Kucaklaşmaya Dair « Cinsel Birleşmeye Dair
Kama Şastra'nın cinsel birleşmeyi ele alan bu kısmına "altmış dört" (Çatuşşaşti) de denir. Bazı eski yazarlara göre altmış dört bölümden oluştuğu için böyle denilmektedir. Bazıları ise şunu iddia ederler: Bu bölümün yazarı olan Pançala isimli kişi, Rig Veda'nın Daşapata adlı bölümünü ezberden okurmuş. Bu bölüm Pançala da denen altmış dört özlü sözü de içermekteymiş ve Rig Veda'ların onuruna, yapıtın bu kısmına "altmış dört" denmiş.
Diğer yandan Babravya'nın izleyicileri bu kısmın sekiz konu içerdiğini söylerler: Kucaklaşma, öpüşme, tırnakla ya da parmakla tırmalama, ısırma, pozisyonlar, değişik sesler çıkarma, erkeğin rolünü üstlenme ve opariştaka yani ağız seksi.
Bu konuların her biri sekiz çeşittir, böylece altmış dört alt bölüm elde edildiğinden dolayı "altmış dört" denmekteydi ama Vatsyayana bu kısmın aşağıdaki konuları da içerdiğini iddia eder: vurma, bağırma, birleşme sırasında erkeğin hareketleri, değişik birleşme çeşitleri ve diğer konular.
Ve buna dayanarak "altmış dört" adının tesadüfi olarak verildiğini söyler. "Saptaparna" (yedi yapraklı) denen ağacın yedi yapraklı olmaması, "Pançavarna" (beş renkli) denen pirincin beş renkli olmaması gibi.
Bununla birlikte bu kısım altmış dört konuyu içermektedir ve ilk olarak kucaklaşmayı ele almaktadır.
Bir araya gelen erkek ve kadının sevgisini gösteren kucaklaşma dört çeşittir:
Dokunma.
Kavrama.
Sürtünme.
Abanma.
Her hareket sözcüğün anlamına doğrudan karşılık gelir.
(1). Bir erkek, bir bahaneyle vücudunu, önünde ya da yanı sıra yürüyen kadının vücuduna dokundurursa buna "dokunma kucaklayışı" denir.
(2). Issız bir yerde, bir şey alırcasına yere eğilmiş bir kadının, ayakta duran ya da oturan bir erkek tarafından, olduğu gibi, göğüslerinden kavranarak çevrilmesine "kavrama kucaklayışı" denir. Bu iki kucaklaşma yalnız henüz birbiriyle yeteri kadar serbest konuşamayan kişiler arasında olur.
(3). Karanlıkta ya da halka açık bir gezinti yerinde ya da ıssız bir yerde yavaş yavaş yürüyen iki sevgilinin vücutlarını birbirine sürtmesine "sürtünme kucaklayışı" denir.
(4). Yukarıdaki durumlardan birinde, birinin ötekisini, duvara ya da sütuna sıkıştırarak abanmasına "abanma kucaklayışı" denir.
Bu son iki kucaklayış birbirinin niyetini bilenlere özgüdür. Buluşmalarda aşağıdaki dört kucaklaşma çeşidi yaygındır.
Jataveştitaka - Sarmaşık dolanışı Vrikşadirudaka - Ağaca tırmanış Tila-Tandulaka - Susam tohumu ile pirincin karışması Kşiraniraka - Süt ve suyun karışması
(1). Kadın, sarmaşığın bir ağacın gövdesine dolanması gibi erkeğe asılır. Erkeğin başı, kadını öpme arzusuyla dolu olarak kadına doğru eğilir ve sevgiyle bakar. Bu kucaklayışa "sarmaşık dolanışı" denir.
(2). Kadın bir ayağını sevgilisininkinin üstüne koyar, öbür ayağını ise erkeğin kalçasına dayar; bir kolunu sevgilisinin omuzuna atar, ötekini omuzun-dan aşağı sarkıtır. Alçak bir perdeden şarkı söyler ve kumrular gibi salar; bir öpücük için ona tırmanmak ister. Bu kucaklayışa "ağaca tırmanış" denir.
Bu iki kucaklaşma sevgililer ayakta ise yapılır.
(3). Sevgililer yatağa uzanırlar ve kollar ve bacaklar birbirine yapışacak şekilde birbirlerini kucaklarlar; birbirlerine sürtünürler. Bu kucaklayışa "susam tohumu ile pirincin karışması" denir.
(4). Kadın ve erkek birbirlerini çok seviyorlarsa ve birbirlerini incitmek veya acı vermek gibi endişeleri yoksa, birbirlerinin vücuduna girmeye, tek vücut olmaya çalışıyorlarmışçasına kucaklaşırlar. Kadın, erkeğin kucağına oturur ya da önünde durur ya da yatağa oturur. Bu kucaklayışa "süt ve suyun karışması" denir.
Son iki kucaklaşma cinsel birleşme söz konusuysa yapılır. Böylece Babravya bize sekiz çeşit kucaklaşma göstermiş olmaktadır. Suvarnanaba, vücudun ayrı kısımlarının esas alındığı dört kucaklaşma çeşidi daha tarif eder:
Kalçalarla kucaklaşma.
Jagana kucaklaşması -Göbekten kalçalara kadar olan kısmın kucaklaşması.
Göğüslerin kucaklaşması.
Alın kucaklaşması.
(1). Sevgililerden biri, kalçalarından birini ya da ikisini birden ötekinin kalçalarına bastırarak abanır. Bu kucaklayışa "kalçaların kucaklaşması" denir.
(2). Erkek, kadının vücudunun jagana denen orta kısmını kendisininkine bastırır ve tırnak ya da parmakla tırmalamak, ısırmak, vurmak, öpmek için yukarı kaldırır. Kadının saçları çözüktür ve aşağı sarkmıştır. Bu kucaklayışa "jagana kucaklaşması" denir.
(3). Erkek, göğsünü kadının göğüslerinin arasına koyar ve abanır. Bu kucaklayışa "göğüslerin kucaklaşması" denir.
(4). Sevgililerden biri ağzı, gözleri ve alnıyla diğerininkilere dokunur. Bu kucaklayışa "alın kucaklaşması" denir.
Bazıları köpüklenmenin bile bir tür kucaklaşma olduğunu söylerler, çünkü vücutlar birbirine dokunmaktadır. Ama Vatsyayana köpüklenmenin farklı bir zamanda farklı bir amaç için yapıldığını ve farklı bir özelliği olduğunu söyler. Bu nedenle de kucaklaşma sayılamayacağını söyler.
Bu konuda şöyle özlü sözler vardır:
"Erkeklerin hakkında sorular sorduğu, işittiği, konuştuğu tüm şekilleriyle kucaklaşma, derin bir zevke açılıştır. Cinsel birliktelik sırasında Kama Şastra'da hiç bahsedilmeyen kucaklaşmalar da olur. Bunlar sevginin ve tutkunun yükselmesinden doğar. Şastra'nın kuralları insanın tutkusu orta şiddetteyken geçerlidir, ama sevginin tekerlekleri bir defa dönmeye başlarsa ne Şastra kalır ne de kuralları."
Opariştaka (Ağız Seksi) « Cinsel Birleşmeye Dair
Hadımlar iki türlüdür: Erkek kılığına girenler ve kadın kılığına girenler. Kadın kılığına giren hadımlar giysileriyle, konuşmalarıyla, jestleriyle, ürkeklikleriyle, sadelikleriyle, yumuşaklıklarıyla ve utangaçlıklarıyla kadınları taklit ederler. Kadınların jaganası yani orta kısımlarına yapılanlar bu hadımların ağızlarında yapılır.
Buna opariştaka denir. Bu hadımlar hayallerindeki arzuları ve canlılıkları bu çeşit birleşmeyle elde ederler ve zevk kadınları gibi yaşarlar. Kadın kılığındaki hadımlarla ilgili şeyler bundan ibarettir.
Erkek kılığındaki hadımlar arzularını gizlerler. Bir şey yapmak istediklerinde köpükleyici gibi davranırlar. Köpükleme bahanesiyle erkeğin kalçalarını kendine doğru çeker ve okşarlar. Erkeğin lingamının kalktığını görürse elleriyle sıkar ve erkekle şakalaşırlar. Hadımın niyetini anlayan erkek bir şey söylemezse hadım kendi isteğine göre davranır ve birleşmeyi başlatır. Birleşmeyi eğer erkek emrederse hadım bunu reddeder ve ancak zorlukla kabul eder.
Aşağıdaki sekiz şey hadım tarafından sırasıyla yapılır:
Hafif birleşme.
Yanlarını ısırma.
Dışarı çekme.
İçeri bastırma.
Öpme.
Ovma.
Mango meyvesini emme.
Yutma.
Bunların her birinin sonunda, hadım durma isteğini belirtir. Biri sona erince erkek başka bir şey daha yapmasını ister. Böylece yukarıdakiler birbirini izler.
(1). Hadım elleriyle erkeğin lingamını tutup dudakları arasına koyarak ağzım oynatır. Buna "hafif birleşme" denir.
(2). Hadım parmaklarını bir bitki ya da çiçek kökünü tutar gibi birleştirerek lingamın dibini kavrar, dişlerini de kullanarak yanlarına dudaklarıyla bastırır. Buna "yanlarını ısırma" denir.
(3). Hadım devam etmesi istendiğinde sıkıca kapalı dudaklarıyla lingamın dibine kadar bastırır ve sonra dışarı doğru çeker. Buna "dışarı çekme" denir.
(4). Devam etmesi istendiğinde lingamı ağzına daha çok alarak dudaklarıyla bastırır ve sonra dışarı çıkarırsa buna "içeri bastırma" denir.
(5). Lingamı elinde tutarak alt dudağı öper gibi öperse buna "öpme" denir.
(6). Öptükten sonra diliyle her yanına dokunur ve dilini lingamın sonuna kadar gezdirirse buna "ovma" denir.
(7). Aynı şekilde lingamın yarısını ağzına alıp, sert bir şekilde öpüp, emerse buna "mango meyvesini emme" denir.
(8). Ve son olarak erkeğin onayıyla hadım tüm lingamı ağzına alır ve yutacakmış gibi sonuna kadar bastırır. Buna "yutma" denir.
Vurma, tırmalama ve diğer şeyler de bu çeşit birleşmede yapılabilir.
Opariştaka ayrıca iffetsiz ve şehvet düşkünü kadınlar, hizmetçiler ve evli olmayıp köpükleme ile geçinenler tarafından da uygulanır.
Açaryalara (yani eski ve saygıdeğerlere) göre opariştaka bir erkeğin değil bir köpeğin işidir çünkü bayağı bir uygulama olup Kutsal Kitabın emirlerine aykırıdır.
Ayrıca erkeğin kendisi, lingamını hadımların ve kadınların ağzıyla ilişkiye soktuğu için acı çeker. Ama Vatsyayana'ya göre Kutsal Kitabın emirleri zevk kadınlarıyla olanları etkilemez ve opariştakanın uygulanmasını sadece kadınların evli olması durumunda yasaklar. Erkeğin zararı ise kolayca tedavi edilebilir.
Doğu Hindistan'da insanlar opariştaka uygulayan kadınlarla birlikte olmazlar. Ahiçatra halkı bu kadınlarla birlikte olur ama ağızla ilgili bir şey yapmazlar.
Saketa halkı bu kadınlarla her çeşit ağız ilişkisinde bulunurken Nagara halkı ağız dışındaki şeyleri uygularlar.
Şurasena ülkesinin (Jumna'nın güney kesimi) insanları çekinmeksizin her şeyi uygularlar. Çünkü kadınların tabiat itibarıyla temiz olmadıklarını, hiç kimsenin kadınların karakterleri, saflıkları, tavırları, yaptıkları, surları ya da konuşmaları hakkında emin olamayacağını söylerler.
Bununla birlikte kadınlar bu sebeple bırakılamazlar çünkü saf olarak niteledikleri dinsel kurallar bir ineğin memesinin sağılma sırasında temiz olduğunu söyler. Oysa Hindular bir ineğin ve buzağının ağzının pis olduğunu düşünürler. Bir köpeğin avlarken ısırdığı geyik temizdir, ama dokunduğu yemek çok pis kabul edilir.
Bir kuşun ağaçtan düşmesine sebep olduğu meyve temiz kabul edilirken kargaların ve öteki kuşların yediği şeyler pis kabul edilir. Bir kadının ağzı cinsel ilişki sırasında öpüşme gibi şeyler için temizdir. Vatsyayana tüm bunların aşkla ilgili olduğunu, herkesin ülkesinin geleneklerine ve kendi isteğine göre davranması gerektiğini söyler.
Bu konuya ilişkin bazı özlü sözler vardır:
"Bazı erkeklerin hizmetkârları efendileriyle ağız seksi yaparlar. Bu birbirlerini iyi tanıyan bazı yurttaşlar arasında da yapılır. Haremdeki bazı kadınlar şehvetli oldukları zaman, birbirlerinin yonilerine ağız seksi uygularlar. Yoniyi öpme ağzı öpme gibidir. Bir erkekle kadın birbirlerine ters yani birinin başı diğerinin ayaklarına gelecek şekilde yatarlarsa buna "karga birleşmesi" denir."
Böyle uygulamalar için zevk kadınları iyi niteliklere sahip, açık görüşlü ve zeki erkekleri bırakıp, köleler ve fil sürücüleri gibi düşük seviyeli kişilere bağlanırlar. Opariştaka yani ağız seksi hiçbir zaman bilge bir Brahman, devlet işi gören bir rahip ya da iyi bilinen bir erkek tarafından yapılmamalıdır. Çünkü bu uygulama Şastralar tarafından serbest bırakılsa da, yapılması için bir neden yoktur ve yalnızca özel durumlarda uygulanmalıdır.
Örneğin köpek etinin tadı, gücü ve sindirimsel nitelikleri tıp kitaplarında geçer ama bu, bilge kişilerin yemesini gerektirmez. Aynı şekilde bu uygulamalardan yararlanabilecek bazı yerler, erkekler ve zamanlar vardır. Bu yüzden bir erkek yere, zamana ve uygulanacak ilişkiye, ayrıca kendi doğasına uygun olup olmadığına dikkat etmelidir.
Sonra şartlara göre bu ilişkileri uygulayabilir ya da uygulamayabilir. Bunlar gizlice yapıldığından ve erkeğin aklı kaypak olduğundan bir insanın belirli bir zamanda bir amaç için ne yapacağı nasıl bilinebilir ki.
Kadının Yaşam Tarzı « Eşe Dair
Kocasını seven erdemli bir kadın, kutsal bir varlıkmışçasına kocasının isteklerine uygun hareket eder. Erkeğin onayıyla ailesinin tüm bakımını üstüne alır. Tüm evi temiz tutarak eve, derli toplu ve çekici bir görünüm kazandırır. Evi bir bahçeyle çevirip, bahçeye sabah, öğlen ve akşam adakları için gereken malzemeleri koyar. Ev Tanrılarının mabedine saygı göstermelidir. Gonardiya şöyle der: "Hiçbir şey, yukarıda bahsedilenlerin dikkatle görülmesi kadar bir erkeğin kalbini çalamaz."
Kadın kocasının ana babasına, akrabalarına, arkadaşlarına, kız kardeşlerine ve hizmetçilerine hak ettikleri gibi davranır. Bahçeye yeşil sebzeler, şeker kamışı, incir ağacı kümeleri, hardal bitkisi, maydanoz, rezene, xanthochymus pictorius ekmelidir. Trapa bispinosa, yasemin, gasminum grandiflorum, sarı horoz ibiği, yabani yasemin, taber namontana coronaria, nadyaworta, cin gülü ve diğerleri gibi birçok demedi, güzel kokulu andropogan schoenanihus otunu ve andropogon miricatus bitkisinin güzel kokulu kökleri ile birlikte ekmelidir. Bahçede kanapeler ve kameriyeler olmalı ve ortaya havuz, sarnıç ya da kuyu kazılmalıdır.
Kadın her zaman kadın dilencilerin, budist kocakarı ilaççıların, iffetsiz ve derbeder kadınların, kadın falcı ve cadıların arkadaşlığından sakınmalıdır. Yemekler konusunda ise her zaman kocasının sevdiklerini ve sevmediklerini, ona yararlı ve zararlı şeyleri göz önünde bulundurmalıdır.
Kocasının ayak seslerini duyduğu anda ayağa kalkıp isteklerini yapmaya hazır olmalı ya da hizmetçilerine erkeğin ayaklarını yıkamalarını emretmeli ya da kendisi yıkamalıdır. Kocasıyla bir yere giderken süslerini takmalı, erkeğin onayı olmadan davet kabul etmemeli, kimseyi de davet etmemeli, evlilik törenlerine ya da adaklara gitmemeli, kadın arkadaşlarıyla oturmamalı ya da Tanrıların tapınaklarını ziyaret etmemelidir.
Herhangi çeşit bir oyun ya da spor yapmak isterse kocasına danışmalıdır. Aynı şekilde her zaman kocasından sonra oturmalı ve ondan önce kalkmalı, uyurken onu asla uyandırmamalıdır. Mutfak, yabancılar tarafından görülemeyecek, sessiz ve uzak bir yerde olmalı ve her zaman temiz olmalıdır.
Kocası tarafından kötü davranıldığında kocasını çok fazla suçlamayıp, biraz mutsuz görünmelidir. Yalnız ya da arkadaşlarıyla birlikteyken kötü kelimeler kullanmayıp yatıştırıcı kelimelerle azarlamalıdır. Gonardiya soğuk olunmaması gerektiğini, en çok bu özelliğin erkekte kadına karşı sevgisizlik yaratacağını söyler.
Son olarak kötü deyimlerden, surat asmaktan, kendi kendine konuşmaktan, kapıda durmaktan ve geçenlere bakmaktan, zevk konularında muhabbet etmekten ve uzun süre tenha yerlerde kalmaktan kaçınmalıdır; son olarak vücudunu, dişlerini, saçını ve kendisine ait her şeyi düzenli ve temiz tutmalıdır.
Bir kadın kocasına özel olarak yaklaşmak isterse, giysisi süslerle ve birçok çeşit çiçekle bezenmiş renk renk bir kumaştan olmalı ve güzel kokulu bir yağ ya da krem sürmüş olmalıdır. Günlük giysisi ince, sıkı dokunmuş bir kumaştan, birkaç süs ve çiçek ile biraz kokudan oluşur. Kocasının oruçları ve adaklarını da izlemeli, kocası onun bir şeyler yapmasını önlemeye çalışırsa, yapmaya izin vermesi için razı etmelidir.
Yılın belli zamanlarında, ucuz satıldığında toprak, bambu, ateş odunu, deri, demir kaplar ve tuz ile yağ almalıdır. Güzel kokulu özler, vvrightea antidysenterica ya da oval yapraklı vvrigteâ meyvesinden yapılma kaplar, ilaçlar ve her zaman gerekli şeyler alınıp evin gizli bir köşesine konmalıdır. Turp, patates, pancar, Hint pelini, mango, salatalık, patlıcan, kusmanda, su kabağı, şurana, bignonia indica, sandal ağacı, premna spinosa, sarımsak, soğan ve diğer sebzelerin tohumları alınmalı ve uygun mevsimde ekilmelidir.
Bir kadın ne kocasının ona açıkladığı sırları ne de servetinin miktarını yabancılara söylemez. Yaşamda kendisiyle aynı seviyedeki tüm kadınları zekilikte, görünüşte, yemek bilgisinde, gururda ve kocasına hizmette geçmelidir. Senelik harcamalar kârlara göre düzenlenir.
Yemeklerden sonra kalan süt tereyağına katılır. Yağ ve şeker evde yapılmalıdır. Yün eğirme ve dokuma da evde yapılmalıdır. Sicimler ve ipler, ayrıca ipe dönüştürmek için ağaç kabukları bulundurulur. Kadın, taneler ve çöpü ayrı ayrı kullanmak amacıyla pirinç ayıklamaya ve dövmeye gider. Hizmetçilerin aylıklarını ödemeli, tarlaların işlenmesi, sürülerin ve davarların beslenmesine bakmalı, araçların işleyişini yönetmeli, koçlara, horozlara, bıldırcınlara, papağanlara, sığırcıklara, guguk kuşlarına, tavuskuşlarına, maymunlara ve geyiklere bakmalı ve son olarak günlük gelir ve gideri ayarlamalıdır.
Eskimiş giysiler, yaptıkları işten memnun kalındığını göstermek için iyi iş gören hizmetçilere verilmeli ya da başka bir şekilde kullanılmalıdır. İçinde şarap hazırlanan ve saklanan şişeler dikkatlice korunup zamanında kaldırılmalıdır. Tüm satışlara ve alımlara gidilmelidir. Kocanın arkadaşları çiçek, yağ, tütsü, fındık ve fındık yaprağı verilerek karşılanmalıdır.
Kadın kayınpederi ve kaynanasına hak ettikleri gibi davranarak, her zaman isteklerine bağlı olmalı, asla karşı çıkmamalı, onlarla az ve sert olmayan kelimelerle konuşmalı, yanlarında yüksek sesle gülmemeli ve düşmanlarına kendi düşmanıymış gibi davranmalıdır. Yukarıdakilere ek olarak, kibirli ya da zevklerle fazla meşgul olmamalıdır. Hizmetçilerine karşı açık görüşlü olup festivallerde ve bayramlarda ödüllendirmelidir. Kocasına bildirmeden hiçbir şey vermemelidir.
Erdemli bir kadın olarak yaşama yolları bunlardan ibarettir.
Kocasının seyahatte olduğu zamanlar, erdemli bir kadın sadece uğurlu süslerini takıp, Tanrılar adına oruçları tutmalıdır. Kocasından haber almayı merakla beklerken, ev işlerine bakmayı da sürdürür. Evdeki yaşlı kadınlarla birlikte uyumalı ve onlarla iyi geçinmelidir. Kocasının sevdiği şeylere bakmalı ve onarmalı, kocasının başladığı işleri devam ettirmelidir.
Kendi akrabalarını ziyarete sevinç ve üzüntü zamanları dışında gitmemeli, gittiği zamanlar her zamanki seyahat giysisiyle, kocasının hizmetçileri eşliğinde gitmeli ve orada çok kalmamalıdır. Oruçlar ve bayramlar evdeki yaşlıların onayıyla izlenmelidir. Tüccarlar ya da denetlenen dürüst hizmetkârlar aracılığıyla yapılan alışlar ve satışlarla kaynaklar arttırılabilir. Gelir olabildiğince arttırılmalı, zarar azaltılmalıdır.
Kadın, kocası seyahatten döndüğünde, yokluğunda nasıl yaşadığını görmesi için sıradan bir elbiseyle karşılayıp, ona bazı armağanlar ayrıca Tanrıçaya tapması için gereken şeyleri vermelidir.
Kocası seyahatte olan bir kadının nasıl davranması gerektiğiyle ilgili bölüm burada son bulur.
Bu konuda bazı özlü sözler vardır:
"Bir kadın, soylu bir ailenin kadını, tekrar evlenmiş bir bakire dul (Burada herhalde, çocukken ya da çok gençken evlenmiş ve buluğa erişmeden kocası ölmüş bir kızdan bahsedilmektedir. Çocuk yaşta evlilikler Hindular arasında yaygın bir gelenektir.) ya da bir kapatma da olsa kocasına bağlı ve her şeyi onun refahı için yaparak iffetli bir yaşam sürdürmelidir. Böyle davranan kadınlar Darma, Arta ve Kama'ya ulaşıp yüksek bir konum elde eder ve kocalarını kendilerine bağlı kılarlar."