Kazandırdıklarına Dair « Vatsyayana Sutra
Bütün yaşamı yüz yıl olan insan farklı zamanlarda Darma, Arta ve Kama'yı bir şekilde, birbirleriyle çakışmadan uygulayabilmelidir. Çocukluğunda eğitim alması, gençliğinde ve orta yaşlılığında Arta ve Kama'yı uygulaması ve yaşlılığında Darma'ya göre davranması gerekir.
Böylece Mokşa'yı kazanmaya çalışarak ilerdeki ruh göçünden kurtulmalıdır. Ya da yaşamın belirsizlikleri söz konusu olduğunda, bunları uygulanması emredilen zamanlarda uygulamalıdır. Yalnız, eğitimini bitirene dek yaşamını bir din öğrencisi gibi sürdürmeye dikkat etmelidir.
Darma, Şastra yani Hinduların Kutsal Kitabı'nın kurban adama ve et yememe gibi emirlerinin yerine getirilmesidir: Kurban adamak genelde yapılmaz, çünkü bu dünyaya ilişkin değildir ve görünür etkisi yoktur; et yememek genelde uygulanır çünkü bu dünyaya aittir ve görünür sonuçları vardır.
Darma'nın Şruti'den (Kutsal Kitap) ve Şruti'yi bilen kişilerden öğrenilmesi gerekir.
Arta, sanatların, toprağın, altının, sığır sürülerinin, zenginlik, mal mülk ve arkadaşların kazanılmasıdır. Bu, ayrıca, kazanılanın korunması ve korunanın çoğaltılması demektir.
Arta, kralın adamlarından ve ticaret yoluyla deneyim kazanmış olan tacirlerden öğrenilmelidir.
Kama, ruhla birlikte aklın yardımıyla, beş duyu aracılığıyla, işitme, hissetme, görme, tat alma ve koklamayla uygun nesnelerden zevk almadır. Buradaki temel şey, duyum organı ve onun nesnesi arasındaki kendine has bağlantıdır ve bu bağlantıdan ortaya çıkan zevk bilincine Kama denir.
Kama, Kama Sutra'dan (Aşk Üzerine Özlü Sözler) ve yurttaşların uygulamalarından öğrenilir.
Bu üçü, yani Darma, Arta ve Kama bir araya geldiğinde, önem sıraları yazılıştaki sıraya göredir; yani Darma Arta'dan daha iyidir, Arta da Kama'dan. Ancak, erkekler canlılıklarını Arta'dan kazandıkları için, Arta'nın her zaman, önce kralca uygulanması gerekir. Ayrıca, genel kadınlar Kama doğrudan işleri olduğundan dolayı, Kama'yı diğer ikisine tercih etmelidirler. Genel kurala istisnalar bunlardır.
1. İTİRAZ
Bazı bilgili insanlar derler ki, Darma bu dünyaya ait olmayan şeylerle ilgili olduğu için ancak bir kitaptan öğrenilebilir. Arta da böyledir, çünkü ona yalnızca uygun yollarla ulaşılır ve bu yollar yalnızca çalışmayla ve kitaplardan öğrenilebilir. Oysa Kama, vahşi yaratıklar tarafından bile uygulanan ve her yerde bulunur bir şey olduğundan, elde etmek için hiçbir çaba gerekmez.
YANIT
Bu doğru değildir. Kadın ve erkeğe bağlı bir şey olan cinsel ilişki, onların uygun yolları kullanmalarını gerektirir ve bu yollar da Kama Şastra'dan öğrenilir. Vahşi yaratıklarda uygun yolların kullanılmaması, onların zaptedilmemişlikleri, dişilerin yalnızca belirli mevsimlerde cinsel ilişkiye uygun olması hiçbir düşüncenin sonucu olmayan cinsel ilişkilerinden dolayıdır.
2. İTİRAZ
Lokayatikalar derler ki: Dinsel emirler, ileride kazandıracakları şeyler için izlenmemelidir, ayrıca bir şey kazandıracakları da şüphelidir. Hangi aptal kişi, kendi elindekini başkasının eline aktarır? Üstelik bugünkü bir güvercin, yarınki bir tavustan; elde edildiği kesin olan bakır para elde edileceği kuşkulu olan altın paradan daha iyidir.
YANIT
Bu doğru değildir.
Birincisi; Darma'nın uygulanmasını emreden Kutsal Kitap şüpheye izin vermez.
İkincisi; düşmanların yıkımı ya da yağmurun yağması için yapılan adakların yararlı olduğu görülmektedir.
Üçüncüsü; güneş, ay, yıldızlar, gezegenler ve diğer göksel cisimler, özellikle dünyanın iyiliği için çalışıyor gözükmektedirler.
Dördüncüsü; bu dünyanın varlığı, insanların dört sınıfı ve yaşamın dört aşamasıyla ilgili kuralların yerine getirilmesinin sonucudur.
Beşincisi; tohumun gelecekteki ürünlerin umuduyla toprağa atıldığını görmekteyiz.
Vatsyayana'ya göre bu yüzden dinsel emirlere boyun eğmeliyiz.
3. İTİRAZ
Yazgının her şeyin ana kuvveti olduğuna inananlar derler ki: Zenginliğe ulaşmak için çaba harcamamız gerekir. Bazen denediğimiz halde elde edemesek de bazen hiç çaba göstermediğimiz halde kendiliğinden gelir. Böylece her şey, kazanmanın ve kaybetmenin, başarmanın ve yenilmenin, zevkin ve acının efendisi olan yazgının gücündedir. Böylece Bali'nin İndra'nın saltanatına geçmesi ve yine aynı güççe indirilmesinde gördüğümüz gibi yalnızca yazgı onu eski konumuna getirebilmiştir.
YANIT
Böyle söylemek doğru değildir. Her çeşit olayda bir şeyin kazanımı biraz çaba gerektirdiği için amaçlarımıza ulaşmamızın uygun yollara bağlı olduğu söylenebilir.
Uygun yolların uygulanması böylece zorunludur (olmaya yazgılı bir şey söz konusu olduğunda bile), bundan da hiçbir şey yapmayan kimsenin mutlu olmayacağı ortaya çıkar.
4. İTİRAZ
Arta'nın elde edilmesi gereken esas şey olduğunu düşünen kişiler şunu savunurlar: Zevk aranmamalıdır çünkü saygıdeğer kişilerce de hoş karşılanmayan zevkler, ikisi de zevklere göre üstün olan Darma ve Arta'nın uygulanmasına engel olur.
Ayrıca zevkler insanı sıkıntıya düşürür ve düşük kişilerle temas ettirir; insanın doğru olmayan hareketler yapmasına sebep olur ve insanın saflığını bozar; insanı geleceğe önem vermez kılar, düşüncesizlik ve hafifliğe teşvik ederler. Ve son olarak hiç kimsenin ona inanmamasına, hiç kimse tarafından kabul edilmemesine ve kendisi de dahil herkesçe küçümsenmesine sebep olur.
Dahası, kendilerini yalnız zevke kaptıranların aileleri ve akrabalarıyla birlikte mahvolduğuna inanılır. Örneğin, Boja Hanedanının Kralı Dandakya kötü niyetle bir Brahma'nın kızını kaçırdı ve işin sonunda mahvoldu, krallığını kaybetti.
Ahalya'nın bekâretini bozan İndra da bu yaptığının cezasını çekti. Benzer bir olay olarak, Draupadi'yi baştan çıkarmaya çalışan güçlü Kiçaka ve Sita'yı elde etmeye yeltenen Ravana yaptıkları için cezalandırıldılar. Bunlar ve başka birçok insan zevklerine uyup mahvoldular.
YANIT
Bu itiraz kabul edilemez. Zevkler yaşamı sürdürmek ve vücut sağlığı için yemek kadar gerekli olduğundan eşit derecede karşılanmalıdır. Dahası zevkler, Darma ve Arta'nın sonuçlarıdır. Bu yüzden zevkler aşırılığa kaçmadan, dikkatle uygulanmalıdır. Yemek isteyen dilenciler var diye kimse yemek pişirmekten çekinmez, ya da olgunlaştığında ürünü tahrip edecek geyikler var diye kimse tohum ekmekten çekinmez.
Böylece Darma, Arta ve Kama'yı uygulayan birisi, hem bu dünyada hem de gelecek dünyada mutluluğa sahip olur. Bu eylemleri iyi yapmaktan, gelecek dünyada sonuçları ne olur diye korkmaya gerek olmadığı gibi bu hareketlerin iyiliği konusunda da tehlike yoktur. Darma, Arta ve Kama'nın birlikte ya da herhangi ikisinin ya da birisinin bile uygulanmasına yol açan her eylemin yapılması gerekir. Ancak, bir tanesinin uygulanması, kalan ikisine mal olacaksa yapılmaması gerekir.
Kadın Erkeğin Yerinde « Cinsel Birleşmeye Dair
Bir kadın âşığının devamlı birleşme sonucu yorulduğunu görünce, tutkusunu tatmin etmeden, erkeğin izniyle onu sırtüstü yatırmalı ve onun rolünü oynayarak yardımcı olmalıdır. Bunu ayrıca âşığının merakım tatmin etmek ya da yenilik isteğiyle yapabilir.
Bunu yapmanın iki yolu vardır; birincisinde birleşme sırasında dönüp âşığının üstüne çıkar ve zevki bozmadan birleşmeye bu şekilde devam eder; ikincisinde ise baştan itibaren erkeğin rolünü üstlenir. Bu durumda saçlarından çiçekler sarkarak ve kesik kesik nefes alarak sevgilisinin göğsünü göğüsleriyle bastırır ve sık sık başını eğerek erkeğin daha önce yaptıklarını tekrar eder.
Yumrukla şaka yapar ve erkeğe "sen beni yatırdın, uzun birleşmeden yoruldun, şimdi de ben seni yatıracağım" der. Sonra çekingenliğini, yorulduğunu ve birleşmeyi kesmek istediğini belirtir. Böylece bir erkeğin rolünü üstlenir.
Bir erkeğin kadına zevk vermek için yaptığı her şeye "erkeğin yaptıkları" denir. Bunlar şöyledir:
Kadın yatakta yatar ve erkeğin muhabbetine dalmışken erkek kadının giysisinin kuşağını çözer. Kadın karşı koyarsa öpücüklerle onu susturur. Lingamı kalkmışken kadının çeşitli yerlerini ellemeli ve yavaşça vücudunun çeşitli yerlerini ovmalıdır. Kadın çekingen ise ve ilk kez birlikte oluyorlarsa, erkek ellerini kadının sıkıştırmış olacağı kalçalarının arasına, eğer çok genç bir kız ise hemen elleriyle kapatacağı göğüslerine, koltuk altlarına ve boynuna koymalıdır.
Kadın görmüş geçirmiş birisiyse uygun olan her şeyi yapar. Bundan sonra saçlarını okşar, öpmek için çenesini yukarı kaldırır. Kadın eğer bir genç kız ise utanıp gözlerini kapatır. Erkek kadının hareketlerinden neyin hoşuna gidip gitmediğini anlamalıdır.
Suvarnaba'ya göre bir erkek birleşme sırasında kadına kendisinin en çok hoşlandığı şeyleri yapıyorsa, her zaman kadının baktığı yerlere bastırmaya da dikkat etmelidir.
Kadınların zevk ve tatmin olduklarına dair işaretler şunlardır: Vücudu gevşer, gözlerini kapar, utangaçlığını bir tarafa atar, iki organı alabildiğine yaklaştırmaya çalışır.
Öte yandan, zevk alma isteğinin ve tatmin olamamasının işaretleri şunlardır: Kafasını sallar, erkeğin kalkmasına izin vermez, kendisini reddedilmiş hisseder, erkeği ısırır, tekmeler ve erkek bittiği halde hareket etmeye devam eder. Böyle durumlarda erkek kadının yonisini birleşmeden önce eli ve parmaklarıyla ovmalı (aynı filin hortumuyla ovduğu gibi), yumuşadıktan sonra lingamını kadının içine koyarak devam etmelidir.
Erkeğin yapacağı şeyler şunlardır:
İleriye doğru hareket etme.
Sürtünme ya da çalkalama.
Delme.
Ovma.
Bastırma.
Yumruk atma.
Domuz yumruğu.
Boğa yumruğu.
Serçe oyunu.
(1). Organlar uygun olarak ve doğrudan bir araya geldiğinde buna organı "ileriye doğru hareket ettirme" denir.
(2). Lingam elde tutulup yoninin içinde döndürüldüğünde buna "çalkalama" denir.
(3). Yoni alçaltılıp, üst kısmına lingamla vurulduğunda buna "delme" denir.
(4). Aynı şey yoninin aşağı kısmına yapıldığında buna "sürtme" denir.
(5). Yoniye uzun süre lingamla bastırılırsa buna "bastırma" denir.
(6). Lingam yoniden biraz uzakta tutulup sonra güçlü bir şekilde vurulduğunda buna "yumruk atma" denir.
(7). Lingam yoniye sürtüldüğünde buna "domuz yumruğu" denir.
(8). Yoninin iki tarafına da sürtülürse buna "boğa yumruğu" denir.
(9). Lingam yoniden dışarı çıkartılmaksızın ileri geri hareket ettirilirse buna "serçe oyunu" denir. Bu birleşmenin sonunda olur.
Bir kadın erkeğin rolünü üstlendiğinde yukarıdaki dokuz harekete ek olarak şunları da yapmalıdır:
Maşa.
Topaç.
Salıncak.
(1). Kadın lingamı yonisinin içinde tutar, içeriye ittirir, bastırır ve içinde uzunca bir süre bekletirse buna "maşa" denir.
(2). Birleşme sırasında kadın tekerlek gibi dönerse buna "topaç" denir. Bu yalnızca uygulamayla öğrenilebilir.
(3). Böyle bir durumda erkek vücudunun üstünü kaldırıp kadın orta kısımlarını döndürürse buna "salıncak" denir.
Kadın yorulduğunda alnını âşığınınkine dayayıp organların birleşmesine engel olmadan dinlenmeli, kadın dinlendiğinde erkek dönüp birleşmeyi tekrar başlatmalıdır.
Bu konuya ilişkin bazı özlü sözler vardır: "Bir kadın kapalı olup duygularını gizli tutsa da, bir erkeğin üstüne çıktığında tüm aşkını ve tutkusunu gösterir. Bir erkek kadının karakterinden hangi durumda olduğunu ve neden hoşlandığını anlamalıdır. Aylık belirli günlerindeki bir kadın, kapalı tutulmuş bir kadın ve şişman bir kadın erkeğin rolünü oynamamalıdır."
Değişik Birleşme Çeşitleri « Cinsel Birleşmeye Dair
Bir "yüksek birleşme" durumunda Mrigi (Geyik) kadını, yenisini geniş tutacak şekilde uzanmalıdır; "zayıf birleşme" durumunda Has tini (Fil) kadını yonisini daraltarak erkeği karşılamalıdır; "eşit birleşme" durumunda tarafların doğal pozisyonda uzanmaları gerekir. Geyik ve fil kadınlar için söylenenler Vadawa (Kısrak) kadınlar için de geçerlidir. "Zayıf birleşme" durumunda kadının, arzusunu çabucak tatmin edecek ilaçlar alması gerekir.
Geyik kadın üç ayrı pozisyonda uzanabilir: İyice açık pozisyon. Alabildiğine açık pozisyon. Indra'nın karısının pozisyonu.
(1). Kadının başı aşağıda kalacak şekilde, vücudunun orta kısmını yukarıya doğru kaldırmasına "iyice açık pozisyon" denir. Böyle bir durumda erkek kolayca girebilmek için krem kullanmalıdır.
(2). Kadın kalçalarını yukarıya doğru kaldırır ve onları ayrık tutar; birleşme bu durumda olur. Buna "alabildiğine açık pozisyon" denir.
(3). Kadın bacaklarını yana açar ve kalçalarını yerleştirir; birleşme bu durumda olur. Buna "Indrani pozisyonu" denir ve yalnızca uygulamayla öğrenilir. "Yüksek birleşme" durumunda çok kolaylık sağlar.
Kenetlenme pozisyonu, "zayıf birleşme" ve "en zayıf birleşme" durumunda "abanma pozisyonu," "sarmal pozisyon" ve "kısrak pozisyonu" ile birlikte kullanılır.
Kadın ve erkeğin ikisinin de, bacaklarını üst üste koyarak uzatmalarına "kenetlenme pozisyonu" denir. İki türlüdür: Sırt üstü pozisyonu ve yan pozisyon. Yan pozisyonda erkek mutlaka sol tarafına yatar, kadın da sağ tarafına yatar. Kadınların sağ taraflarına yatmaları bütün kadınlarda gözlenen bir kuraldır.
Kenetlenme pozisyonunda birleşme başladıktan sonra kadının kalçalarıyla âşığına bastırmasına "abanma pozisyonu" denir.
Kadının kalçalarından birini erkeğin uyluğuna yerleştirmesine "sarmal pozisyon" denir.
Kadının erkeği içine aldıktan sonra, lingamı sıkıştırmasına "kısrak pozisyonu" denir. Yalnızca uygulamayla öğrenilir ve Andra ülkesinin kadınları arasında çok yaygındır.
Babravya'nın bahsettiği yukarıdaki pozisyonlara ek olarak Suvarnanaba da şu pozisyonlardan bahseder:
Kadının kalçalarını dosdoğru yukarı kaldırmasına "yükseltme pozisyonu" denir.
Kadının bacaklarını âşığının omuzlarına yerleştirmesine "alabildiğine açık pozisyon" denir.
Kadın bacaklarını vücuduna doğru çeker ve âşığı onu bu şekilde kucaklarsa buna "abanılmış pozisyon" denir.
Kadın bacaklarından yalnızca birini uzatırsa buna "yarı abanılmış pozisyon" denir.
Kadın bacaklarından birini âşığının omuzuna yerleştirir, diğerini uzatır, sonra uzattığı ayağını âşığının omuzuna yerleştirir ve diğerini uzatır ve bu değiştirmeyi sürekli yapar. Buna "bambunun yarılması" denir.
Kadının ayaklarından birini başına yerleştirmesine diğerini uzatmasına "çivi çakılması" denir. Bu yalnızca uygulamayla öğrenilir.
Kadının ayaklarını karnına yerleşecek şekilde çekmesine "yengeç pozisyonu" denir.
Uyluklar öne doğru çıkartılır ve üst üste gelecek şekilde birleştirilirse buna "paketleme pozisyonu" denir.
Baldırlar üst üste gelecek şekilde birleştirilirse buna "nilüfer benzeri pozisyon" denir.
Bir erkek birleşme sırasında kadının içinde kalmayı sürdürerek dönerse ve kadın bütün bunlar olup biterken erkeğe arkasından sarılıyorsa buna "dönmeli pozisyon" denir ve yalnızca uygulamayla öğrenilir.
Suvarnanaba bu değişik uzanma, oturma ve ayakta durma pozisyonlarının suyun içinde de uygulanması gerektiğini söyler. Çünkü ona göre böyle yapmak daha kolaydır. Ama Vatsyayana'nın görüşüne göre suda birleşme uygunsuz bir davranıştır, çünkü din tarafından yasaklanmıştır.
Kadın veya erkeğin bir diğerinin vücudundan, bir duvardan veya bir sütundan destek almasına ve birleşme sırasında da bu durumda ayakta durmalarına "destekli birleşme" denir.
Erkek sırtını duvara dayar ve ellerini birleştirerek kadını alttan kavrar ve oturur pozisyonda kaldırır. Kadın kollarını erkeğin boynuna dolar, kalçalarını erkeğin beli hizasında tutar ve erkek ona doğru eğildiğinde ayaklarıyla duvardan destek alarak gidip gelir. Buna "havada asılı birleşme" denir.
Kadın elleri ve ayakları üstünde doğrulmuşken erkek bir boğa gibi üzerine binerse buna "inek birleşmesi" denir. Bu sırada, göğüsler üzerinde yapılan her şeyin arkadan yapılması gerekir.
Benzer şekilde "köpek birleşmesi," "keçi birleşmesi," "geyik birleşmesi," "eşeğe zorla binmek," "kedi birleşmesi," "kaplan sıçrayışı," "fil bastırması," "domuz sürtünmesi," "ata binme" de uygulanabilir. Bütün bu durumlarda bu farklı hayvanların karakteristik özellikleri hareketin kendisinde açığa çıkmalıdır.
Bir erkeğin kendisini eşit derecede seven iki kadınla birden yatmasına "birleşik birleşme" denir. Bir erkek birçok kadınla birden yatıyorsa buna "inek sürüsü birleşmesi" denir.
Suda oynama veya bir filin birçok dişi fille birleşmesi yalnızca suda yapılan birleşmelerdir; keçi sürüsü birleşmesi, geyik sürüsü birleşmesi bu hayvanları taklit ederek yapılır.
Gramaneride, birçok genç erkek, içlerinden biriyle evli olan bir kadınla ya sırayla ya da aynı anda yatarlar. Biri kadını tutar, birisi yatar, birisi ağız seksi yaptırır, bir dördüncüsü kadının orta kısmıyla uğraşır ve bu şekilde yer değişerek kadının bütün vücudundan yararlanırlar.
Aynı şeyler bir zevk kadınıyla birlikte olan birçok erkek tarafından da yapılabilir. Aynı şeyler kralın haremindeki kadınların hareme tek bir erkek almaları durumunda kadınlar tarafından da yapılabilir.
Güney bölgesi halkı arkadan da birleşirler ki buna "düşük birleşme" denir. Böylece değişik birleşme türleri bölümü sona erer. Bu konuya ilişkin iki özlü söz vardır:
"Açık yürekli bir insanın kuşları, hayvanları gözleyerek birleşme türlerini bir şekilde çoğaltması gerekir. Bu farklı birleşme türleri ülkelerin geleneklerine, bireylerin hoşlanmalarına, aşka, dostluğa ve kadının kalbindeki saygıya göre biçimlenir."