan birisinin, sevgilisinin kalçalarında ya da göğsünde bıraktığı ize "hatırlama andacı" denir. Böyle bir durumda tırnaklarla birbirine yakın dört beş iz bırakılır.

Böylece tırnaklarla iz bırakma kısmının sonuna geldik. Eski yazarlara göre, yukarıda anlatılanların dışında iz bırakma türleri de vardır. Erkekler arasında bu sanatın herkesçe bilmen uygulaması açısından, sayısız beceriklilik durumuna bağlı olarak iz bırakma yolları da sayısız olmaktadır. Tırnaklarla bastırma ya da iz bırakma sevgiden bağımsız olduğundan hiç kimse kaç değişik iz olduğunu kesinlikle söyleyemez.

Vatsyayana bunun nedeninin, sevgide çeşitliliğin zorunlu olmasıyla, yani sevginin çok değişik yollarla ortaya konulması olduğunu söyler. Değişik yol ve araçlar bilen zevk kadınları, bütün sanat ve eğlencelerde çeşitlilik öngörüldüğü için çok arzulanırlar. Tıpkı okçulukta daha ne kadar araştırılması gerektiğinin bilinememesi gibi.

Evli kadınlarda genelde tırnak izi bırakılmamalıdır, ama çok özel bir yere, hatırlanmak ve sevginin artması için belirli bir tırnak izi bırakılabilir.

Bu konuda şöyle özlü sözler vardır:

"Vücudunun özel kısımlarında tırnak izlerini gören kadının aşkı, izler eski ve aşınmış da olsa, yeniden canlanır ve tazelenir. Eğer aşkın dehlizlerinden birlikte geçtiği birisini hatırlatacak tırnak izleri yoksa, uzunca bir süre yatılmazsa aşk azalır gider."

Genç bir kadının göğsündeki tırnak izlerini bir yabancı bile görse, ona karşı sevgi ve saygı duyar. (Bu durum, kadınların göğüslerinin örtülmediği eski zamanlara aittir. Ajunta ve öteki mağara resimlerinde, kraliyet ailesinin kadınlarının bile göğüslerinin sergilendiğini görmekteyiz.}

Aynı şekilde vücudunda bir kadının diş ve tırnak izlerini taşıyan bir erkek bunlarla çok katı görünen bir kadını bile etkiler. Kısacası başka hiçbir şey, tırnaklarla iz bırakma ve ısırma kadar sevgiyi arttırmaz.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy