Kamasutra hakkında herşey

Vurma ve Seslere Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Aşkın çelişkili ve ayrılığa eğimli olmasından dolayı cinsel birleşme, bir kavganın ardından yapılabilir. Tutkuyla vurma noktaları vücudun özel yerleridir:

Omuzlar.
Baş.
Göğüslerin arası.
Sırt.
Jagana, yani vücudun orta kısmı.
Yan taraflar.

Dört türlü vurma vardır:

Elin tersiyle vurma.
Parmakları biraz bükerek vurma.
Yumrukla vurma.
Elin içiyle vurma.

Sebep olduğu acıdan dolayı vurma ıslık gibi bir ses çıkartır. Bu sesler sekiz çeşittir:

Hin sesi.
Yıldırım sesi.
Kumru sesi.
Ağlama sesi.
Put sesi.
Pat sesi.
Süt sesi.
Plât sesi.

Bu seslerin yanı sıra, "anne" gibi anlamlı sözcükler de söylenebilir; bunlar yasaklama, yeterlilik, özgürlük arzusu, acı ya da övgü ifade ederler. Bu seslere ara sıra güvercin, guguk kuşu, yeşil güvercin, papağan, bal arısı, serçe, flamingo, ördek ve sığırcık sesleri de eklenebilir.

Yumruk darbeleri kadın erkeğin kucağında otururken sırtına uygulanmalıdır. Erkek bunu abartmışsa kadın kızarak yumrukla yanıt verir ve kumru sesi ve ağlama sesi çıkartır. Birleşme sırasında kadının göğüslerinin ortasına elin tersiyle, önce yavaş ve sonra artan uyarılmaya uygun olarak birleşme bitene kadar vurulur.

Bu sırada Hin sesi ve diğerleri alışkanlıklara göre, hangisi istenirse çıkartılabilir. Erkeğin Pat sesi çıkartırken, elini biraz bükerek kadının kafasına vurmasına Prasritaka denir. Bu duruma uygun sesler kumru sesi, Pat sesi ve ağzın içinde çıkartılan Put sesi ve birleşmenin sonunda iç çekme ve ağlama sesidir. Pat sesi yarılan bir bambunun sesi taklit edilerek çıkartılır.

Put sesi suya düşen bir şeyin çıkardığı sestir. Bütün bunlar sırasında öpüşme ve benzeri şeyler başladığında kadın ıslık gibi bir ses çıkartarak karşılık verir. Uyarılma sırasında kadın vurulmaya alışkın değilse, sürekli, "anne," "baba" sözcüklerinin yanı sıra iç çekme, ağlama ve yıldırım sesiyle karışık olarak yasaklama, yeterlilik, özgürlük arzusunu dile getirir. (Aşk sanatını iyi bilen bir erkek, birleşme sırasında kadınların nasıl birbirlerinden farklı iç çekmeler ve sesler çıkardığını da bilir. Bazı kadınların sevgiyle konuşulmaktan, bazıları şehvetli davranışlardan, bazıları kötü konuşmaktan hoşlanır vs. Bazı kadınlar kendilerini zevke bırakıp sessizce gözlerini kapatırlar, bazıları büyük gürültü yaparlar, bazıları da neredeyse yok olmuş gibi çekilirler. Büyük sanat, kadınlara en büyük zevki neyin verdiğini ve kadınların en çok nelerden hoşlandıklarını araştırmaktır}

Birleşmenin sonlarına doğru, kadının göğüslerine, jaganasına ve yanlarına açık elin içiyle birleşme bitene kadar kuvvetle bastırılır ve birleşmenin ardından bıldırcın, kaz sesine benzeyen sesler çıkartılır.

Bu konuya ilişkin iki adet özlü söz vardır: "Erkekliğin karakteristiklerinin kabalık ve şiddetten ibaret olduğu; zayıflık, hassaslık, duyarlılık ve hoşa gitmeyen şeylerden uzaklaşma eğiliminin ise kadınlığın belirgin işaretleri olduğu söylenir. Tutkunun uyarılması ve garip alışkanlıklar bazen yukarıda bahsettiklerimize aykırı şeylere yol açabilir, ama bu durum uzun sürmez ve sonunda doğal duruma yeniden dönülür."

"Göğüse kama, başa makas, yanaklara kavrayıcı bir alet ve göğüsler ve yanları sıkıştıracak bir şey dört vuruş modeli daha oluşturur; böylece toplam sekiz çeşit vuruş olur. Ama bu aletlerle vuruş güney bölgesinin insanlarına hastır ve bu aletlerin bıraktığı izler kadınların göğüslerinde görülür. Her ne kadar bölgeye has gariplikler olsa da Vatsyayana'ya göre acı veren, barbarca, alçaltıcı ve tekrarlamaya değmeyecek bir uygulamadır.

Aynı şekilde bir bölgeye has garipliklerin her zaman her yere uyarlanması gerekmez ve uygulandıkları yerlerde bile aşırılıklara izin verilmemesi gerekir. Bu zararlı uygulamalardan bazıları şunlardır: Pançalas Kralı, zevk kadını Madavasena tarafından birleşme sırasında kama kullanılarak öldürülmüştür. Kuntalas Kralı Şatakarni Şatavahana bir makasla büyük Kraliçesi Malayavati'nin hayatına son vermiştir ve sarhoş bir dansçı kızın sürtme aletini yanlış kullanması Naradeva'nın elini yaralamıştır."

Bu konuya ilişkin iki özlü söz daha vardır:

"Bunların ne birer birer sayılabilecek adları ne de belirli kuralları vardır. Bir kere birleşme başladığında, tutku tek başına vücudun bütün hareketlerini yönlendirir."

"Böyle tutkulu davranışlar ve âşıkane davranışlar cinsel ilişki sırasında birdenbire ortaya çıkarlar ve tanımlanamazlar ve düşler gibi düzensizdirler. Beşinci dereceden harekete ulaşmış olan bir at, körlemesine bir hızla yoldaki çukurları, hendekleri ve durak yerlerini görmeksizin koşturur; birleşmenin sıcaklığında tutkuyla körleşen âşıklar da aynı şekilde davranırlar ve büyük bir şiddetle, aşırılıklara hiç dikkat etmeksizin devam ederler. Bu nedenle aşk sanatını ve kendi gücünü iyi bilen, aynı zamanda da hassas ve şiddetli olan ve genç kadınların gücünü de iyi bilen birisinin bunlara uygun davranması gerekir. Değişik birleşme çeşitleri her zaman ve herkes için geçerli değildir; yalnızca uygun zamanlarda ve uygun yerlerde uygulanabilirler."

Cinsel Birleşme Çeşitleri « Cinsel Birleşmeye Dair

BİRLEŞME ÇEŞİTLERİ

Erkekler lingamlarının büyüklüğüne göre üç sınıfa ayrılır: Tavşan erkek, boğa erkek, at erkek.

Kadınlar da yenilerinin derinliklerine göre üçe ayrılırlar: Geyik, kısrak, fil.

Büyüklükleri birbirine uyan kişiler arasında üç eşit birleşme vardır. Büyüklüklerin uymadığı altı eşit olmayan birleşme vardır. Tablonun gösterdiği gibi toplam dokuz çeşit birleşme vardır.

Bu eşitsiz birleşmelerde erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkini aşarsa, erkeğin, kendisininkine yakın derinlikteki kadınla birleşmesine şiddetli birleşme denir; şiddetli birleşme iki çeşittir. Erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkinin derinliğinden çok fazlaysa buna en şiddetli birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Öte yandan, yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden fazlaysa, kadının, kendisininkine yakın büyüklükteki erkekle birleşmesine zayıf birleşme denir; zayıf birleşme iki çeşittir. Yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden çok fazlaysa buna en zayıf birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Başka bir deyişle, at ve kısrak, boğa ve geyik şiddetli birleşmeyi oluştururken at ve geyik en şiddetli birleşmeyi oluştururlar. Kadın açısından fil ve boğa, kısrak ve tavşan zayıf birleşmeleri oluştururken, fil ve tavşan en zayıf birleşmeyi oluştururlar.

Büyüklüklere göre dokuz çeşit birleşme vardır. Bunların arasından eşit birleşmeler en iyileridir, aşırı uçtaki-ler yani en şiddetli ve en zayıf olanlar en kötü birleşmelerdir, geri kalanların şiddetlisi (Şiddetli birleşmelerin zayıf birleşmelerden iyi olduğu söylenir. Zayıf birleşmede kadının tatmin olması çok güçken, şiddetli birleşmede erkek kadını incitmeksizin kendi tutkusunu tatmin edebilir) zayıfından iyi olmak üzere orta derecededirler.

Tutku veya cinsel arzunun gücüne göre de dokuz çeşit birleşme vardır. Cinsel birleşme sırasındaki arzusu fazla olmayan, menisi yetersiz olan ve kadının sıcak kucaklamalarına dayanamayan bir erkeğe az tutkulu bir erkek denir.

Bu davranıştan farklılık gösteren kişilere orta derece tutkulu erkek denirken, yoğun tutkulu olanlar arzu doludur.

Aynı şekilde, kadınların da yukarıda belirtilen üç duygu derecesine sahip olduğu farz edilir.

Son olarak zaman açısından üç değişik erkek ve kadın vardır: Kısa zamanlı, orta zamanlı ve uzun zamanlı. Yukarıda belirtildiği gibi bunların da dokuz birleşme çeşidi vardır.

Bu son konuda kadın hakkında belirtilmesi gereken bir görüş farklılığı vardır.

Oddalika'ya göre, "Kadınlar erkekler gibi boşalmazlar. Erkekler arzularını kolaylıkla giderirler. Kadınlar arzunun bilincinde olduklarından dolayı, kendilerini tatmin eden bir çeşit zevk hissederler; ne çeşit bir zevk hissettiklerini size söylemeleri olanaksızdır. Bundan çıkan sonuç, erkeklerin birleşme sırasında boşaldıktan sonra durdukları ve tatmin oldukları ama bunun kadınlarda böyle olmadığıdır."

Bu görüşe çeşitli açılardan karşı çıkılır: Eğer erkek uzun süreliyse kadın onu daha fazla sever, ama eğer kısa süreliyse tatmin olmaz. Bu durum bazılarına göre kadınların da boşaldığını gösterir.

Bu görüş geçerli değildir, çünkü bir kadının arzusunu karşılamak uzun süre alırsa ve bu sürede çok zevk alıyorsa devamını istemesi çok doğaldır. Bu konuda şöyle bir özlü söz vardır:

"Erkeklerle birleşmede kadının şehveti, arzusu veya tutkusu tatmin edilir ve zevk de onların tatmin edilmelerinin bilincine varmalarından ortaya çıkar."

Bununla birlikte Babravya'nın izleyicileri, kadının sıvısının cinsel birleşmenin başından sonuna kadar gelmeye devam ettiğini ve böyle olmasının doğru olduğunu söylerler. Çünkü sıvı olmazsa döl de olmaz.

Buna bir itiraz vardır. Birleşmenin başında kadının tutkusu orta derecededir ve âşığının sert bastırmalarına dayanamaz. Ama tutkusunun dereceleri vücudunun varlığını unutana kadar artar ve sonunda birleşmenin daha fazla devam etmesini istemez.

Bununla birlikte bu itiraz geçerli değildir. Çünkü çömlek tekerleği gibi büyük bir güçle dönen sıradan şeylerde bile hareketin ilk önce yavaş yavaş başladığını ama derece derece çok hızlandığını görürüz. Aynı şekilde tutkusu yavaş yavaş artan bir kadın, tüm sıvısı boşaldığında birleşmeye ara verme arzusu duyar. Buna ilişkin bir özlü söz şöyledir: "Erkeğin sıvısının gelmesi sadece birleşmenin sonunda olurken kadının sıvısı devamlı gelir. İkisinin de sıvısı geldikten sonra birleşmeye ara vermek isterler."

Son olarak Vatsyayana'ya göre, kadının sıvısı aynı erkeğinki gibi gelir.

Şimdi şu soru sorulabilir: Eğer erkek ve kadın aynı çeşit varlıklarsa ve aynı sonuçları yaratmak için çalışıyorlarsa, neden farklı işler yapmaları gerekmektedir.

Vatsyayana'ya göre bu böyledir. Çünkü çalışma yolları gibi zevk bilinci de erkek ve kadında farklıdır. Erkeklerin yöneten, kadınların yönetilen olduğu çalışma yollarındaki fark, erkeklerin ve kadınların doğasından kaynaklanır. Böyle olmasaydı bazen yöneten yönetilen kişi olurdu ya da "vice versa" (tam tersi). Çalışma yollarının farklılığını zevk bilincinin farklılığı izler; çünkü bir erkek "Bu kadın benimle yattı," bir kadın ise "Ben bu erkekle yattım" diye düşünür.

Eğer kadın ve erkeklerin çalışma yolları farklıysa, hissettikleri zevkte bu yolların bir sonucu olan bir farklılık neden olmasın diye sorulabilir.

Bu itiraz dayanaksızdır. Çünkü yöneten ve yönetilen kişiler farklı türden olduğu için, çalışma yollarında farklılık için bir neden vardır. Ama hissettikleri zevkte farklılık için bir neden yoktur.

Çünkü ikisi de yaptıkları hareketten doğal olarak zevk alırlar. (Bu, eski Sanskrit yazarları arasında hem yazılı hem de sözlü olarak, çok tartışılan bir tezdir. Belli önermelerden hareket edip sonra bunlardan yana veya bunlara karşı savlar geliştirirler. Burada yazarın kast ettiği, birleşme ediminden hem kadının hem de erkeğin zevk aldığıdır. Her biri farklı yollar izler ve ortak hareketlerinden zevkin bilincine ayrı ayrı, diğerini göz önünde bulundurmaksızın varırlar. Her birinin yaptıkları ve zevk bilinçleri farklıdır. Ama hissettikleri zevk aynıdır, yalnızca biraz daha çok ya da daha azdır.)

Yine bu konuda bazılarına göre aynı işi yapan farklı insanların aynı amaç ve sonuca ulaştıklarını görürüz. Erkek ve kadında ise tam tersi olarak, her birinin kendi sonucuna ayrı ayrı ulaştıklarını görürüz, bunlar birbirine uymaz. Ama bu hatalı bir görüştür, çünkü bazen aynı anda yapılan iki şey görürüz. Örneğin koçlar döğüşürken iki koç da çarpışmayı kafalarında aynı anda hissederler.

Birilerinin birbirlerine filelması atarken veya güreşçilerin döğüşünde olduğu gibi. Bu örneklerde yapılan şeylerin aynı türden olduğu söylenirse, erkek ve kadın olayında da, iki kişinin doğasının aynı olduğu yanıtı verilebilir. Çalışma yollarında bir farklılık varsa, bu, yalnızca onların düzenleme biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bundan da erkeğin kadınla aynı zevke tâbi olduğu sonucu çıkar.

Bu itiraza ilişkin olarak da şöyle bir özlü söz vardır: "Erkek ve kadının doğası aynıdır, aynı zevki hissederler. Bundan da, bir erkeğin onu sonsuza dek sevecek bir kadınla evlenmesi gerektiği sonucu çıkar."

Böylece erkek ve kadının zevkinin aynı olduğunu kanıtladıktan sonra sıra zamana geldi. Nasıl tutkunun gücüne uygun olarak dokuz çeşit cinsel ilişki varsa, zamana göre de dokuz çeşit cinsel ilişki vardır.

Böylece büyüklüğüne, tutkunun gücüne ve zamana göre ayrı ayrı dokuz çeşit birleşme olduğunu gördük. Bunlardan yapılacak kombinasyonlarla sayısız birleşme çeşidi elde edilebilir.

Böylece erkeğin, belirli bir cinsel birleşme türünde, ona uygun yollara başvurması gerekir. (Bu paragraf özellikle yazılmıştır. Evli erkeklere ve eşlerine uygulanır. Erkeklerin çoğu kadınların hissettikleri konusunda alabildiğine cahildir ve kadının tutkularına biraz bile dikkat etmez. Bunu anlamak, bu konuda çalışmak için elzemdir. Zevk alması için kadın, firma verilecek hamurun hazırlanması gibi cinsel ilişkiye hazırlanmalıdır.)

Cinsel birleşmenin ilkinde, erkeğin tutkusu yoğundur ve zaman kısadır. Ama aynı günkü son birleşmede durum tersine döner. Kadın içinse tam tersi söz konusudur. İlkinde tutku zayıf, zaman uzundur; aynı günkü son birleşmelerde tutkusu yoğun, zamanı kısa olur, ta ki tutkusu tatmin olana dek.

SEVGİNİN DEĞİŞİK TÜRLERİNE DAİR

Toplumun bilge insanlarının görüşlerine göre dört tür aşk vardır:

1. Sürekli alışkanlıkla kazanılan sevgi.
2. İmgelemden doğan sevgi.
3. İnançtan doğan sevgi.
4. Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi.

(1). Bazı edimlerin sürekli ve aralıksız yapılmasından doğan sevgiye, sürekli uygulamanın ve alışkanlığın doğurduğu sevgi denir. Örneğin cinsel ilişki sevgisi, avlanma sevgisi, içki içme sevgisi, kumar sevgisi, vs.

(2). Alıştığımız birtakım şeylerden değil de, tamamıyla fikirlerden çıkan sevgiye imgelemden doğan sevgi denir. Örneğin, bazı erkeklerin, kadınların ve hadımların opariştaka yani ağız seksi için duyduğu sevgi ve kucaklaşma, öpüşme gibi şeylerden duyulan sevgi, vs.

(3). İki tarafta da ortak olan ve taraflardan birinin diğerini tam anlamıyla kendisi gibi görmesiyle doğruluğu kanıtlanmış olan sevgiye bilgelerce inançtan doğan sevgi denir.

(4). Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi çok açıktır ve herkesçe çok iyi bilinir. Çünkü verdiği zevk, diğer sevgi çeşitlerinin verdiği zevkten üstündür; yalnızca kendisi için vardır.

Cinsel birleşmeye dair bu bölümde söylediklerimiz bilge birisi için yeterlidir. Ama bilgisizleri manen yükseltmez. Aynı konu şimdi daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Birleşmeyi Başlatma ve Bitirme « Cinsel Birleşmeye Dair

Yurttaş yıkanmış ve giyinmiş olarak kadını, çiçeklerle süslenmiş ve parfüm kokulu zevk odasında, arkadaşları ve hizmetkarlarıyla karşılayarak serinletici bir şeyler içmeye davet eder. Daha sonra kadının sol tarafına oturarak saçını tutar. Giysisine dokunacak şekilde otururken kadını yavaşça sağ koluyla sarar. Çeşitli konular hakkında eğlenceli muhabbetler yaparlar.

Ayrıca genelde toplumda konuşulmayan ve kaba kabul edilen şeylerden de bahsedebilirler. Daha sonra şarkı söylerler (hareketler eşliğinde olabilir), müzik aletleri çalarlar, sanatlardan bahsedip birbirlerini bir şeyler içmeye ikna ederler. Kadın sonunda aşk ve tutkuya yenildiğinde, yurttaş çevresindeki insanlara çiçekler, yağlar, fındık yaprakları vererek uzaklaştırır. Yalnız kaldıklarında önceki kısımlarda anlatıldığı gibi devam etmelidir.

Cinsel birleşmeye böyle başlanır. Birleşmenin sonunda âşıklar birbirlerine bakmadan ayrı ayrı banyoya giderler. Bundan sonra kendi yerlerinde oturarak biraz fındık yaprağı çiğnerler. Yurttaş kadının vücuduna eliyle biraz saf sandal ağacı yağı ya da başka bir yağ sürer. Daha sonra kadını sol koluyla sararak ikna edici sözlerle elinde tuttuğu içkiyi içirmelidir.

Kadına içmek için su da verebilir. Zevklerine göre tatlı ya da herhangi bir şey yiyip taze meyve suyu, (Hindistan'da kakao fıstığı ağacının, hurma ağacının ve çeşitli palmiye ağaçlarının suları içilir. Bunlar hemen bozulur, fermantasyona uğrar ve liköre dönüşür.) çorba, yulaf lapası, et suyu, şerbet, mango suyu, limonata ya da farklı ülkelerde içilen herhangi bir tatlı, hafif ve saf olan şeyler içilir.

Âşıklar sarayın ya da evin terasında oturarak ay ışığını seyredip güzelce muhabbet edebilirler. Bu arada, kadın erkeğin kucağında yüzü aya dönük otururken yurttaş ona çeşitli gezegenleri, sabah yıldızını, kutup yıldızını ve Büyük Ayı'yı gösterir. Böylece cinsel birleşme sona erer.

Birleşmenin çeşitleri şunlardır:

Aşk birleşmesi.
Aşkla biten birleşme.
Yapay aşk birleşmesi.
Aktarmalı aşk birleşmesi.
Hadımlarınki gibi birleşme.
Hileli birleşme.
Kendiliğinden birleşme.

(1). Birbirlerini bir süredir seven erkek ve kadın zorlukla bir araya gelir ya da ikisinden biri seyahatten döner veya bir kavga yüzünden ayrıldıktan sonra barışırlarsa o zaman birleşmeye "aşk birleşmesi" denir. Âşıkların isteklerine göre ve seçtikleri biçimde yapılır.

(2). Birbirlerine olan aşkları henüz daha başlangıçta olan iki kişi birlikte olurlarsa birleşmelerine "aşkla biten birleşme" denir.

(3). Bir erkek, öpüşme vs. gibi altmış dört sanat aracılığıyla uyarılmaya çalışırsa ya da gerçekte başka insanlara bağlı bir erkek ve bir kadın bir araya geldiğinde birleşmelerine "yapay aşk birleşmesi" denir. Böyle bir zamanda Kama Şastra'da bahsedilen bütün yollar kullanılmalıdır.

(4). Bir erkek kadına ilgi duyduğu halde, birleşmenin başından sonuna kadar başka bir kadını düşünürse buna "aktarmalı aşk birleşmesi" denir.

(5). Bir erkek ve bir kadın su taşıyıcısı ya da aşağı kasttan bir hizmetçi arasında arzu tatmin olana kadar süren ilişkiye "hadımlar gibi birleşme" denir. Bu birleşmede dokunma, öpme ve el hareketleri olmamalıdır.

(6). Bir zevk kadını ve köylü arasındaki ilişki ile yurttaşlar ve köylü kadınlar ve sınır ülkelerinin kadınları arasındaki birleşmeye "hileli birleşme" denir.

(7). Birbirlerine bağlı olan ve zevkleri için yapılan birleşmeye "kendiliğinden birleşme" denir. Böylece birleşme çeşitleri sona ermiş olur.

Şimdi aşk kavgalarından bahsedeceğiz.

Bir erkeğe çok âşık olan bir kadın, rakibesinin adını duymaya, onunla ilgili konuşmalara, yanlışlıkla onun ismiyle hitap edilmesine tahammül edemez. Böyle bir şey olursa büyük bir kavga çıkar, kadın bağırır, kızar, saçını dağıtır, âşığına vurur, giysilerini ve süslerini parçalayarak kendisini yataktan ya da koltuğundan yere atar.

Böyle bir zamanda âşığı kadını sakinleştirmeye çalışmalı, dikkatlice kaldırıp yatağa yatırmalıdır. Ama kadın sorularına yanıt vermeyerek, artan bir kızgınlıkla erkeğin saçını çekerek kafasını yatırmalı, kollarına, kafasına, göğsüne ya da sırtına bir, iki ya da üç kez vurduktan sonra odanın kapısına doğru ilerler.

Dattaka'ya göre daha sonra kadın sinirli bir şekilde kapının yanına oturur ve gözyaşı döker; yalnız dışarı çıkmamalıdır, çünkü gittiği için hatalı sayılacaktır. Bir süre sonra âşığının sakinleştirici konuşmalarının ve hareketlerinin maksimuma ulaştığını düşündüğünde, sert ve kötü sözler söyleyerek erkeğe sarılır, aynı zamanda birleşme için de istek gösterir.

Kadın kendi evindeyken âşığıyla kavga ederse, gidip erkeğe nasıl kızgın olduğunu göstermeli ve erkeği terk etmelidir. Yurttaş kadını sakinleştirmek için Vita, Viduşeka veya Pitamurda yolladıktan sonra, eve dönerlerken onlara eşlik etmeli ve geceyi kadınla geçirmelidir.

Böylece aşk kavgaları sona ermiş olur.

Sonuç olarak,

Babravya'nın bahsettiği altmış dört sanatı uygulayan bir erkek amacına ulaşır ve yüksek nitelikli kadınlarla birlikte olur. Diğer konular hakkında iyi konuşsa da altmış dört sanatı bilmezse bilgili insanlar arasında ona saygı duyulmayacaktır. Başka bilgilerden yoksun olan ama altmış dört sanatı iyi bilen bir erkek herhangi bir kadın veya erkek topluluğunda lider olur.

Altmış dört sanata saygı duymayan bir erkek, bilgelerin, kurnazların ve zevk kadınlarının onlara saygı duyduğunu göz önünde bulundurmalıdır. Altmış dört sanat saygın ve büyüleyici olduğundan ve kadınların yeteneklerini arttırdığından dolayı Açaryalar tarafından kadınlara yardımcı olarak nitelenirler. Altmış dört sanatta yetenekli bir erkeğe karısı, başkalarının karıları ve zevk kadınları tarafından aşkla yaklaşılır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy