Kamasutra hakkında herşey

Günlük Yaşam « Vatsyayana Sutra

Böylece armağan olarak, ele geçirerek, satın alarak, emanet ya da atalarından miras yoluyla kazandığı zenginlikle bilgiye ulaşan erkeğin aile reisi olup bir yurttaş gibi yaşaması gerekir. Şehirde, büyük bir köyde, seçkin insanların semtinde ya da çoğu insanın gidip geldiği bir yerde ev alması gerekir.

Bu mesken suya yakın olmalı ve değişik amaçlar için değişik bölmeleri olmalıdır. Evin çevresinde bir bahçe, biri dış, diğeri iç olmak üzere iki odası olmalıdır. İç oda kadınlara tahsis edilmeli, zengin kokularla dinlendirici bir havası olan dış odada ise yumuşak bir yatak olmalı; bu yatak göze güzel görünmeli, temiz beyaz örtülü, ortası alçak, üzerinde çelenk ve çiçek buketleri -Doğal bahçe çiçekleri-, gölgeliği, biri baş kısmında diğeri ayak kısmında olmak üzere iki yastığı olmalıdır. Odada ayrıca bir çeşit sedir ve bunun baş kısmında bir tabure olmalıdır.

Gece için tabure; çiçekler, göz damlası ve hoş kokulu özler konmuş kavanozlar, ağız kokusu için kullanılan şeyler ve ağaç-kavunu ağacının kabuğunu koymanın yanı sıra hoş kokulu yağların konması için kullanılmalıdır. Sedirin yakınında yerde bir tükürük hokkası, içinde mücevher bulunan bir kutu, bir askıdan sarkan fildişi bir lut, bir resim tahtası, parfüm içeren bir kap, birkaç kitap ve yabani kadife çiçeğinden yapılma kolyeler bulunmalıdır.

Sedirin fazla uzağında olmamak üzere yerde, yuvarlak bir yastık, oyuncak el arabası ve zar oyunları için tahta olmalıdır. Dış odanın dışarısında kuş -Bıldırcın, keklik, papağan, sığırcık ve benzeri kuşlar- kafesleri ve yün eğirmek, oymacılık ve bu çeşit uğraşılar için özel bir yer olmalıdır.

Bahçelerde bir dönen salıncak ve bir normal salıncak, ayrıca çiçeklerle bezeli asma bir kameriye olmalı, bunun içine oturmak için yükseltilmiş bir çiçek tarhı konmalıdır.

Sabah kalkıp gerekli işleri -Doğanın çağrısına uymak her zaman için Hindularca sabahları yapılması gereken ilk iştir- yerine getiren evin reisi dişini fırçalamalı, vücuduna sınırlı miktarda yağlar ve kokular sürmeli, takılar takmalı, göz kapaklarına ve gözlerinin altına göz damlası sürmeli, dudaklarını alaktakayla -Laktan elde edilen bir renk- boyamalı ve aynada kendisine bakmalıdır.

Fındık yapraklarıyla birlikte ağıza güzel koku veren diğer şeyleri yedikten sonra her zamanki işlerini yerine getirmelidir. Her gün banyo yapmalı, vücudunu yağlarla ovmalı, üç günde bir köpük banyosu yapmalı (Müslümanlardan önce sabun bilinmezdi), dört günde bir yüzünü ve saçlarını, beş ya da on günde (On gün tüylerin makasa gelecek kadar uzaması için yeterli bir süredir) bir vücudunun diğer kısımlarını traş ettirmelidir.

Tüm bunlar mutlaka yapılmalı, koltuk altlarının teri alınmalıdır. Çarayana'ya göre yemekler, öğleden önce, öğleden sonra ve gece yenmelidir. Kahvaltıdan sonra, papağanlara ve diğer kuşlara konuşma öğretilmeli, horozlar, bıldırcınlar ve koçlar döğüştürülmelidir. Pitamardalar, Vitalar ve Viduşakalar (Bunlar Hindu dramasında bahsedilen genel karakterlerdendir; özellikleri daha sonra açıklanacaktır.) ile uğraşmaya az zaman harcanmalıdır.

Sonra öğle uykusuna (Öğle uykusuna yalnız gecelerin kısa olduğu yazın izin vardır.) yatılabilir. Bundan sonra giysilerini giyip takılarını takan evin reisi öğleden sonrasını arkadaşlarıyla muhabbet ederek geçirir. Akşam üstü şarkı söylenir. Bundan sonra evin reisi arkadaşlarıyla birlikte önceden dekore edilmiş ve parfümlenmiş odasında ona tutkun olan kadının gelişini beklemelidir.

Ya da ona kadın bir haberci yollar veya kendisi gider. Kadının evine gelmesinden sonra arkadaşlarıyla birlikte onu karşılamalı ve kadını sevgi dolu ve uygun bir muhabbetle eğlendirmelidir. Böylece o gün yapılması gerekenler sona ermiş olur.

Aşağıdakiler arada eğlence veya uğraşı olarak yapılacak şeylerdir:

1. Farklı tanrıçalar onuruna festivaller. (Bunlar Hindistan'ın tüm bölgelerinde çok yaygındır.)
2. Kadın ve erkeklerin birlikte katıldıkları toplantılar.
3. İçki partileri.
4. Piknikler.
5. Diğer sosyal uğraşılar düzenlemek.

FESTİVALLER

Bazı özel uğurlu günlerde bir yurttaşlar topluluğu Sarasvati'nin Tapınağı'nda bir araya gelir. Orada şarkıcıların ve şehre yeni gelmiş başka insanların yeteneği denenmeli ve ertesi gün mutlaka ödüllendirilmelidirler; bundan sonra toplananlar tarafından gösterilerinin beğenilip beğenilmemesine göre ya alıkonulur ya da yol verilirler.

Toplantı üyeleri mutlu zamanlarda olduğu kadar sıkıntılı zamanlarında da uyumlu hareket etmelidirler. Ayrıca toplantıya gelmiş olan yabancılara konukseverlik göstermek de bu yurttaşların görevidir. Yukarıda söylenenlerin, yürürlükte olan kurallara göre farklı tanrıçaların onuruna düzenlenebilecek tüm diğer festivallere uygulanacağı bilinmelidir.

SOSYAL TOPLANTILAR

Aynı yaş, konum ve yetenekteki, aynı uğraşıdan hoşlanan ve aynı eğitime sahip erkekler, genel kadınlarla ya da yurttaşlar topluluğunda ya da aralarından birinin evinde oturup birbirleriyle uygun konuşmalar yapıyorlarsa buna arkadaşlarla oturma ya da sosyal toplantı denir. Konuşmanın konularını, başkaları tarafından söylenmiş sözlerin tamamlanması ve farklı sanatlarda birbirlerinin bilgilerini ölçme oluşturur. Çok güzel olan, erkeklerle aynı şeylerden hoşlanan, başkalarının akıllarını çelme gücü olan kadınlar burada saygıyla anılır.

İÇKİ PARTİLERİ

Kadınlar ve erkekler birbirlerinin evinde içmelidirler. Burada erkekler genel kadınlara içki içirir, sonra kendileri Madu, Ayreya, Sara ve Asava gibi acı ve ekşi tadları olan likörleri içerler. Ayrıca farklı ağaçların gövdelerinden, yabani meyvelerden ve yapraklardan çıkartılan içkiler de içilir.

BAHÇELERE YA DA PİKNİKLERE GİTME

Öğlene doğru giyinmiş olan erkekler yanlarında genel kadınlar ve hizmetkârlar olduğu halde atları üzerinde bahçelere giderler. Orada günlük işlerini yapıp bıldırcın, horoz ve koç döğüşleri ve diğer gösteriler gibi çeşitli uygun eğlencelerle zaman geçirip öğleden sonra aynı şekilde çiçek demetleriyle eve dönerler.

Aynı şey yazın, içinden kötü ya da tehlikeli hayvanların çıkartıldığı ve etrafı çevrilmiş suda banyo yapmada da geçerlidir.

DİĞER SOSYAL UĞRAŞILAR

Geceleri zarla oynamak, ay ışığının olduğu gecelerde dışarı çıkmak, bahar onuruna oruç tutmak, mango ağaçlarındaki meyveleri ve filizleri koparmak, nilüfer liflerini yemek, yumuşak mısır başaklarını yemek, ağaçlar yeşillendiği zaman ormanlarda piknik yapmak, Udakakaşvedika yani su sporları yapmak, bazı ağaçların çiçekleriyle birbirini süslemek, kadamba ağacının çiçeklerini birbirine atmak ve tüm ülkede ya da bazı kısımlarında bilinen diğer birçok sporu yapmak sosyal uğraşılardandır. Bu ve benzer diğer eğlenceler yurttaşlar tarafından her zaman düzenlenir.

Yukarıdaki eğlenceler kendini bir zevk kadınının varlığıyla oyalayan birisi tarafından yapılabildiği gibi, bir zevk kadını da aynı şeyleri hizmetçileri ya da yurttaşlarla yapabilir.

Bir Pitamarda dünyada yalnız, zenginliği olmayan, tek mülkü Malikası, biraz köpürtücü madde ve kırmızı bir giysi olan, iyi bir ülkeden gelen ve tüm sanatlarda becerikli olan, bu sanatları öğreterek yurttaşların muhabbetine katılan ve genel kadınların evine giden kişidir.

Bir Vita servetin zevkini tatmış, ilişkide olduğu yurttaşların dostu olan, bir aile reisinin niteliklerine sahip, karısı olan, yurttaşların toplantılarında ve genel kadınların evinde onurlanan ve onların davranışlarından ve onlardan geçinen kişidir.

Bir Viduşeka (Vayaska yani gülmeye yol açan kişi de denir.) sadece bazı sanatları bilen, maskaralık yapan ve herkesin güvendiği bir kişidir.

Bu kişiler yurttaşlar ve genel kadınlar arasındaki tartışmalar ve barışmalarda görevlendirilirler.

Bu sözler ayrıca kadın dilenciler, kafaları kazılı kadınlar, zina yapan kadınlar ve her çeşit sanatta becerikli yaşlı genel kadınlar için de geçerlidir.

Herkesin saygı duyduğu, köyü ya da şehrinde yaşayan bir yurttaş kendi kastından bilgili kişileri davet etmelidir. Arkadaşlarıyla muhabbet etmeli ve dostluğuyla arkadaşlarını memnun etmelidir. Çeşitli konularda başkalarına yardımcı olmalı, başkalarının da aynı şekilde davranmalarını sağlamalıdır.

Konu hakkında bazı özlü sözler vardır:

"Topluluk içinde çeşitli konular hakkında bütünüyle Sanskrit dilinde ya da tümüyle ülkesinin diyalektiğinde konuşmayan bir yurttaş büyük saygı kazanır. Akıllı kişiler halkın sevmediği, kuralları olmayan ve niyeti başkalarının yıkımı olan bir toplulukla birlikte olmaz. İnsanların isteklerine göre davranan, tek amaçtan zevk alan bir toplulukta yaşayan bilgili bir erkek bu dünyada çok saygı görür."

Birden Fazla Eş « Eşe Dair

Bir eşe sahipken tekrar evlenmenin nedenleri şunlardır:

1. Kadının budalalığı ya da kötü huyluluğu.
2. Kocanın kadını sevmemesi.
3. Çocuk isteği.
4. Devamlı kız doğumları.
5. Kocanın nefsine hakim olamaması.

En baştan itibaren bir kadın, devamlı bağlılığını, iyi huyluluğunu ve akıllılığını göstererek kocasının kalbini çalmalıdır. Eğer erkeğe çocuk veremezse ona tekrar evlenmesini söyler. Erkek ikinci kadınla evlenip, eve getirdiğinde, ilk eş ona kendisinden üstün bir konum sağlamalı ve onu bir kız kardeş gibi görmelidir. Sabahleyin kocası varken yeni eşi kendisini süslemesi için zorlamalı ve kocasının kıza verdiği itibara önem vermemelidir.

Eğer yeni kadın kocasını mutsuz edecek bir şey yaparsa, ilk kadın aldırmamak yerine, her zaman ona dikkatli öğütler vermeye hazır olmalı ve kocasının yanında değişik şeyler yapmasını öğretmelidir. Çocuklarına kendi çocukları gibi davranmalı, hizmetçilerine kendi hizmetçilerinden bile daha fazla dikkat etmeli, arkadaşlarına sevgi ve kibarlıkla, akrabalarına saygıyla davranmalıdır.

Kendisi dışında birçok kadın varsa, kendisine yaş ve derecede en yakın olanla işbirliğine gitmeli ve son zamanlarda kocasının gözdesi olmuş olan kadınla kavga etmesini teşvik etmelidir. Bundan sonra bir önceki gözdeyle yakınlık kurmalı, tüm eşleri toplayarak kendisini bulaştırmadan gözdeyi kötü ve düzenbaz ilan etmelerini sağlamalıdır.

Eğer gözde kocasıyla kavga ederse ilk kadın bilerek onu cesaretlendirmeli ve tartışmanın artmasına neden olmalıdır. Eğer kocası ve gözde arasında bir tartışma olursa, ilk kadın tartışmanın büyümesi için elinden geleni yapmalıdır. Tüm bunlardan sonra kocasını, halen gözdesini sever bulursa, taktik değiştirerek kocasının memnuniyetsizliğine yol açmamak için barışmaya çabalamalıdır.

Böylece en yaşlı eşin yapması gerekenler sona ermiş olur. Genç eş, kocasının ilk eşini annesi olarak görmeli ve bilgisi olmadan akrabalarına bile bir şey vermemelidir.

Kendi hakkındaki her şeyi söyleyip izni olmadan kocasına yaklaşmamalıdır. İlk kadın tarafından kendine söylenenleri başkalarına açıklamaman ve çocuklarına kendininkilerden bile daha iyi bakmalıdır. Kocasıyla yalnızken iyi hizmet etmeli, rakip bir eşin varlığından acı çektiğini söylememelidir.

Kocasının ona verdiği özel önemi gösteren şeyleri gizlice alıp, sadece kocası için, kocasının ona verdiği önem için yaşadığını belirtir. Kızgınlık ya da gurur yüzünden kocasına olan aşkını ya da kocasının ona olan aşkını hiç kimseye açıklamamalıdır. Çünkü kocasının sırlarını açıklayan bir kadın kocası tarafından kötü görülür.

Bir koca için değerli olmaya çabalamak, Gonardiya'ya göre, her zaman en yaşlı eşin korkusuyla yapılmalıdır. Eğer en yaşlı eş kocası tarafından sevilmiyorsa ya da çocuğu yoksa ona sempati duyulmalı ve kocaya da aynı şeyi yapması söylenmelidir. Ama iffetli bir kadın yaşamı sürmede en yaşlı eş geride bırakılmalıdır.

Böylece genç eşin en yaşlı eşe davranışları son bulmuş olur. Zayıf karakterli ya da kötü durumda olan ve bir erkekle birlikte olan bir dula tekrar evlenmiş dul denir.

Babravya'nın izleyicileri bakire bir dulun, kötü karakterli, bir erkeğin sahip olması gereken mükemmel niteliklerden yoksun olan ve bu nedenle kadının başka bir erkekle birlikteliğini gerektiren erkekle evlenmemesi gerektiğini söylerler.

Gonardiya'ya göre bir dulun tekrar evlenmesinin nedeni mutluluk arzusudur. Zevkle sevmek için birlikte olunan mükemmel niteliklere sahip bir kocayla mutlu olunacağı için böyle niteliklere sahip biriyle evlenilmelidir. Bununla birlikte Vatsyayana, bir dulun hoşlandığı ve kendisine uyacağını düşündüğü herhangi biriyle evlenebileceğini söyler.

Bir dul evlendiğinde, akrabaları için verdiği içki partileri ve pikniklerin, akraba ve dostlarına verdiği armağanların parasını kocasından alır; ya da isterse kendisi öder. Aynı şekilde ya kocasınınkileri ya kendi süslerini giyer. Kocası ve kendisi arasında verilen hediyelere dair belirlenmiş kurallar yoktur. Evlendikten sonra kocasını kendi isteğiyle bırakırsa, karşılıklı armağanlar dışında onun verdiklerini geri yollamalıdır. Eğer evden kocası tarafından kovulursa hiçbir şeyi geri vermez.

Evlendikten sonra kocasının evinde ailenin asıl üyeleri gibi yaşamalı, evdeki hanımlara kibar, hizmetçilere cömert, evin tüm dostlarına yakın ve iyi davranmalıdır. Altmış dört sanatı evdeki hanımlardan daha iyi bildiğini göstermeli ve kocasıyla herhangi bir kavgada onu şiddetle azarlamamalıdır.

Yalnızken tüm isteklerini yerine getirmeli ve altmış dört sanatın gereklerini yerine getirmelidir. Kocasının diğer eşlerine ve çocuklarına hediyeler vermekten, hanımları gibi davranmaktan, kullanmaları için oyuncaklar ve süsler yapmaktan sorumludur. Kocasının arkadaşlarına ve hizmetkârlarına, kocasının diğer eşlerinden daha çok güvenmelidir. İçki partilerine, pikniğe, panayırlara, festivallere gitmeyi, her çeşit oyun ve eğlence düzenlemeyi sevmelidir.

Böylece tekrar evlenmiş bakire bir dulun yapacakları sona ermiş olur.

Kocası tarafından sevilmeyen ve diğer karıları tarafından rahatsız edilip üzülen bir kadın, kocasının en çok sevdiği ve ona en çok hizmet eden eşiyle yakınlaşmak, bildiği sanatları ona öğretmelidir. Kocasının çocuklarının bakıcısı gibi hareket etmeli ve kocasının arkadaşlarını elde ederek kocasına olan bağlılığını onlar aracılığıyla duyulmalıdır. Dinsel törenlerde, oruçlar ve adaklarda öncülük etmeli ve kendisini fazla beğenmemelidir.

Kocası yatağında yatarken yanına sadece onun için uygunsa gitmeli, asla azarlamamak ya da herhangi bir şekilde kızgınlık göstermemelidir. Eğer kocası karılarından biriyle kavga ederse onları barıştırmalı, kocası gizlice biriyle buluşmak isterse aralarındaki buluşmayı ayarlamalıdır. Kocasının karakterinin zayıf noktalarını bilip gizli tutmalıdır. Genel olarak kocasının onu, kendisine bağlı ve iyi bir eş olarak görmesini sağlayacak şekilde davranmalıdır.

Böylece, kocası tarafından sevilmeyen bir kadının yapması gerekenler sona ermiş olur.

Haremdeki hizmetçiler (Kançukiyalar, Mahallarikalar ve Mahallikalar) Kralın karılarından Krala çiçekler, yağlar ve kumaşlar getirirler. Kral aldığı bu şeylerle birlikte, önceki gün giydiklerini hizmetçilere verir. Öğleden sonra giyinmiş ve takılar takmış olan Kral, tümü giyinmiş ve mücevherlerle süslenmiş olan haremindeki kadınlarla, hak ettikleri şekilde her birine bir yer ve saygı gösterdikten sonra, onlarla neşeli bir biçimde muhabbet eder.

Bundan sonra ilk olarak yeniden evlenmiş bakire dul karılarını, sonra da kapatmalarını ve dansçı kızlarını görür. Tüm bu kişiler özel odalarında ziyaret edilir.

Kral öğle uykusundan uyanınca, kralın o gece birlikte olacağı eşinin belirlenmesiyle görevli bir kadın, şurası gelen kadının hizmetçisi, yanlışlıkla sırası geçilmiş kadının hizmetçisi ve sırası geldiğinde hasta olan kadının hizmetçisi eşliğinde Krala gider.

Bu hizmetçiler kralın önüne bu kadınların her biri tarafından yollanmış, yüzüklerinin armasıyla işaretlenmiş yağlar ve merhemler koyar ve Krala isimlerini ve yağları yollama nedenlerini söyler. Kral birinin yağını kabul eder. Yağı kabul edilene gününün ayarlandığı haber verilir. (Kralların birçok karısı olduğundan dolayı, kanlarıyla genelde sırayla birlikte olurlardı. Yalnız Kralın yokluğundan veya kadınların hasta olmasından dolayı bazen kadınların sırası geçerdi. Böyle zamanlarda sırası geçmişler ve sırası gelenler arasında kura gibi bir şey yapılır ve kuraya katılanların yağları Krala yollanırdı. Kral da birisinin yağını kabul eder, böylece sorun halledilirdi.)

Festivallerde, şarkı partilerinde ve sergilerde Kralın tüm eşlerine saygıyla davranılmalı ve içecekler sunulmalıdır.

Haremin kadınlarının dışarıya yalnız çıkmasına izin verilmemeli, karakteri iyi bilinenler dışında hiçbir kadın içeriye alınmamalıdır. Kralın karılarının yapması gereken işler çok yorucu olmamalıdır.

Böylece kralın haremdeki kadınlara ve kadınların ona karşı davranışları sona ermiş olur.

Birçok kadınla evlenen bir erkek hepsine eşit davranmalıdır. Hatalarına önem vermemeli ama görmemezlikten de gelmemelidir. Bir karısına başka bir karısının aşkını 'tutkusunu' bedensel kusurlarını ve gizli sitemlerini açıklamamalıdır. Hiçbirine rakibeleri hakkında konuşma fırsatı vermemeli, eğer biri diğeri hakkında kötü konuşursa azarlamak ve karakterinde aynı kusura sahip olduğunu söylemelidir.

Birini gizli güvenle, başka birini gizli saygıyla ve bir diğerini gizli övgü ile mutlu etmeli, tümünü bahçelere, eğlencelere götürerek armağanlar vermeli, son olarak aşk dolu birleşmelerle mutlu etmelidir. İyi huylu ve Kutsal Kitabın emirlerine göre davranan bir genç kadın kocasının bağlılığını elde eder, rakibelerine üstünlük sağlar.

Böylece birden fazla eşe sahip bir kocanın davranışları sona ermiş olur.

Birleşmeyi Başlatma ve Bitirme « Cinsel Birleşmeye Dair

Yurttaş yıkanmış ve giyinmiş olarak kadını, çiçeklerle süslenmiş ve parfüm kokulu zevk odasında, arkadaşları ve hizmetkarlarıyla karşılayarak serinletici bir şeyler içmeye davet eder. Daha sonra kadının sol tarafına oturarak saçını tutar. Giysisine dokunacak şekilde otururken kadını yavaşça sağ koluyla sarar. Çeşitli konular hakkında eğlenceli muhabbetler yaparlar.

Ayrıca genelde toplumda konuşulmayan ve kaba kabul edilen şeylerden de bahsedebilirler. Daha sonra şarkı söylerler (hareketler eşliğinde olabilir), müzik aletleri çalarlar, sanatlardan bahsedip birbirlerini bir şeyler içmeye ikna ederler. Kadın sonunda aşk ve tutkuya yenildiğinde, yurttaş çevresindeki insanlara çiçekler, yağlar, fındık yaprakları vererek uzaklaştırır. Yalnız kaldıklarında önceki kısımlarda anlatıldığı gibi devam etmelidir.

Cinsel birleşmeye böyle başlanır. Birleşmenin sonunda âşıklar birbirlerine bakmadan ayrı ayrı banyoya giderler. Bundan sonra kendi yerlerinde oturarak biraz fındık yaprağı çiğnerler. Yurttaş kadının vücuduna eliyle biraz saf sandal ağacı yağı ya da başka bir yağ sürer. Daha sonra kadını sol koluyla sararak ikna edici sözlerle elinde tuttuğu içkiyi içirmelidir.

Kadına içmek için su da verebilir. Zevklerine göre tatlı ya da herhangi bir şey yiyip taze meyve suyu, (Hindistan'da kakao fıstığı ağacının, hurma ağacının ve çeşitli palmiye ağaçlarının suları içilir. Bunlar hemen bozulur, fermantasyona uğrar ve liköre dönüşür.) çorba, yulaf lapası, et suyu, şerbet, mango suyu, limonata ya da farklı ülkelerde içilen herhangi bir tatlı, hafif ve saf olan şeyler içilir.

Âşıklar sarayın ya da evin terasında oturarak ay ışığını seyredip güzelce muhabbet edebilirler. Bu arada, kadın erkeğin kucağında yüzü aya dönük otururken yurttaş ona çeşitli gezegenleri, sabah yıldızını, kutup yıldızını ve Büyük Ayı'yı gösterir. Böylece cinsel birleşme sona erer.

Birleşmenin çeşitleri şunlardır:

Aşk birleşmesi.
Aşkla biten birleşme.
Yapay aşk birleşmesi.
Aktarmalı aşk birleşmesi.
Hadımlarınki gibi birleşme.
Hileli birleşme.
Kendiliğinden birleşme.

(1). Birbirlerini bir süredir seven erkek ve kadın zorlukla bir araya gelir ya da ikisinden biri seyahatten döner veya bir kavga yüzünden ayrıldıktan sonra barışırlarsa o zaman birleşmeye "aşk birleşmesi" denir. Âşıkların isteklerine göre ve seçtikleri biçimde yapılır.

(2). Birbirlerine olan aşkları henüz daha başlangıçta olan iki kişi birlikte olurlarsa birleşmelerine "aşkla biten birleşme" denir.

(3). Bir erkek, öpüşme vs. gibi altmış dört sanat aracılığıyla uyarılmaya çalışırsa ya da gerçekte başka insanlara bağlı bir erkek ve bir kadın bir araya geldiğinde birleşmelerine "yapay aşk birleşmesi" denir. Böyle bir zamanda Kama Şastra'da bahsedilen bütün yollar kullanılmalıdır.

(4). Bir erkek kadına ilgi duyduğu halde, birleşmenin başından sonuna kadar başka bir kadını düşünürse buna "aktarmalı aşk birleşmesi" denir.

(5). Bir erkek ve bir kadın su taşıyıcısı ya da aşağı kasttan bir hizmetçi arasında arzu tatmin olana kadar süren ilişkiye "hadımlar gibi birleşme" denir. Bu birleşmede dokunma, öpme ve el hareketleri olmamalıdır.

(6). Bir zevk kadını ve köylü arasındaki ilişki ile yurttaşlar ve köylü kadınlar ve sınır ülkelerinin kadınları arasındaki birleşmeye "hileli birleşme" denir.

(7). Birbirlerine bağlı olan ve zevkleri için yapılan birleşmeye "kendiliğinden birleşme" denir. Böylece birleşme çeşitleri sona ermiş olur.

Şimdi aşk kavgalarından bahsedeceğiz.

Bir erkeğe çok âşık olan bir kadın, rakibesinin adını duymaya, onunla ilgili konuşmalara, yanlışlıkla onun ismiyle hitap edilmesine tahammül edemez. Böyle bir şey olursa büyük bir kavga çıkar, kadın bağırır, kızar, saçını dağıtır, âşığına vurur, giysilerini ve süslerini parçalayarak kendisini yataktan ya da koltuğundan yere atar.

Böyle bir zamanda âşığı kadını sakinleştirmeye çalışmalı, dikkatlice kaldırıp yatağa yatırmalıdır. Ama kadın sorularına yanıt vermeyerek, artan bir kızgınlıkla erkeğin saçını çekerek kafasını yatırmalı, kollarına, kafasına, göğsüne ya da sırtına bir, iki ya da üç kez vurduktan sonra odanın kapısına doğru ilerler.

Dattaka'ya göre daha sonra kadın sinirli bir şekilde kapının yanına oturur ve gözyaşı döker; yalnız dışarı çıkmamalıdır, çünkü gittiği için hatalı sayılacaktır. Bir süre sonra âşığının sakinleştirici konuşmalarının ve hareketlerinin maksimuma ulaştığını düşündüğünde, sert ve kötü sözler söyleyerek erkeğe sarılır, aynı zamanda birleşme için de istek gösterir.

Kadın kendi evindeyken âşığıyla kavga ederse, gidip erkeğe nasıl kızgın olduğunu göstermeli ve erkeği terk etmelidir. Yurttaş kadını sakinleştirmek için Vita, Viduşeka veya Pitamurda yolladıktan sonra, eve dönerlerken onlara eşlik etmeli ve geceyi kadınla geçirmelidir.

Böylece aşk kavgaları sona ermiş olur.

Sonuç olarak,

Babravya'nın bahsettiği altmış dört sanatı uygulayan bir erkek amacına ulaşır ve yüksek nitelikli kadınlarla birlikte olur. Diğer konular hakkında iyi konuşsa da altmış dört sanatı bilmezse bilgili insanlar arasında ona saygı duyulmayacaktır. Başka bilgilerden yoksun olan ama altmış dört sanatı iyi bilen bir erkek herhangi bir kadın veya erkek topluluğunda lider olur.

Altmış dört sanata saygı duymayan bir erkek, bilgelerin, kurnazların ve zevk kadınlarının onlara saygı duyduğunu göz önünde bulundurmalıdır. Altmış dört sanat saygın ve büyüleyici olduğundan ve kadınların yeteneklerini arttırdığından dolayı Açaryalar tarafından kadınlara yardımcı olarak nitelenirler. Altmış dört sanatta yetenekli bir erkeğe karısı, başkalarının karıları ve zevk kadınları tarafından aşkla yaklaşılır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy