Kamasutra hakkında herşey

Vurma ve Seslere Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Aşkın çelişkili ve ayrılığa eğimli olmasından dolayı cinsel birleşme, bir kavganın ardından yapılabilir. Tutkuyla vurma noktaları vücudun özel yerleridir:

Omuzlar.
Baş.
Göğüslerin arası.
Sırt.
Jagana, yani vücudun orta kısmı.
Yan taraflar.

Dört türlü vurma vardır:

Elin tersiyle vurma.
Parmakları biraz bükerek vurma.
Yumrukla vurma.
Elin içiyle vurma.

Sebep olduğu acıdan dolayı vurma ıslık gibi bir ses çıkartır. Bu sesler sekiz çeşittir:

Hin sesi.
Yıldırım sesi.
Kumru sesi.
Ağlama sesi.
Put sesi.
Pat sesi.
Süt sesi.
Plât sesi.

Bu seslerin yanı sıra, "anne" gibi anlamlı sözcükler de söylenebilir; bunlar yasaklama, yeterlilik, özgürlük arzusu, acı ya da övgü ifade ederler. Bu seslere ara sıra güvercin, guguk kuşu, yeşil güvercin, papağan, bal arısı, serçe, flamingo, ördek ve sığırcık sesleri de eklenebilir.

Yumruk darbeleri kadın erkeğin kucağında otururken sırtına uygulanmalıdır. Erkek bunu abartmışsa kadın kızarak yumrukla yanıt verir ve kumru sesi ve ağlama sesi çıkartır. Birleşme sırasında kadının göğüslerinin ortasına elin tersiyle, önce yavaş ve sonra artan uyarılmaya uygun olarak birleşme bitene kadar vurulur.

Bu sırada Hin sesi ve diğerleri alışkanlıklara göre, hangisi istenirse çıkartılabilir. Erkeğin Pat sesi çıkartırken, elini biraz bükerek kadının kafasına vurmasına Prasritaka denir. Bu duruma uygun sesler kumru sesi, Pat sesi ve ağzın içinde çıkartılan Put sesi ve birleşmenin sonunda iç çekme ve ağlama sesidir. Pat sesi yarılan bir bambunun sesi taklit edilerek çıkartılır.

Put sesi suya düşen bir şeyin çıkardığı sestir. Bütün bunlar sırasında öpüşme ve benzeri şeyler başladığında kadın ıslık gibi bir ses çıkartarak karşılık verir. Uyarılma sırasında kadın vurulmaya alışkın değilse, sürekli, "anne," "baba" sözcüklerinin yanı sıra iç çekme, ağlama ve yıldırım sesiyle karışık olarak yasaklama, yeterlilik, özgürlük arzusunu dile getirir. (Aşk sanatını iyi bilen bir erkek, birleşme sırasında kadınların nasıl birbirlerinden farklı iç çekmeler ve sesler çıkardığını da bilir. Bazı kadınların sevgiyle konuşulmaktan, bazıları şehvetli davranışlardan, bazıları kötü konuşmaktan hoşlanır vs. Bazı kadınlar kendilerini zevke bırakıp sessizce gözlerini kapatırlar, bazıları büyük gürültü yaparlar, bazıları da neredeyse yok olmuş gibi çekilirler. Büyük sanat, kadınlara en büyük zevki neyin verdiğini ve kadınların en çok nelerden hoşlandıklarını araştırmaktır}

Birleşmenin sonlarına doğru, kadının göğüslerine, jaganasına ve yanlarına açık elin içiyle birleşme bitene kadar kuvvetle bastırılır ve birleşmenin ardından bıldırcın, kaz sesine benzeyen sesler çıkartılır.

Bu konuya ilişkin iki adet özlü söz vardır: "Erkekliğin karakteristiklerinin kabalık ve şiddetten ibaret olduğu; zayıflık, hassaslık, duyarlılık ve hoşa gitmeyen şeylerden uzaklaşma eğiliminin ise kadınlığın belirgin işaretleri olduğu söylenir. Tutkunun uyarılması ve garip alışkanlıklar bazen yukarıda bahsettiklerimize aykırı şeylere yol açabilir, ama bu durum uzun sürmez ve sonunda doğal duruma yeniden dönülür."

"Göğüse kama, başa makas, yanaklara kavrayıcı bir alet ve göğüsler ve yanları sıkıştıracak bir şey dört vuruş modeli daha oluşturur; böylece toplam sekiz çeşit vuruş olur. Ama bu aletlerle vuruş güney bölgesinin insanlarına hastır ve bu aletlerin bıraktığı izler kadınların göğüslerinde görülür. Her ne kadar bölgeye has gariplikler olsa da Vatsyayana'ya göre acı veren, barbarca, alçaltıcı ve tekrarlamaya değmeyecek bir uygulamadır.

Aynı şekilde bir bölgeye has garipliklerin her zaman her yere uyarlanması gerekmez ve uygulandıkları yerlerde bile aşırılıklara izin verilmemesi gerekir. Bu zararlı uygulamalardan bazıları şunlardır: Pançalas Kralı, zevk kadını Madavasena tarafından birleşme sırasında kama kullanılarak öldürülmüştür. Kuntalas Kralı Şatakarni Şatavahana bir makasla büyük Kraliçesi Malayavati'nin hayatına son vermiştir ve sarhoş bir dansçı kızın sürtme aletini yanlış kullanması Naradeva'nın elini yaralamıştır."

Bu konuya ilişkin iki özlü söz daha vardır:

"Bunların ne birer birer sayılabilecek adları ne de belirli kuralları vardır. Bir kere birleşme başladığında, tutku tek başına vücudun bütün hareketlerini yönlendirir."

"Böyle tutkulu davranışlar ve âşıkane davranışlar cinsel ilişki sırasında birdenbire ortaya çıkarlar ve tanımlanamazlar ve düşler gibi düzensizdirler. Beşinci dereceden harekete ulaşmış olan bir at, körlemesine bir hızla yoldaki çukurları, hendekleri ve durak yerlerini görmeksizin koşturur; birleşmenin sıcaklığında tutkuyla körleşen âşıklar da aynı şekilde davranırlar ve büyük bir şiddetle, aşırılıklara hiç dikkat etmeksizin devam ederler. Bu nedenle aşk sanatını ve kendi gücünü iyi bilen, aynı zamanda da hassas ve şiddetli olan ve genç kadınların gücünü de iyi bilen birisinin bunlara uygun davranması gerekir. Değişik birleşme çeşitleri her zaman ve herkes için geçerli değildir; yalnızca uygun zamanlarda ve uygun yerlerde uygulanabilirler."

Kazanmanın Farklı Yolları « Zevk Kadınlarına Dair

Bir zevk kadını birçok müşteriden dolayı bir günde çok para kazanabiliyorsa kendini tek âşığa bağlamamalıdır. Böyle durumlarda yerini, mevsimi ve insanların durumlarını, kendi iyi niteliklerini ve güzelliğini göz önüne aldıktan ve diğer zevk kadınlarınkiyle karşılaştırdıktan sonra bir geceki birlikte olma oranım belirlemelidir. Âşıklarını, arkadaşlarını ve tanıdıklarını bu değişikliklerden haberdar edebilir. Bununla birlikte eğer bir tek âşıktan büyük kazanç elde edebilirse onunla tek başına ve bir eş olarak yaşayabilir.

Bilgelere göre, bir zevk kadınının aynı anda iki âşıktan eşit kazanç sağlama şansı vardır. Tercihini istediği türde şeyler verebilecek olana kaydırmalıdır. Ama Vatsyayana'ya göre tercih kendisine altın verenden yana olmalıdır. Çünkü altın diğer şeyler gibi geri alınamaz, kolayca ele geçirilebilir ve ayrıca istenen her şeyi tedarik etme yoludur.

Altın gümüş, bakır, çan madeni, demir, çömlekler, mobilyalar, yataklar, süsler, giysiler, iç çamaşırları, kırılabilecek maddeler, su kabağından yapılma vazolar, manda yağı, yağ, mısır, hayvan ve bu çeşitteki diğer şeylerin tümünden üstündür.

İki âşıktan birini kazanmak için aynı emek gerektiğinde; ikisinden aynı çeşit şey alınması durumunda, seçim bir arkadaşın tavsiyesine göre yapılabilir ya da kişisel özelliklere bakarak seçim yapılabilir. Ya da onlarla bağlantılı iyi ya da kötü şans işaretleriyle seçim yapılabilir.

Biri zevk kadınınına bağlı, biri eli çok açık olan iki âşık varsa bilgeler tercihin eli açıktan yana yapılmasını söylerler. Ama Vatsyayana'ya göre, zevk kadınına gerçekten bağlı olan tercih edilmelidir, çünkü o eli açık yapılabilir. Bir cimri bile bir kadınla mutlu olursa para verir. Ama sadece eli açık olan biri gerçek bağlılıkla âşık edilemez. Ona bağlı olanlar arasında biri zengin ve diğeri fakir olan iki kişi varsa tabii ki birinci tercih edilmelidir.

Biri eli açık diğeri zevk kadını için her hizmeti yapabilecek iki âşık olduğunda, bazı bilgeler her hizmeti yapmaya hazır olanın tercih edilmesini söylerler, ama Vatsyayana her şeyi yapmaya hazır bir erkeğin bir tek şey yaptığında amacına ulaştığını düşüneceğini ama eli açık bir erkeğin önceden ne verdiğine önem vermediğini söyler. Burada bile tercih herhangi biriyle birleşmeden gelecek iyiliğe göre yapılmalıdır.

Tercih yapılacak iki âşıktan biri minnettar diğeri açık görüşlü olduğunda bazı bilgeler açık görüşlü olanın tercih edilmesini söylerler. Ama Vatsyayana'ya göre birinci seçilmelidir. Çünkü açık görüşlü erkekler genelde kendini beğenmiş, basit konuşan ve başkalarına önem vermek isteyen kişilerdir.

Bu açık görüşlü erkekler daha uzun süre arkadaş kalsalar da, zevk kadınının bir hatasını görürlerse ya da başka kadınlar tarafından yalanlar söylenmişse geçmiş hizmetlere önem vermeyip birden çeker giderler. Diğer yandan minnettar erkek onu mutlu etmek için acı çekse de derhal kopmaz. Bu durumda seçim gelecekte ne olabileceği düşünülerek yapılabilir.

Bir arkadaşın isteğini kabul etmeyle, para alma şansı aynı zamana rastlarsa bilgeler para alma şansının tercih edilmesini söylerler. Ama Vatsyayana paranın bugün olduğu gibi yarın da alınabileceğini düşünür. Ama eğer arkadaşın isteği hemen kabul edilmezse sevgisini kaybetmiş olabilir. Burada bile seçim yaparken gelecek iyi kazanç göz önünde bulundurulur.

Böyle bir durumda zevk kadını arkadaşına işi varmış gibi görünerek, isteğini ertesi gün yerine getireceğini söylerse sunulan parayı alma şansını korumuş olur.

Para alma şansı ve bir felaketin gelmesini önleme aynı zamana gelirse bilgelere göre para alma şansı tercih edilmelidir. Ama Vatsyayana paranın sadece sınırlı bir önemi olduğunu, önlenebilecek felaketin bir daha gerçekleşmeyeceğini söyler. Burada seçim felaketin büyüklüğüne göre yapılmalıdır.

En zengin ve en iyi türden zevk kadınlarının kazançları şöyle harcanır:

Tapınaklar, havuzlar ve bahçeler yaptırmak; çeşitli Brahmanlara bin tane inek vermek; Tanrılara tapmaya devam edip onurlarına düzenlenen festivalleri kutlamak ve son olarak adaklar adamak.

Diğer zevk kadınlarının kazançları şöyle harcanır:

Günlük beyaz bir elbiseye sahip olmak; açlık ve susuzluğu gidermek için yeterli yiyecek ve içecek almak; her gün parfümlü tambula (fındık ve fındık yaprağı karışımı) yemek; altından süsler takmak. Bilgeler bunların orta ve alt sınıf zevk kadınlarının kazançlarını temsil ettiğini söyler. Ama Vatsyayana'ya göre kazançları hesap edilemez ya da hiçbir şekilde belirlenemez. Çünkü bunlar yerlerin etkisine, insanların geleneklerine, görünüşlerine ve diğer birçok şeye bağlıdır.

Bir zevk kadını belirli bir erkeği herhangi bir kadından uzak tutmak isterse ya da bağlı olduğu bir kadından koparmak isterse ya da bir kadını erkekten elde ettiği kazançlardan mahrum etmek isterse ya da büyük bir serveti elde etmek isterse ya da bu erkekle birleşerek tüm erkekler tarafından arzulanır olmak isterse ya da bir şanssızlığı önlemede yardımını almak isterse ya da ona gerçekten bağlıysa ve seviyorsa ya da onun aracılığıyla birine zarar vermek isterse ya da onun yaptığı bir iyiliğe saygısı varsa ya da sadece arzudan onunla birleşmek isterse yukarıdaki herhangi bir nedenden dolayı arkadaşça bir şekilde ondan az bir miktar para almayı kabul etmelidir.

Bir zevk kadını belirli bir âşığı bırakıp başka biriyle olmak isterse ya da âşığının kısa zamanda onu terk edeceğine ve karılarına döneceğine inanırsa ya da tüm parasını çarçur edip beş parasız kaldığı için koruyucusu, babası ya da efendisi gelip onu alacaksa ya da âşığı konumu kaybetmek üzereyse ya da son olarak çok kararsız bir kafaya sahipse, olabildiği kadar çabuk, alabildiği kadar çok parayı almaya çaba sarfetmelidir.

Öte yandan zevk kadını âşığının değerli armağanlar almak üzere olduğunu ya da kralın maiyetinde yer alacağını ya da bir servetin miras kalmak üzere olduğunu ya da mal yüklü gemisinin yakında geleceğini ya da büyük mısır veya başka stoklara sahip olduğunu ya da eğer onun için bir şey yapılsa mantıksız olmayacağını ya da her zaman sözünde durduğunu düşünürse o zaman gelecekteki refahını göz önünde bulundurup erkekle karısı gibi yaşamalıdır.

Bu konuda şu özlü sözler vardır:

"Şimdiki kazançlarını ve gelecekteki refahını göz önüne alırken bir zevk kadım, geçimini çok zorlukla kazanmış kişilerden ve kralın gözdesi olduğu için bencil ve katı kalpli olmuş erkeklerden uzak durmalıdırlar."

"İşleri yolunda ve hali vakti yerinde kişilerle birlikte olmak için her gayreti sarfetmelidir ve böylece her türlü tehlikeden ve hor görülmeden korunmuş olur. Kendisine pahalıya mâl olsa da memnun kaldığında, küçük bir hizmet ya da küçük bir şey için bile çok para verecek enerjik ve açık fikirli kişilerle tanışmalıdır."

Kucaklaşmaya Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Kama Şastra'nın cinsel birleşmeyi ele alan bu kısmına "altmış dört" (Çatuşşaşti) de denir. Bazı eski yazarlara göre altmış dört bölümden oluştuğu için böyle denilmektedir. Bazıları ise şunu iddia ederler: Bu bölümün yazarı olan Pançala isimli kişi, Rig Veda'nın Daşapata adlı bölümünü ezberden okurmuş. Bu bölüm Pançala da denen altmış dört özlü sözü de içermekteymiş ve Rig Veda'ların onuruna, yapıtın bu kısmına "altmış dört" denmiş.

Diğer yandan Babravya'nın izleyicileri bu kısmın sekiz konu içerdiğini söylerler: Kucaklaşma, öpüşme, tırnakla ya da parmakla tırmalama, ısırma, pozisyonlar, değişik sesler çıkarma, erkeğin rolünü üstlenme ve opariştaka yani ağız seksi.

Bu konuların her biri sekiz çeşittir, böylece altmış dört alt bölüm elde edildiğinden dolayı "altmış dört" denmekteydi ama Vatsyayana bu kısmın aşağıdaki konuları da içerdiğini iddia eder: vurma, bağırma, birleşme sırasında erkeğin hareketleri, değişik birleşme çeşitleri ve diğer konular.

Ve buna dayanarak "altmış dört" adının tesadüfi olarak verildiğini söyler. "Saptaparna" (yedi yapraklı) denen ağacın yedi yapraklı olmaması, "Pançavarna" (beş renkli) denen pirincin beş renkli olmaması gibi.

Bununla birlikte bu kısım altmış dört konuyu içermektedir ve ilk olarak kucaklaşmayı ele almaktadır.

Bir araya gelen erkek ve kadının sevgisini gösteren kucaklaşma dört çeşittir:

Dokunma.
Kavrama.
Sürtünme.
Abanma.

Her hareket sözcüğün anlamına doğrudan karşılık gelir.

(1). Bir erkek, bir bahaneyle vücudunu, önünde ya da yanı sıra yürüyen kadının vücuduna dokundurursa buna "dokunma kucaklayışı" denir.

(2). Issız bir yerde, bir şey alırcasına yere eğilmiş bir kadının, ayakta duran ya da oturan bir erkek tarafından, olduğu gibi, göğüslerinden kavranarak çevrilmesine "kavrama kucaklayışı" denir. Bu iki kucaklaşma yalnız henüz birbiriyle yeteri kadar serbest konuşamayan kişiler arasında olur.

(3). Karanlıkta ya da halka açık bir gezinti yerinde ya da ıssız bir yerde yavaş yavaş yürüyen iki sevgilinin vücutlarını birbirine sürtmesine "sürtünme kucaklayışı" denir.

(4). Yukarıdaki durumlardan birinde, birinin ötekisini, duvara ya da sütuna sıkıştırarak abanmasına "abanma kucaklayışı" denir.

Bu son iki kucaklayış birbirinin niyetini bilenlere özgüdür. Buluşmalarda aşağıdaki dört kucaklaşma çeşidi yaygındır.

Jataveştitaka - Sarmaşık dolanışı Vrikşadirudaka - Ağaca tırmanış Tila-Tandulaka - Susam tohumu ile pirincin karışması Kşiraniraka - Süt ve suyun karışması

(1). Kadın, sarmaşığın bir ağacın gövdesine dolanması gibi erkeğe asılır. Erkeğin başı, kadını öpme arzusuyla dolu olarak kadına doğru eğilir ve sevgiyle bakar. Bu kucaklayışa "sarmaşık dolanışı" denir.

(2). Kadın bir ayağını sevgilisininkinin üstüne koyar, öbür ayağını ise erkeğin kalçasına dayar; bir kolunu sevgilisinin omuzuna atar, ötekini omuzun-dan aşağı sarkıtır. Alçak bir perdeden şarkı söyler ve kumrular gibi salar; bir öpücük için ona tırmanmak ister. Bu kucaklayışa "ağaca tırmanış" denir.

Bu iki kucaklaşma sevgililer ayakta ise yapılır.

(3). Sevgililer yatağa uzanırlar ve kollar ve bacaklar birbirine yapışacak şekilde birbirlerini kucaklarlar; birbirlerine sürtünürler. Bu kucaklayışa "susam tohumu ile pirincin karışması" denir.

(4). Kadın ve erkek birbirlerini çok seviyorlarsa ve birbirlerini incitmek veya acı vermek gibi endişeleri yoksa, birbirlerinin vücuduna girmeye, tek vücut olmaya çalışıyorlarmışçasına kucaklaşırlar. Kadın, erkeğin kucağına oturur ya da önünde durur ya da yatağa oturur. Bu kucaklayışa "süt ve suyun karışması" denir.

Son iki kucaklaşma cinsel birleşme söz konusuysa yapılır. Böylece Babravya bize sekiz çeşit kucaklaşma göstermiş olmaktadır. Suvarnanaba, vücudun ayrı kısımlarının esas alındığı dört kucaklaşma çeşidi daha tarif eder:

Kalçalarla kucaklaşma.

Jagana kucaklaşması -Göbekten kalçalara kadar olan kısmın kucaklaşması.

Göğüslerin kucaklaşması.
Alın kucaklaşması.

(1). Sevgililerden biri, kalçalarından birini ya da ikisini birden ötekinin kalçalarına bastırarak abanır. Bu kucaklayışa "kalçaların kucaklaşması" denir.

(2). Erkek, kadının vücudunun jagana denen orta kısmını kendisininkine bastırır ve tırnak ya da parmakla tırmalamak, ısırmak, vurmak, öpmek için yukarı kaldırır. Kadının saçları çözüktür ve aşağı sarkmıştır. Bu kucaklayışa "jagana kucaklaşması" denir.

(3). Erkek, göğsünü kadının göğüslerinin arasına koyar ve abanır. Bu kucaklayışa "göğüslerin kucaklaşması" denir.

(4). Sevgililerden biri ağzı, gözleri ve alnıyla diğerininkilere dokunur. Bu kucaklayışa "alın kucaklaşması" denir.

Bazıları köpüklenmenin bile bir tür kucaklaşma olduğunu söylerler, çünkü vücutlar birbirine dokunmaktadır. Ama Vatsyayana köpüklenmenin farklı bir zamanda farklı bir amaç için yapıldığını ve farklı bir özelliği olduğunu söyler. Bu nedenle de kucaklaşma sayılamayacağını söyler.

Bu konuda şöyle özlü sözler vardır:

"Erkeklerin hakkında sorular sorduğu, işittiği, konuştuğu tüm şekilleriyle kucaklaşma, derin bir zevke açılıştır. Cinsel birliktelik sırasında Kama Şastra'da hiç bahsedilmeyen kucaklaşmalar da olur. Bunlar sevginin ve tutkunun yükselmesinden doğar. Şastra'nın kuralları insanın tutkusu orta şiddetteyken geçerlidir, ama sevginin tekerlekleri bir defa dönmeye başlarsa ne Şastra kalır ne de kuralları."