Kamasutra hakkında herşey

Elde Etmeye Dair « Kadını Elde Etme

Bir kız geçtiğimiz kısmın başında anlattığımız gibi aşkını işaret ve hareketlerle ortaya koymaya başlarsa, âşık, çeşitli yol ve araçlarla onu bütünüyle elde etmeye çalışmalıdır. Bu yollar şunlardır:

Bir oyun ya da sporda birlikte yer aldıklarında özellikle kadının elini tutmalıdır. Kadına dokunmalı, kucaklama gibi çeşitli kucaklama biçimlerini ve ikinci bölümde anlatılan diğerlerini uygulamalıdır. Zaman zaman bir ağaç yaprağından kesilmiş bir çift insan figürü göstermek gibi şeyler yapmalıdır.

Su sporları yaparken, kadından uzakta dalarak yakınından çıkmalıdır. Ağaçların yeşillenmeleri ve bu gibi şeyler için artan bir ilgi göstermelidir. Kıza onun yüzünden çektiği acılardan bahsetmelidir. Diğer kadınlara dair gördüğü güzel rüyayı kadına bağlamalıdır. Kastının toplantı ve partilerinde kadının yanına oturup herhangi bir bahaneyle kıza dokunmalıdır.

Ayağını kızın ayağının üstüne koyup, yavaşça parmaklarına teker teker dokunmalı ve tırnaklarının ucuna bastırmalıdır. Eğer bunda başarılı olursa, ayağını eline alıp aynı şeyi tekrar etmelidir. Kız erkeğin ayağını yıkarken parmaklarından birini ayak parmaklarının arasına sıkıştırmalı ve kızdan ne zaman bir şey alıp verse bakışları ve hareketleriyle kızı ne kadar sevdiğini göstermelidir.

Ağzını yıkaması için getirilen suyu kıza sıçratmalı ve tenha bir yerde ya da karanlıkta yalnız kaldıklarında kızla sevişip, kızı hiçbir şekilde üzmeden gerçek düşüncelerini söylemelidir.

Kızla aynı kanape ya da yatağa oturduğunda, kıza "Sana söyleyecek özel bir şeyim var" diyerek, kızı tenha bir yere götürüp, aşkını ona, kelimelerden çok hareketler ve işaretlerle göstermelidir. Kızın kendisine olan duygularını öğrendiğinde, hastaymış gibi yapıp kızın evine gelmesini sağlamalıdır.

Evde elini tutarak gözlerine ve alnına koymalı ve kızdan bir ilaç yapmasını isteme bahanesiyle, şu sözleri söylemelidir: "Bu işi sen yapmalısın, başkası değil." Gitmek istediğinde gitmesine izin vermelidir. Bu arada tekrar gelmesini samimi olarak ister. Bu hastalık düzenini üç gün üç gece sürdürmelidir. Bundan sonra kız sık sık erkeği görmeye gelmeye başladığında uzun muhabbetlere girmelidir. Gotakamuka bu konuda şöyle der: "Bir erkek bir kızı çok fazla da sevse, onu bir sürü konuşma yapmadan kazanamaz."

Sonunda erkek kızı tamamen elde ettiğini gördüğünde, onunla birlikte olmaya başlamalıdır. Akşamları ve karanlıkta kadınların her zamankinden daha az çekingen ve birleşmeye daha arzulu oldukları, erkeklere karşı çıkmadıkları ve yalnızca bu zamanlarda birlikte olunmasına dair sözler sadece laftan ibarettir.

Erkeğin gayretlerini yalnız başına yürütmesi olanaksız olduğunda, kızın bakıcısının kızı ya da kızın güvendiği bir kız arkadaş aracılığıyla kızı, amacını duyurmadan kendine getirtmelidir. Daha sonra yukarda anlatılan şekilde davranmalıdır. Ya da önce kendi hizmetçisini arkadaşlık etmesi için kıza yollamalı, sonra kızı onun vasıtasıyla elde etmelidir.

Son olarak kızın duygularını dinsel törenler, evlilik törenleri, şenlikler, festivaller, tiyatrolar, halka açık toplantılarda ve bu gibi durumlarda gösterdiği tavır ve hareketlerden bilebiliyorsa, kızla yalnız olduklarında birlikte olmaya başlamalıdır. Vatsyayana'nın 'da belirttiği gibi, kadınlar doğru zaman ve yerlerde istendiklerinde âşıklarını reddetmezler.

Mütevazi bir aileden doğmasına rağmen iyi nitelikli ve iyi eğitim görmüş ya da zenginlikten yoksun ve bu yüzden eşitleri tarafından arzulanmayan, ya da ana babasını kaybetmiş ama kendi ailesinin ve kastının kurallarını izleyen bir kız yaşı geldiğinde evlenmek isteyebilir.

Böyle bir kız, zayıflığı yüzünden ve ana babasının rızası olmadığı halde kendisiyle evleneceğini düşündüğü güçlü, yakışıklı ve genç bir erkeği elde etmeye çalışmalıdır. Kız bunu erkeği sık sık görerek ve karşılaşarak, kendisini sevdirecek şeyler yoluyla becermelidir. Kızın annesi de, kızın arkadaşları ve bakıcısının kızı aracılığıyla devamlı karşılaşmalarını sağlamalıdır.

Kız, erkekle tenha yerlerde yalnız kalmaya çalışmalı ve ilgisiz zamanlarda erkeğe çiçekler, fındık ve fındık yaprakları, parfümler vermelidir. Sanatların uygulanmasında, köpüklemede, tırnaklarla çizme ve bastırmadaki becerisini de göstermelidir. Ayrıca erkekle sevdiği konular hakkında konuşarak, bir kızı elde etme ve sevgisini kazanma yollarını tartışmalıdır.

Eski yazarlara göre, kız erkeği çok fazla da sevse, kendisini ona sunmamak ya da ilk girişimde bulunan olmamalıdır. Çünkü onurunu kaybeden bir kız küçük görülmeye ve reddedilmeye layıktır. Erkek onunla birlikte olma isteği gösterdiğinde, erkeğe olumlu yaklaşmalı, onu kucakladığında tavrında hiçbir değişiklik göstermemelidir.

Tüm aşk itiraflarını, bunlardan habersizmiş gibi karşılamalıdır. Öpmeye çalıştığında karşı koymalı; cinsel ilişkide bulunmak istediğinde sadece özel yerlerine dokunmasına izin vermeli ve bunu zorla kabul etmelidir. Erkek tarafından pes ettirilmiş de olsa, kendisini erkeğe rızası varmış gibi teslim etmemeli ve erkeğin birlikte olma çabalarına karşı koymalıdır.

Sadece, gerçekten sevildiğini ve âşığının ona bağlı olduğunu ve fikrini değiştirmeyeceğini bildiğinde kendisini erkeğe teslim etmeli ve derhal evlenmeleri için razı etmelidir. Bekaretini kaybettikten sonra sırdaşlarına bundan bahseder. Böylece bir kızın bir erkeği elde etme çabaları sona erer.

Konu hakkında bir takım özlü sözler vardır:

"Peşinde fazla koşulan bir kız hoşuna giden, kendisine bağlı olacağını düşündüğü biriyle evlenmelidir. Bir kız zenginlik arzusuyla ana babası tarafından damadın görünüşü ya da karakteri göz önüne alınmadan evlendirildiğinde, erkek iyi niteliklere sahip, kızın isteklerine bağlı, etkin, güçlü, sağlıklı ve kıza her çeşit zevki vermeye istekli de olsa, kız asla erkeğe bağlanmaz. (Son birkaç gözlemde çok doğru sözler vardır. Kadın monogam bir hayvandır, sever ama yalnızca tek bir kişiyi. Bir erkeğin de yalnızca kendisim sevdiğini hissetmekten hoşlanır, rakiplere tahammül edemez. Zengin erkeklerin karısı ya da kapatması olan kadınların erkeklerini servetlerinden dolayı sevdikleri genel bir kural olarak kabul edilebilir.) İtaatli ama kendisinin efendisi olan bir koca, fakir ve fazla yakışıklı olmasa da, birçok kadının yakışıklı ve çekici kocasından daha iyidir. Birçok karısı birden olan, zengin kişilerin karıları genelde kocalarına bağlı değildir ve onlara güvenmezler. Yaşamın tüm maddi zevklerine sahip olsalar da, başka erkeklere müracâat ederler. Bayağı, toplumsal konumdan düşmüş ve çok seyahat eden erkek evlenilmeyi hak etmez; birçok karısı ve çocuğu olan ya da kendini spora ve kumara adamış ve karısına sadece istediği zaman gelen bir erkekle de evlenilmez. Kızın tüm âşıkları arasında kızın sevdiği niteliklere sahip olan kişi asıl kocasıdır. Böyle bir koca kızın üstünde gerçek hakimiyeti tadar, çünkü o âşık olduğu kocasıdır."

Birden Fazla Eş « Eşe Dair

Bir eşe sahipken tekrar evlenmenin nedenleri şunlardır:

1. Kadının budalalığı ya da kötü huyluluğu.
2. Kocanın kadını sevmemesi.
3. Çocuk isteği.
4. Devamlı kız doğumları.
5. Kocanın nefsine hakim olamaması.

En baştan itibaren bir kadın, devamlı bağlılığını, iyi huyluluğunu ve akıllılığını göstererek kocasının kalbini çalmalıdır. Eğer erkeğe çocuk veremezse ona tekrar evlenmesini söyler. Erkek ikinci kadınla evlenip, eve getirdiğinde, ilk eş ona kendisinden üstün bir konum sağlamalı ve onu bir kız kardeş gibi görmelidir. Sabahleyin kocası varken yeni eşi kendisini süslemesi için zorlamalı ve kocasının kıza verdiği itibara önem vermemelidir.

Eğer yeni kadın kocasını mutsuz edecek bir şey yaparsa, ilk kadın aldırmamak yerine, her zaman ona dikkatli öğütler vermeye hazır olmalı ve kocasının yanında değişik şeyler yapmasını öğretmelidir. Çocuklarına kendi çocukları gibi davranmalı, hizmetçilerine kendi hizmetçilerinden bile daha fazla dikkat etmeli, arkadaşlarına sevgi ve kibarlıkla, akrabalarına saygıyla davranmalıdır.

Kendisi dışında birçok kadın varsa, kendisine yaş ve derecede en yakın olanla işbirliğine gitmeli ve son zamanlarda kocasının gözdesi olmuş olan kadınla kavga etmesini teşvik etmelidir. Bundan sonra bir önceki gözdeyle yakınlık kurmalı, tüm eşleri toplayarak kendisini bulaştırmadan gözdeyi kötü ve düzenbaz ilan etmelerini sağlamalıdır.

Eğer gözde kocasıyla kavga ederse ilk kadın bilerek onu cesaretlendirmeli ve tartışmanın artmasına neden olmalıdır. Eğer kocası ve gözde arasında bir tartışma olursa, ilk kadın tartışmanın büyümesi için elinden geleni yapmalıdır. Tüm bunlardan sonra kocasını, halen gözdesini sever bulursa, taktik değiştirerek kocasının memnuniyetsizliğine yol açmamak için barışmaya çabalamalıdır.

Böylece en yaşlı eşin yapması gerekenler sona ermiş olur. Genç eş, kocasının ilk eşini annesi olarak görmeli ve bilgisi olmadan akrabalarına bile bir şey vermemelidir.

Kendi hakkındaki her şeyi söyleyip izni olmadan kocasına yaklaşmamalıdır. İlk kadın tarafından kendine söylenenleri başkalarına açıklamaman ve çocuklarına kendininkilerden bile daha iyi bakmalıdır. Kocasıyla yalnızken iyi hizmet etmeli, rakip bir eşin varlığından acı çektiğini söylememelidir.

Kocasının ona verdiği özel önemi gösteren şeyleri gizlice alıp, sadece kocası için, kocasının ona verdiği önem için yaşadığını belirtir. Kızgınlık ya da gurur yüzünden kocasına olan aşkını ya da kocasının ona olan aşkını hiç kimseye açıklamamalıdır. Çünkü kocasının sırlarını açıklayan bir kadın kocası tarafından kötü görülür.

Bir koca için değerli olmaya çabalamak, Gonardiya'ya göre, her zaman en yaşlı eşin korkusuyla yapılmalıdır. Eğer en yaşlı eş kocası tarafından sevilmiyorsa ya da çocuğu yoksa ona sempati duyulmalı ve kocaya da aynı şeyi yapması söylenmelidir. Ama iffetli bir kadın yaşamı sürmede en yaşlı eş geride bırakılmalıdır.

Böylece genç eşin en yaşlı eşe davranışları son bulmuş olur. Zayıf karakterli ya da kötü durumda olan ve bir erkekle birlikte olan bir dula tekrar evlenmiş dul denir.

Babravya'nın izleyicileri bakire bir dulun, kötü karakterli, bir erkeğin sahip olması gereken mükemmel niteliklerden yoksun olan ve bu nedenle kadının başka bir erkekle birlikteliğini gerektiren erkekle evlenmemesi gerektiğini söylerler.

Gonardiya'ya göre bir dulun tekrar evlenmesinin nedeni mutluluk arzusudur. Zevkle sevmek için birlikte olunan mükemmel niteliklere sahip bir kocayla mutlu olunacağı için böyle niteliklere sahip biriyle evlenilmelidir. Bununla birlikte Vatsyayana, bir dulun hoşlandığı ve kendisine uyacağını düşündüğü herhangi biriyle evlenebileceğini söyler.

Bir dul evlendiğinde, akrabaları için verdiği içki partileri ve pikniklerin, akraba ve dostlarına verdiği armağanların parasını kocasından alır; ya da isterse kendisi öder. Aynı şekilde ya kocasınınkileri ya kendi süslerini giyer. Kocası ve kendisi arasında verilen hediyelere dair belirlenmiş kurallar yoktur. Evlendikten sonra kocasını kendi isteğiyle bırakırsa, karşılıklı armağanlar dışında onun verdiklerini geri yollamalıdır. Eğer evden kocası tarafından kovulursa hiçbir şeyi geri vermez.

Evlendikten sonra kocasının evinde ailenin asıl üyeleri gibi yaşamalı, evdeki hanımlara kibar, hizmetçilere cömert, evin tüm dostlarına yakın ve iyi davranmalıdır. Altmış dört sanatı evdeki hanımlardan daha iyi bildiğini göstermeli ve kocasıyla herhangi bir kavgada onu şiddetle azarlamamalıdır.

Yalnızken tüm isteklerini yerine getirmeli ve altmış dört sanatın gereklerini yerine getirmelidir. Kocasının diğer eşlerine ve çocuklarına hediyeler vermekten, hanımları gibi davranmaktan, kullanmaları için oyuncaklar ve süsler yapmaktan sorumludur. Kocasının arkadaşlarına ve hizmetkârlarına, kocasının diğer eşlerinden daha çok güvenmelidir. İçki partilerine, pikniğe, panayırlara, festivallere gitmeyi, her çeşit oyun ve eğlence düzenlemeyi sevmelidir.

Böylece tekrar evlenmiş bakire bir dulun yapacakları sona ermiş olur.

Kocası tarafından sevilmeyen ve diğer karıları tarafından rahatsız edilip üzülen bir kadın, kocasının en çok sevdiği ve ona en çok hizmet eden eşiyle yakınlaşmak, bildiği sanatları ona öğretmelidir. Kocasının çocuklarının bakıcısı gibi hareket etmeli ve kocasının arkadaşlarını elde ederek kocasına olan bağlılığını onlar aracılığıyla duyulmalıdır. Dinsel törenlerde, oruçlar ve adaklarda öncülük etmeli ve kendisini fazla beğenmemelidir.

Kocası yatağında yatarken yanına sadece onun için uygunsa gitmeli, asla azarlamamak ya da herhangi bir şekilde kızgınlık göstermemelidir. Eğer kocası karılarından biriyle kavga ederse onları barıştırmalı, kocası gizlice biriyle buluşmak isterse aralarındaki buluşmayı ayarlamalıdır. Kocasının karakterinin zayıf noktalarını bilip gizli tutmalıdır. Genel olarak kocasının onu, kendisine bağlı ve iyi bir eş olarak görmesini sağlayacak şekilde davranmalıdır.

Böylece, kocası tarafından sevilmeyen bir kadının yapması gerekenler sona ermiş olur.

Haremdeki hizmetçiler (Kançukiyalar, Mahallarikalar ve Mahallikalar) Kralın karılarından Krala çiçekler, yağlar ve kumaşlar getirirler. Kral aldığı bu şeylerle birlikte, önceki gün giydiklerini hizmetçilere verir. Öğleden sonra giyinmiş ve takılar takmış olan Kral, tümü giyinmiş ve mücevherlerle süslenmiş olan haremindeki kadınlarla, hak ettikleri şekilde her birine bir yer ve saygı gösterdikten sonra, onlarla neşeli bir biçimde muhabbet eder.

Bundan sonra ilk olarak yeniden evlenmiş bakire dul karılarını, sonra da kapatmalarını ve dansçı kızlarını görür. Tüm bu kişiler özel odalarında ziyaret edilir.

Kral öğle uykusundan uyanınca, kralın o gece birlikte olacağı eşinin belirlenmesiyle görevli bir kadın, şurası gelen kadının hizmetçisi, yanlışlıkla sırası geçilmiş kadının hizmetçisi ve sırası geldiğinde hasta olan kadının hizmetçisi eşliğinde Krala gider.

Bu hizmetçiler kralın önüne bu kadınların her biri tarafından yollanmış, yüzüklerinin armasıyla işaretlenmiş yağlar ve merhemler koyar ve Krala isimlerini ve yağları yollama nedenlerini söyler. Kral birinin yağını kabul eder. Yağı kabul edilene gününün ayarlandığı haber verilir. (Kralların birçok karısı olduğundan dolayı, kanlarıyla genelde sırayla birlikte olurlardı. Yalnız Kralın yokluğundan veya kadınların hasta olmasından dolayı bazen kadınların sırası geçerdi. Böyle zamanlarda sırası geçmişler ve sırası gelenler arasında kura gibi bir şey yapılır ve kuraya katılanların yağları Krala yollanırdı. Kral da birisinin yağını kabul eder, böylece sorun halledilirdi.)

Festivallerde, şarkı partilerinde ve sergilerde Kralın tüm eşlerine saygıyla davranılmalı ve içecekler sunulmalıdır.

Haremin kadınlarının dışarıya yalnız çıkmasına izin verilmemeli, karakteri iyi bilinenler dışında hiçbir kadın içeriye alınmamalıdır. Kralın karılarının yapması gereken işler çok yorucu olmamalıdır.

Böylece kralın haremdeki kadınlara ve kadınların ona karşı davranışları sona ermiş olur.

Birçok kadınla evlenen bir erkek hepsine eşit davranmalıdır. Hatalarına önem vermemeli ama görmemezlikten de gelmemelidir. Bir karısına başka bir karısının aşkını 'tutkusunu' bedensel kusurlarını ve gizli sitemlerini açıklamamalıdır. Hiçbirine rakibeleri hakkında konuşma fırsatı vermemeli, eğer biri diğeri hakkında kötü konuşursa azarlamak ve karakterinde aynı kusura sahip olduğunu söylemelidir.

Birini gizli güvenle, başka birini gizli saygıyla ve bir diğerini gizli övgü ile mutlu etmeli, tümünü bahçelere, eğlencelere götürerek armağanlar vermeli, son olarak aşk dolu birleşmelerle mutlu etmelidir. İyi huylu ve Kutsal Kitabın emirlerine göre davranan bir genç kadın kocasının bağlılığını elde eder, rakibelerine üstünlük sağlar.

Böylece birden fazla eşe sahip bir kocanın davranışları sona ermiş olur.

Birleşmeyi Başlatma ve Bitirme « Cinsel Birleşmeye Dair

Yurttaş yıkanmış ve giyinmiş olarak kadını, çiçeklerle süslenmiş ve parfüm kokulu zevk odasında, arkadaşları ve hizmetkarlarıyla karşılayarak serinletici bir şeyler içmeye davet eder. Daha sonra kadının sol tarafına oturarak saçını tutar. Giysisine dokunacak şekilde otururken kadını yavaşça sağ koluyla sarar. Çeşitli konular hakkında eğlenceli muhabbetler yaparlar.

Ayrıca genelde toplumda konuşulmayan ve kaba kabul edilen şeylerden de bahsedebilirler. Daha sonra şarkı söylerler (hareketler eşliğinde olabilir), müzik aletleri çalarlar, sanatlardan bahsedip birbirlerini bir şeyler içmeye ikna ederler. Kadın sonunda aşk ve tutkuya yenildiğinde, yurttaş çevresindeki insanlara çiçekler, yağlar, fındık yaprakları vererek uzaklaştırır. Yalnız kaldıklarında önceki kısımlarda anlatıldığı gibi devam etmelidir.

Cinsel birleşmeye böyle başlanır. Birleşmenin sonunda âşıklar birbirlerine bakmadan ayrı ayrı banyoya giderler. Bundan sonra kendi yerlerinde oturarak biraz fındık yaprağı çiğnerler. Yurttaş kadının vücuduna eliyle biraz saf sandal ağacı yağı ya da başka bir yağ sürer. Daha sonra kadını sol koluyla sararak ikna edici sözlerle elinde tuttuğu içkiyi içirmelidir.

Kadına içmek için su da verebilir. Zevklerine göre tatlı ya da herhangi bir şey yiyip taze meyve suyu, (Hindistan'da kakao fıstığı ağacının, hurma ağacının ve çeşitli palmiye ağaçlarının suları içilir. Bunlar hemen bozulur, fermantasyona uğrar ve liköre dönüşür.) çorba, yulaf lapası, et suyu, şerbet, mango suyu, limonata ya da farklı ülkelerde içilen herhangi bir tatlı, hafif ve saf olan şeyler içilir.

Âşıklar sarayın ya da evin terasında oturarak ay ışığını seyredip güzelce muhabbet edebilirler. Bu arada, kadın erkeğin kucağında yüzü aya dönük otururken yurttaş ona çeşitli gezegenleri, sabah yıldızını, kutup yıldızını ve Büyük Ayı'yı gösterir. Böylece cinsel birleşme sona erer.

Birleşmenin çeşitleri şunlardır:

Aşk birleşmesi.
Aşkla biten birleşme.
Yapay aşk birleşmesi.
Aktarmalı aşk birleşmesi.
Hadımlarınki gibi birleşme.
Hileli birleşme.
Kendiliğinden birleşme.

(1). Birbirlerini bir süredir seven erkek ve kadın zorlukla bir araya gelir ya da ikisinden biri seyahatten döner veya bir kavga yüzünden ayrıldıktan sonra barışırlarsa o zaman birleşmeye "aşk birleşmesi" denir. Âşıkların isteklerine göre ve seçtikleri biçimde yapılır.

(2). Birbirlerine olan aşkları henüz daha başlangıçta olan iki kişi birlikte olurlarsa birleşmelerine "aşkla biten birleşme" denir.

(3). Bir erkek, öpüşme vs. gibi altmış dört sanat aracılığıyla uyarılmaya çalışırsa ya da gerçekte başka insanlara bağlı bir erkek ve bir kadın bir araya geldiğinde birleşmelerine "yapay aşk birleşmesi" denir. Böyle bir zamanda Kama Şastra'da bahsedilen bütün yollar kullanılmalıdır.

(4). Bir erkek kadına ilgi duyduğu halde, birleşmenin başından sonuna kadar başka bir kadını düşünürse buna "aktarmalı aşk birleşmesi" denir.

(5). Bir erkek ve bir kadın su taşıyıcısı ya da aşağı kasttan bir hizmetçi arasında arzu tatmin olana kadar süren ilişkiye "hadımlar gibi birleşme" denir. Bu birleşmede dokunma, öpme ve el hareketleri olmamalıdır.

(6). Bir zevk kadını ve köylü arasındaki ilişki ile yurttaşlar ve köylü kadınlar ve sınır ülkelerinin kadınları arasındaki birleşmeye "hileli birleşme" denir.

(7). Birbirlerine bağlı olan ve zevkleri için yapılan birleşmeye "kendiliğinden birleşme" denir. Böylece birleşme çeşitleri sona ermiş olur.

Şimdi aşk kavgalarından bahsedeceğiz.

Bir erkeğe çok âşık olan bir kadın, rakibesinin adını duymaya, onunla ilgili konuşmalara, yanlışlıkla onun ismiyle hitap edilmesine tahammül edemez. Böyle bir şey olursa büyük bir kavga çıkar, kadın bağırır, kızar, saçını dağıtır, âşığına vurur, giysilerini ve süslerini parçalayarak kendisini yataktan ya da koltuğundan yere atar.

Böyle bir zamanda âşığı kadını sakinleştirmeye çalışmalı, dikkatlice kaldırıp yatağa yatırmalıdır. Ama kadın sorularına yanıt vermeyerek, artan bir kızgınlıkla erkeğin saçını çekerek kafasını yatırmalı, kollarına, kafasına, göğsüne ya da sırtına bir, iki ya da üç kez vurduktan sonra odanın kapısına doğru ilerler.

Dattaka'ya göre daha sonra kadın sinirli bir şekilde kapının yanına oturur ve gözyaşı döker; yalnız dışarı çıkmamalıdır, çünkü gittiği için hatalı sayılacaktır. Bir süre sonra âşığının sakinleştirici konuşmalarının ve hareketlerinin maksimuma ulaştığını düşündüğünde, sert ve kötü sözler söyleyerek erkeğe sarılır, aynı zamanda birleşme için de istek gösterir.

Kadın kendi evindeyken âşığıyla kavga ederse, gidip erkeğe nasıl kızgın olduğunu göstermeli ve erkeği terk etmelidir. Yurttaş kadını sakinleştirmek için Vita, Viduşeka veya Pitamurda yolladıktan sonra, eve dönerlerken onlara eşlik etmeli ve geceyi kadınla geçirmelidir.

Böylece aşk kavgaları sona ermiş olur.

Sonuç olarak,

Babravya'nın bahsettiği altmış dört sanatı uygulayan bir erkek amacına ulaşır ve yüksek nitelikli kadınlarla birlikte olur. Diğer konular hakkında iyi konuşsa da altmış dört sanatı bilmezse bilgili insanlar arasında ona saygı duyulmayacaktır. Başka bilgilerden yoksun olan ama altmış dört sanatı iyi bilen bir erkek herhangi bir kadın veya erkek topluluğunda lider olur.

Altmış dört sanata saygı duymayan bir erkek, bilgelerin, kurnazların ve zevk kadınlarının onlara saygı duyduğunu göz önünde bulundurmalıdır. Altmış dört sanat saygın ve büyüleyici olduğundan ve kadınların yeteneklerini arttırdığından dolayı Açaryalar tarafından kadınlara yardımcı olarak nitelenirler. Altmış dört sanatta yetenekli bir erkeğe karısı, başkalarının karıları ve zevk kadınları tarafından aşkla yaklaşılır.