Kamasutra hakkında herşey

Zevk Kadınlarının Amacı « Zevk Kadınlarına Dair

Zevk kadınları erkeklerle ilişki kurarak hayatlarını kazandıkları gibi cinsel zevk de alırlar. Bir zevk kadını bir erkekle âşık olduğu için birlikte yaşarsa eylem doğaldır; ama para almak amacıyla erkeğe başvurursa eylem yapaydır, zorlamadır. İkinci durumda bile aşkı doğalmış gibi davranmalıdır. Çünkü erkekler onları açıkça seven kadınlara güvenirler. Aşkını erkeğe gösterirken hırstan tamamen uzak olmalıdır. Gelecekteki itibarı için kanunsuz yollarla para kazanmaktan çekinmelidir.

Bir zevk kadını iyi giyinmiş ye süslerini takmış olarak evinin kapısında oturur veya ayakta durur. Kendisini fazla göstermeden, vitrindeki satılık bir mal gibi geçenler tarafından görülecek şekilde yola bakar. Erkekleri diğer kadınlardan ayırıp kendisine bağlamasına, şanssızlıkları gidermesine, servet kazanmasına yardımcı olacak dostluklar kurmalı ve onu zorbalardan koruyacak veya onlarla başa çıkacak kişilerle anlaşması olmalıdır.

Bu kişiler şunlardır:

Şehrin muhafızları veya polis.
Adalet mahkemelerindeki memurlar.
Kâhinler.
Güçlü veya ekonomide sözü geçen erkekler.
Bilge erkekler.
Altmış dört sanatın öğretmenleri.
Pitamardalar veya dert ortakları.
Vitalar yani asalaklar.
Viduşakalar yani soytarılar.
Çiçek satıcıları.
Parfümcüler.
İçki satıcıları.
Çamaşırcılar.
Berberler.
Dilenciler.
Ve elde edilmesi düşünülen belirli bir şey için gerekli olabilecek kişiler.

Aşağıdaki erkeklerle sadece para almak amacıyla yaşanabilir:

Bağımsız geliri olan erkekler.
Genç erkekler.
Hiçbir bağı olmayan erkekler.
Kralın otoritesi altındaki mevki sahibi erkekler.
Yaşamlarını zorluk olmadan sürdürmüş erkekler.
Hiç bitmeyecek gelir kaynağına sahip erkekler.
Kendilerini yakışıklı bulan erkekler.
Her zaman kendileriyle övünen erkekler.
Hadım olan, ama erkek olarak bilinmek isteyen birisi.
Kendisine eşit olanlardan nefret eden birisi.
Doğal olarak açık görüşlü olan birisi.
Kralı ya da bakanlarını etkileyebilecek birisi.
Her zaman şanslı olan birisi.
Zenginliğiyle gurur duyan birisi.
Büyüklerinin emirlerine uymayan birisi.
Kastının üyelerinin gözlediği birisi.
Zengin bir babanın tek oğlu.
Arzuyla içsel olarak derdi olan bir münzevi.
Cesur bir erkek.
Kralın bir hekimi.
Zevk kadınının önceden tanıdıkları.

Öte yandan, mükemmel niteliklere sahip kişilerle de aşk ve ün için birlikte yaşanır.

Böylesi erkekler şunlardır:

Doğuştan soylu, bilge, dünyayı iyi tanıyan, doğru zamanda doğru şeyleri yapan erkekler, şairler, iyi öykü anlatıcılar, güzel konuşan erkekler, enerjik, birçok sanatta yetenekli, geleceği gören, çok zeki, kararlı, çalıştığı yere bağlı, hiç kızmayan, açık görüşlü, ana babasına saygılı, toplumsal toplantıları seven, başkaları tarafından başlanmış şiirleri tamamlamada ve diğer sporlarda yetenekli, hiçbir hastalığı olmayan, vücudu mükemmel olan, kuvvetli, içme alışkanlığı olmayan, cinsel birlikteliklerde güçlü, toplumsal, kadınlara sevgi gösterip onların kalplerini çalan ama kendisini onlara adamayan, bağımsız gelir kaynaklarına sahip, hasetten uzak ve son olarak her türlü şüpheden uzak erkekler.

Bunlar bir erkeğin iyi nitelikleridir.

Kadın ayrıca şu özelliklere sahip olmalıdır:

Uğur getirici vücut işaretleriyle güzellik ve yumuşak bir huya sahip olmalıdır. Diğer insanlardaki iyi nitelikleri ve zenginliği sevmelidir. Aşktan doğan cinsel birleşmelerden zevk almalıdır. Kararlı bir kafa işleyişi olmalı ve cinsel zevk alacağı erkekle aynı sınıftan olmalıdır.

Deneyim ve bilgi edinmek için her zaman merakı olmalıdır. Hırstan uzak kalmalı ve her zaman toplumsal toplantıları ve sanatları sevmelidir.

Bütün kadınların şu sıradan özellikleri vardır:

Zekâya, iyi karaktere ve iyi tavırlara sahip olmak; davranışlarda açık olmak, değerbilir olmak; bir şey yapmadan geleceği düşünmek, etkin olmak, uyumlu davranışlarda bulunmak, bir şey yapmanın doğru yer ve zamanını bilmek, her zaman bayağılık, yüksek sesle gülme, kötücüllük, kızgınlık, hırs, sıkıcılık veya aptallık olmadan konuşmak, Kama Sutra bilmek ve ona ilişkin sanatlarda becerikli olmak.

Kadınların hatası yukarıdaki iyi niteliklerden birine sahip olmamakla gösterilir.

Zevk kadınları aşağıdaki türden erkeklerle birlikte yaşamamalıdır:

Veremli birisi, hastalıklı birisi, ağzında kurtlar olan birisi, ağzı insan dışkısı gibi kokan birisi, karısı ona yakın olan birisi, kaba konuşan birisi, hep şüpheci olan birisi, hırslı olan birisi, kendisini beğenmiş olan birisi, büyücülükle ilgisi olan birisi, saygı ya da saygısızlıkla

İlgilenmeyen birisi, düşmanları tarafından parayla satın alınabilecek birisi, ve son olarak aşırı utangaç birisi.

Eski yazarlara göre bir zevk kadınının bir erkekle yaşamasının nedenleri aşk, korku, para, zevk, merak, üzüntü, devamlı ilişki, Darma, ün, merhamet, bir arkadaşa sahip olma arzusu, düşmanca davranışlara karşılık verme, utanç, erkeğin çok sevilen birisiyle benzerliği, iyi talih arayışı, başka birisinin aşkından kurtulmak, cinsel birleşmeyle ilgili olarak erkekle aynı sınıftan olmak, aynı yerde yaşamak, sabitlik ve sefalet.

Ama Vatsyayana zenginlik arzusu, şanssızlıktan kurtulma ve aşkın, zevk kadınlarının erkeklerle bir araya gelmesini etkileyen sebepler olduğunu düşünür.

Bir zevk kadını aşkı için para harcamamalıdır, çünkü para ilgilenilmesi gereken temel şeydir. Ama korku vs. gibi şeylerde, güç ve öteki niteliklere önem vermelidir. Dahası eğer herhangi bir erkek tarafından birleşme için davet edilse bile tek bir birleşmeye hemen evet dememelidir çünkü erkekler kolay elde edilen şeyleri küçük görme eğilimindedirler.

Böyle durumlarda ilk olarak hizmetindeki saç yıkayıcıları, şarkıcıları ve soytarıları veya onların yokluğunda Pitamardalar ya da sırdaşlarını erkeğin duygularının ve kafasının ne durumda olduğunu öğrenmek için yollar. Bu kişiler aracılığıyla erkeğin saf olup olmadığını, rol yapıp yapmadığını, bağlanabilecek birisi mi yoksa lakayt mı olduğunu, eli açık mı cimri omi olduğunu soruşturabilir. Eğer erkeği beğenilecek bulursa Vitayı ve ötekileri onu erkeğin aklına sokması için görevlendirmelidir.

Buna uygun olarak Pitamarda, erkeği bıldırcın, horoz, koç doğuşu seyretme, sığırcık konuşması işitme ya da başka bir takım özel gösteriler görme ya da bir sanatın uygulanışını görme bahanesiyle kadının evine getirir. Ya da kadını erkeğin oturduğu yere götürebilir. Bundan sonra erkek evine geldiğinde kadın, merak ve kalbinde aşk uyandırabilecek çok etkileyici bir hediye vermelidir.

Özellikle onun kullanımı için yapıldığı da belirtilir. Ayrıca kadın öyküler anlatarak uzun süre erkeği eğlendirmeli ve en çok hoşlandığı şeyleri yapmalıdır. Gittiğinde, şakacı konuşabilen bir hizmetçiyi küçük bir armağanla sık sık yollamalıdır. Kendisi de bazen bir iş bahanesiyle Pitamardanın eşliğinde erkeği ziyaret etmelidir.

Böylece istenen erkeği kendisine bağlama yolları tamamlanmış oluyor.

Bu konu hakkında şöyle özlü sözler vardır: "Bir âşık evine geldiğinde zevk kadını, ona fındık ve fındık yaprakları, çiçek demetleri, parfümlü kremler vermelidir. Sanatlardaki becerisini göstererek uzun muhabbetlerle erkeği eğlendirmesi gerekir. Ayrıca ona aşk dolu armağanlar verip, kendisine ait bir takım şeyleri erkeğinkiyle değiştirmesi gerekir. Aynı zamanda cinsel zevkteki becerisini de gösterir. Bir zevk kadını âşığıyla birleştiğinde, güzel hediyelerle, muhabbetle ve zevkin ince yollarını uygulayarak erkeği mutlu eder."

Cinsel Birleşme Çeşitleri « Cinsel Birleşmeye Dair

BİRLEŞME ÇEŞİTLERİ

Erkekler lingamlarının büyüklüğüne göre üç sınıfa ayrılır: Tavşan erkek, boğa erkek, at erkek.

Kadınlar da yenilerinin derinliklerine göre üçe ayrılırlar: Geyik, kısrak, fil.

Büyüklükleri birbirine uyan kişiler arasında üç eşit birleşme vardır. Büyüklüklerin uymadığı altı eşit olmayan birleşme vardır. Tablonun gösterdiği gibi toplam dokuz çeşit birleşme vardır.

Bu eşitsiz birleşmelerde erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkini aşarsa, erkeğin, kendisininkine yakın derinlikteki kadınla birleşmesine şiddetli birleşme denir; şiddetli birleşme iki çeşittir. Erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkinin derinliğinden çok fazlaysa buna en şiddetli birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Öte yandan, yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden fazlaysa, kadının, kendisininkine yakın büyüklükteki erkekle birleşmesine zayıf birleşme denir; zayıf birleşme iki çeşittir. Yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden çok fazlaysa buna en zayıf birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Başka bir deyişle, at ve kısrak, boğa ve geyik şiddetli birleşmeyi oluştururken at ve geyik en şiddetli birleşmeyi oluştururlar. Kadın açısından fil ve boğa, kısrak ve tavşan zayıf birleşmeleri oluştururken, fil ve tavşan en zayıf birleşmeyi oluştururlar.

Büyüklüklere göre dokuz çeşit birleşme vardır. Bunların arasından eşit birleşmeler en iyileridir, aşırı uçtaki-ler yani en şiddetli ve en zayıf olanlar en kötü birleşmelerdir, geri kalanların şiddetlisi (Şiddetli birleşmelerin zayıf birleşmelerden iyi olduğu söylenir. Zayıf birleşmede kadının tatmin olması çok güçken, şiddetli birleşmede erkek kadını incitmeksizin kendi tutkusunu tatmin edebilir) zayıfından iyi olmak üzere orta derecededirler.

Tutku veya cinsel arzunun gücüne göre de dokuz çeşit birleşme vardır. Cinsel birleşme sırasındaki arzusu fazla olmayan, menisi yetersiz olan ve kadının sıcak kucaklamalarına dayanamayan bir erkeğe az tutkulu bir erkek denir.

Bu davranıştan farklılık gösteren kişilere orta derece tutkulu erkek denirken, yoğun tutkulu olanlar arzu doludur.

Aynı şekilde, kadınların da yukarıda belirtilen üç duygu derecesine sahip olduğu farz edilir.

Son olarak zaman açısından üç değişik erkek ve kadın vardır: Kısa zamanlı, orta zamanlı ve uzun zamanlı. Yukarıda belirtildiği gibi bunların da dokuz birleşme çeşidi vardır.

Bu son konuda kadın hakkında belirtilmesi gereken bir görüş farklılığı vardır.

Oddalika'ya göre, "Kadınlar erkekler gibi boşalmazlar. Erkekler arzularını kolaylıkla giderirler. Kadınlar arzunun bilincinde olduklarından dolayı, kendilerini tatmin eden bir çeşit zevk hissederler; ne çeşit bir zevk hissettiklerini size söylemeleri olanaksızdır. Bundan çıkan sonuç, erkeklerin birleşme sırasında boşaldıktan sonra durdukları ve tatmin oldukları ama bunun kadınlarda böyle olmadığıdır."

Bu görüşe çeşitli açılardan karşı çıkılır: Eğer erkek uzun süreliyse kadın onu daha fazla sever, ama eğer kısa süreliyse tatmin olmaz. Bu durum bazılarına göre kadınların da boşaldığını gösterir.

Bu görüş geçerli değildir, çünkü bir kadının arzusunu karşılamak uzun süre alırsa ve bu sürede çok zevk alıyorsa devamını istemesi çok doğaldır. Bu konuda şöyle bir özlü söz vardır:

"Erkeklerle birleşmede kadının şehveti, arzusu veya tutkusu tatmin edilir ve zevk de onların tatmin edilmelerinin bilincine varmalarından ortaya çıkar."

Bununla birlikte Babravya'nın izleyicileri, kadının sıvısının cinsel birleşmenin başından sonuna kadar gelmeye devam ettiğini ve böyle olmasının doğru olduğunu söylerler. Çünkü sıvı olmazsa döl de olmaz.

Buna bir itiraz vardır. Birleşmenin başında kadının tutkusu orta derecededir ve âşığının sert bastırmalarına dayanamaz. Ama tutkusunun dereceleri vücudunun varlığını unutana kadar artar ve sonunda birleşmenin daha fazla devam etmesini istemez.

Bununla birlikte bu itiraz geçerli değildir. Çünkü çömlek tekerleği gibi büyük bir güçle dönen sıradan şeylerde bile hareketin ilk önce yavaş yavaş başladığını ama derece derece çok hızlandığını görürüz. Aynı şekilde tutkusu yavaş yavaş artan bir kadın, tüm sıvısı boşaldığında birleşmeye ara verme arzusu duyar. Buna ilişkin bir özlü söz şöyledir: "Erkeğin sıvısının gelmesi sadece birleşmenin sonunda olurken kadının sıvısı devamlı gelir. İkisinin de sıvısı geldikten sonra birleşmeye ara vermek isterler."

Son olarak Vatsyayana'ya göre, kadının sıvısı aynı erkeğinki gibi gelir.

Şimdi şu soru sorulabilir: Eğer erkek ve kadın aynı çeşit varlıklarsa ve aynı sonuçları yaratmak için çalışıyorlarsa, neden farklı işler yapmaları gerekmektedir.

Vatsyayana'ya göre bu böyledir. Çünkü çalışma yolları gibi zevk bilinci de erkek ve kadında farklıdır. Erkeklerin yöneten, kadınların yönetilen olduğu çalışma yollarındaki fark, erkeklerin ve kadınların doğasından kaynaklanır. Böyle olmasaydı bazen yöneten yönetilen kişi olurdu ya da "vice versa" (tam tersi). Çalışma yollarının farklılığını zevk bilincinin farklılığı izler; çünkü bir erkek "Bu kadın benimle yattı," bir kadın ise "Ben bu erkekle yattım" diye düşünür.

Eğer kadın ve erkeklerin çalışma yolları farklıysa, hissettikleri zevkte bu yolların bir sonucu olan bir farklılık neden olmasın diye sorulabilir.

Bu itiraz dayanaksızdır. Çünkü yöneten ve yönetilen kişiler farklı türden olduğu için, çalışma yollarında farklılık için bir neden vardır. Ama hissettikleri zevkte farklılık için bir neden yoktur.

Çünkü ikisi de yaptıkları hareketten doğal olarak zevk alırlar. (Bu, eski Sanskrit yazarları arasında hem yazılı hem de sözlü olarak, çok tartışılan bir tezdir. Belli önermelerden hareket edip sonra bunlardan yana veya bunlara karşı savlar geliştirirler. Burada yazarın kast ettiği, birleşme ediminden hem kadının hem de erkeğin zevk aldığıdır. Her biri farklı yollar izler ve ortak hareketlerinden zevkin bilincine ayrı ayrı, diğerini göz önünde bulundurmaksızın varırlar. Her birinin yaptıkları ve zevk bilinçleri farklıdır. Ama hissettikleri zevk aynıdır, yalnızca biraz daha çok ya da daha azdır.)

Yine bu konuda bazılarına göre aynı işi yapan farklı insanların aynı amaç ve sonuca ulaştıklarını görürüz. Erkek ve kadında ise tam tersi olarak, her birinin kendi sonucuna ayrı ayrı ulaştıklarını görürüz, bunlar birbirine uymaz. Ama bu hatalı bir görüştür, çünkü bazen aynı anda yapılan iki şey görürüz. Örneğin koçlar döğüşürken iki koç da çarpışmayı kafalarında aynı anda hissederler.

Birilerinin birbirlerine filelması atarken veya güreşçilerin döğüşünde olduğu gibi. Bu örneklerde yapılan şeylerin aynı türden olduğu söylenirse, erkek ve kadın olayında da, iki kişinin doğasının aynı olduğu yanıtı verilebilir. Çalışma yollarında bir farklılık varsa, bu, yalnızca onların düzenleme biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bundan da erkeğin kadınla aynı zevke tâbi olduğu sonucu çıkar.

Bu itiraza ilişkin olarak da şöyle bir özlü söz vardır: "Erkek ve kadının doğası aynıdır, aynı zevki hissederler. Bundan da, bir erkeğin onu sonsuza dek sevecek bir kadınla evlenmesi gerektiği sonucu çıkar."

Böylece erkek ve kadının zevkinin aynı olduğunu kanıtladıktan sonra sıra zamana geldi. Nasıl tutkunun gücüne uygun olarak dokuz çeşit cinsel ilişki varsa, zamana göre de dokuz çeşit cinsel ilişki vardır.

Böylece büyüklüğüne, tutkunun gücüne ve zamana göre ayrı ayrı dokuz çeşit birleşme olduğunu gördük. Bunlardan yapılacak kombinasyonlarla sayısız birleşme çeşidi elde edilebilir.

Böylece erkeğin, belirli bir cinsel birleşme türünde, ona uygun yollara başvurması gerekir. (Bu paragraf özellikle yazılmıştır. Evli erkeklere ve eşlerine uygulanır. Erkeklerin çoğu kadınların hissettikleri konusunda alabildiğine cahildir ve kadının tutkularına biraz bile dikkat etmez. Bunu anlamak, bu konuda çalışmak için elzemdir. Zevk alması için kadın, firma verilecek hamurun hazırlanması gibi cinsel ilişkiye hazırlanmalıdır.)

Cinsel birleşmenin ilkinde, erkeğin tutkusu yoğundur ve zaman kısadır. Ama aynı günkü son birleşmede durum tersine döner. Kadın içinse tam tersi söz konusudur. İlkinde tutku zayıf, zaman uzundur; aynı günkü son birleşmelerde tutkusu yoğun, zamanı kısa olur, ta ki tutkusu tatmin olana dek.

SEVGİNİN DEĞİŞİK TÜRLERİNE DAİR

Toplumun bilge insanlarının görüşlerine göre dört tür aşk vardır:

1. Sürekli alışkanlıkla kazanılan sevgi.
2. İmgelemden doğan sevgi.
3. İnançtan doğan sevgi.
4. Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi.

(1). Bazı edimlerin sürekli ve aralıksız yapılmasından doğan sevgiye, sürekli uygulamanın ve alışkanlığın doğurduğu sevgi denir. Örneğin cinsel ilişki sevgisi, avlanma sevgisi, içki içme sevgisi, kumar sevgisi, vs.

(2). Alıştığımız birtakım şeylerden değil de, tamamıyla fikirlerden çıkan sevgiye imgelemden doğan sevgi denir. Örneğin, bazı erkeklerin, kadınların ve hadımların opariştaka yani ağız seksi için duyduğu sevgi ve kucaklaşma, öpüşme gibi şeylerden duyulan sevgi, vs.

(3). İki tarafta da ortak olan ve taraflardan birinin diğerini tam anlamıyla kendisi gibi görmesiyle doğruluğu kanıtlanmış olan sevgiye bilgelerce inançtan doğan sevgi denir.

(4). Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi çok açıktır ve herkesçe çok iyi bilinir. Çünkü verdiği zevk, diğer sevgi çeşitlerinin verdiği zevkten üstündür; yalnızca kendisi için vardır.

Cinsel birleşmeye dair bu bölümde söylediklerimiz bilge birisi için yeterlidir. Ama bilgisizleri manen yükseltmez. Aynı konu şimdi daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Kazandırdıklarına Dair « Vatsyayana Sutra

Bütün yaşamı yüz yıl olan insan farklı zamanlarda Darma, Arta ve Kama'yı bir şekilde, birbirleriyle çakışmadan uygulayabilmelidir. Çocukluğunda eğitim alması, gençliğinde ve orta yaşlılığında Arta ve Kama'yı uygulaması ve yaşlılığında Darma'ya göre davranması gerekir.

Böylece Mokşa'yı kazanmaya çalışarak ilerdeki ruh göçünden kurtulmalıdır. Ya da yaşamın belirsizlikleri söz konusu olduğunda, bunları uygulanması emredilen zamanlarda uygulamalıdır. Yalnız, eğitimini bitirene dek yaşamını bir din öğrencisi gibi sürdürmeye dikkat etmelidir.

Darma, Şastra yani Hinduların Kutsal Kitabı'nın kurban adama ve et yememe gibi emirlerinin yerine getirilmesidir: Kurban adamak genelde yapılmaz, çünkü bu dünyaya ilişkin değildir ve görünür etkisi yoktur; et yememek genelde uygulanır çünkü bu dünyaya aittir ve görünür sonuçları vardır.

Darma'nın Şruti'den (Kutsal Kitap) ve Şruti'yi bilen kişilerden öğrenilmesi gerekir.

Arta, sanatların, toprağın, altının, sığır sürülerinin, zenginlik, mal mülk ve arkadaşların kazanılmasıdır. Bu, ayrıca, kazanılanın korunması ve korunanın çoğaltılması demektir.

Arta, kralın adamlarından ve ticaret yoluyla deneyim kazanmış olan tacirlerden öğrenilmelidir.

Kama, ruhla birlikte aklın yardımıyla, beş duyu aracılığıyla, işitme, hissetme, görme, tat alma ve koklamayla uygun nesnelerden zevk almadır. Buradaki temel şey, duyum organı ve onun nesnesi arasındaki kendine has bağlantıdır ve bu bağlantıdan ortaya çıkan zevk bilincine Kama denir.

Kama, Kama Sutra'dan (Aşk Üzerine Özlü Sözler) ve yurttaşların uygulamalarından öğrenilir.

Bu üçü, yani Darma, Arta ve Kama bir araya geldiğinde, önem sıraları yazılıştaki sıraya göredir; yani Darma Arta'dan daha iyidir, Arta da Kama'dan. Ancak, erkekler canlılıklarını Arta'dan kazandıkları için, Arta'nın her zaman, önce kralca uygulanması gerekir. Ayrıca, genel kadınlar Kama doğrudan işleri olduğundan dolayı, Kama'yı diğer ikisine tercih etmelidirler. Genel kurala istisnalar bunlardır.

1. İTİRAZ

Bazı bilgili insanlar derler ki, Darma bu dünyaya ait olmayan şeylerle ilgili olduğu için ancak bir kitaptan öğrenilebilir. Arta da böyledir, çünkü ona yalnızca uygun yollarla ulaşılır ve bu yollar yalnızca çalışmayla ve kitaplardan öğrenilebilir. Oysa Kama, vahşi yaratıklar tarafından bile uygulanan ve her yerde bulunur bir şey olduğundan, elde etmek için hiçbir çaba gerekmez.

YANIT

Bu doğru değildir. Kadın ve erkeğe bağlı bir şey olan cinsel ilişki, onların uygun yolları kullanmalarını gerektirir ve bu yollar da Kama Şastra'dan öğrenilir. Vahşi yaratıklarda uygun yolların kullanılmaması, onların zaptedilmemişlikleri, dişilerin yalnızca belirli mevsimlerde cinsel ilişkiye uygun olması hiçbir düşüncenin sonucu olmayan cinsel ilişkilerinden dolayıdır.

2. İTİRAZ

Lokayatikalar derler ki: Dinsel emirler, ileride kazandıracakları şeyler için izlenmemelidir, ayrıca bir şey kazandıracakları da şüphelidir. Hangi aptal kişi, kendi elindekini başkasının eline aktarır? Üstelik bugünkü bir güvercin, yarınki bir tavustan; elde edildiği kesin olan bakır para elde edileceği kuşkulu olan altın paradan daha iyidir.

YANIT

Bu doğru değildir.

Birincisi; Darma'nın uygulanmasını emreden Kutsal Kitap şüpheye izin vermez.

İkincisi; düşmanların yıkımı ya da yağmurun yağması için yapılan adakların yararlı olduğu görülmektedir.

Üçüncüsü; güneş, ay, yıldızlar, gezegenler ve diğer göksel cisimler, özellikle dünyanın iyiliği için çalışıyor gözükmektedirler.

Dördüncüsü; bu dünyanın varlığı, insanların dört sınıfı ve yaşamın dört aşamasıyla ilgili kuralların yerine getirilmesinin sonucudur.

Beşincisi; tohumun gelecekteki ürünlerin umuduyla toprağa atıldığını görmekteyiz.

Vatsyayana'ya göre bu yüzden dinsel emirlere boyun eğmeliyiz.

3. İTİRAZ

Yazgının her şeyin ana kuvveti olduğuna inananlar derler ki: Zenginliğe ulaşmak için çaba harcamamız gerekir. Bazen denediğimiz halde elde edemesek de bazen hiç çaba göstermediğimiz halde kendiliğinden gelir. Böylece her şey, kazanmanın ve kaybetmenin, başarmanın ve yenilmenin, zevkin ve acının efendisi olan yazgının gücündedir. Böylece Bali'nin İndra'nın saltanatına geçmesi ve yine aynı güççe indirilmesinde gördüğümüz gibi yalnızca yazgı onu eski konumuna getirebilmiştir.

YANIT

Böyle söylemek doğru değildir. Her çeşit olayda bir şeyin kazanımı biraz çaba gerektirdiği için amaçlarımıza ulaşmamızın uygun yollara bağlı olduğu söylenebilir.

Uygun yolların uygulanması böylece zorunludur (olmaya yazgılı bir şey söz konusu olduğunda bile), bundan da hiçbir şey yapmayan kimsenin mutlu olmayacağı ortaya çıkar.

4. İTİRAZ

Arta'nın elde edilmesi gereken esas şey olduğunu düşünen kişiler şunu savunurlar: Zevk aranmamalıdır çünkü saygıdeğer kişilerce de hoş karşılanmayan zevkler, ikisi de zevklere göre üstün olan Darma ve Arta'nın uygulanmasına engel olur.

Ayrıca zevkler insanı sıkıntıya düşürür ve düşük kişilerle temas ettirir; insanın doğru olmayan hareketler yapmasına sebep olur ve insanın saflığını bozar; insanı geleceğe önem vermez kılar, düşüncesizlik ve hafifliğe teşvik ederler. Ve son olarak hiç kimsenin ona inanmamasına, hiç kimse tarafından kabul edilmemesine ve kendisi de dahil herkesçe küçümsenmesine sebep olur.

Dahası, kendilerini yalnız zevke kaptıranların aileleri ve akrabalarıyla birlikte mahvolduğuna inanılır. Örneğin, Boja Hanedanının Kralı Dandakya kötü niyetle bir Brahma'nın kızını kaçırdı ve işin sonunda mahvoldu, krallığını kaybetti.

Ahalya'nın bekâretini bozan İndra da bu yaptığının cezasını çekti. Benzer bir olay olarak, Draupadi'yi baştan çıkarmaya çalışan güçlü Kiçaka ve Sita'yı elde etmeye yeltenen Ravana yaptıkları için cezalandırıldılar. Bunlar ve başka birçok insan zevklerine uyup mahvoldular.

YANIT

Bu itiraz kabul edilemez. Zevkler yaşamı sürdürmek ve vücut sağlığı için yemek kadar gerekli olduğundan eşit derecede karşılanmalıdır. Dahası zevkler, Darma ve Arta'nın sonuçlarıdır. Bu yüzden zevkler aşırılığa kaçmadan, dikkatle uygulanmalıdır. Yemek isteyen dilenciler var diye kimse yemek pişirmekten çekinmez, ya da olgunlaştığında ürünü tahrip edecek geyikler var diye kimse tohum ekmekten çekinmez.

Böylece Darma, Arta ve Kama'yı uygulayan birisi, hem bu dünyada hem de gelecek dünyada mutluluğa sahip olur. Bu eylemleri iyi yapmaktan, gelecek dünyada sonuçları ne olur diye korkmaya gerek olmadığı gibi bu hareketlerin iyiliği konusunda da tehlike yoktur. Darma, Arta ve Kama'nın birlikte ya da herhangi ikisinin ya da birisinin bile uygulanmasına yol açan her eylemin yapılması gerekir. Ancak, bir tanesinin uygulanması, kalan ikisine mal olacaksa yapılmaması gerekir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy