Kamasutra hakkında herşey

Arzu Uyandırma Yolları « Cezbetmeye Dair

Eğer bir erkek bir Kastini, yani fil kadını tatmin edemezse, tutkusunu uyandırmak için birçok yola başvurur. En başta eli ya da parmaklarıyla yenisini ovmalı ve kadın uyarılana veya zevk alana kadar cinsel ilişkiye girmemelidir. Bu bir kadını uyarma yoludur.

Ya da belirli Apadrayavlardan yani yoniye uyması için üstüne veya çevresine yerleştirilerek lingamın uzunluğunu ya da kalınlığını arttıracak şeylerden yararlanmalıdır. Babravya'ya göre, bu Apadravyalar altın, gümüş, bakır, demir, fildişi, bufalo boynuzu, farklı çeşitte odun, kalay veya kurşundan yapılmış, yumuşak, soğuk, cinsel gücü arttırıcı ve amaca uygun olmalıdır. Bununla birlikte Vatsyayana, bunların her bireyin doğal beğenisine göre olması gerektiğini söyler.

Apadravya çeşitleri şunlardır:

(1). "Kolluk" (Yalaya), lingamla aynı büyüklükte ve yüzeyi küreciklerle kaplı olmalıdır.

(2). "İkili" (Sanghati), iki kolluktan oluşur.

(3). "Bilezik" (Çudaka), lingam istenilen boyuta gelene kadar iki ya da daha fazla kolluğu birleştirerek elde edilir.

(4). "Tek bilezik" lingamın büyüklüğü göz önünde bulundurularak çevresine tek bir tel sarılmasıyla elde edilir.

(5). Kantuka ya da Talaka iki ucu açık, ortasından delik geçen, dışı pürüzlü ve yumuşak küreciklerle kaplanmış ve yoninin yan yüzeylerine uygun yapılmış, bele bağlanan bir borudur.

Böyle bir şey bulunamadığında, fılelmasından ya da su kabağının boru biçimindeki sapından ya da yağ ve bitki özleriyle yumuşatılmış bir kamış bele iple bağlanarak ya da yumuşak tahta parçaları dizisiyle bağlanmış olarak kullanılabilir.

Yukarıdaki şeyler lingam ile ya da lingamın yerine kullanılabilir.

Güney ülkelerindeki insanlar gerçek cinsel zevkin lingam delinmeden alınmayacağını söylerler. Bu yüzden bir bebeğin küpe için kulak memesini deler gibi lingamı delerler.

Genç bir erkek lingamını deldiğinde, keskin bir aletle delmelidir. Sonra kan akmaya devam ettikçe suya tutmalıdır. Acı da verse, deliği temizlemek için geceleyin cinsel ilişkide bulunmalıdır. Bundan sonra deliği kaynatılmış özlerle yıkamaya devam etmeli ve içine küçük kamış parçaları ve wrightia antidysenterica koyarak boyunu büyütmelidir. Böylece yavaş yavaş lingamın ağzı büyütülür. Balla karıştırılmış meyan kökü ile de yıkanabilir. Deliğin genişliği simapatra bitkisinin meyve saplarıyla da büyütülebilir. Delik ayrıca çok az yağla da sıvanmalıdır.

Bir erkek lingamındaki deliğe birçok çeşitte Apadravya koyabilir. Örneğin "yuvarlak", "bir tarafı yuvarlak", "tahta havan", "çiçek", "kolluk", "balıkçıl kemiği", "fil kamçısı", "sekiz top birlikte", "bir tutam saç", "dört yolun kesiştiği yer" ile biçimleri ve kullanma alanlarına göre isimlendirilmiş benzeri şeyler. Tüm bu Apadravyalar gerektiği şekilde dışarı takılmalıdır.

Şimdi lingamı büyütme yollarından bahsedilecektir.

Bir erkek lingamını büyütmek isterse, ağaçlarda yaşayan bazı böceklerin kıllarıyla ovmalıdır. On gece boyunca yağla ovduktan sonra tekrar kıllarla ovmalıdır. Bu yapılmaya devam edilirse lingamda bir şişme meydana gelecektir. Daha sonra bir karyolaya yatarak bir delikten lingamın yataktan aşağı sarkması sağlanmalıdır. Bundan sonra soğuk karışımlarla lingamdaki şişliğin acısı alınmalıdır. "Suka" denen ve Dravida ülkesi insanları tarafından uygulanan yöntemle şişlik ömür boyu sürer.

Eğer lingama physalis fexuosa bitkisi, shavara- kandaka bitkisi, jalasuka bitkisi, patlıcan çiçeği, dişi bufalo yağı, hastricharma bitkisi ve vajrararsa bitkisinin suyu sürülürse bir aylık şişlik elde edilir.

Yukarıdakilerin yanı sıra kaynatılmış yağ sürerek yukarıdaki etki altı ay boyunca sürdürülür.

Lingamın genişletilmesi, uygun ateşte pomegranite, salatalık çekirdeği, valuka bitkisi, hastricharma bitkisi ve patlıcan suyu ile kaynatılmış yağ ile ovarak ya da nemlendirerek de sağlanır.

Ayrıca deneyimli ve güvenilir kişilerden diğer yollar da öğrenilebilir.

Çeşitli deneyler ve tarifler şöyledir:

(a). Eğer bir erkek milk hedge bitkisi ve kantaka bitkisi tozunu maymun dışkısı ve lanjalika bitkisinin toz haline getirilmiş köküyle karıştırır ve karışımı bir kadına atarsa, kadın bir daha başkasını sevmeyecektir.

(b). Eğer bir erkek cassia fistula ve eugenia jambolana meyvelerinin suyunu, soma bitkisi, vernonia anthelmintica, eclipta prostata ve lolopajihirkanın tozuyla karıştırarak koyulatır ve kadının yenisine sürerse, kadına olan aşkı cinsel birleşmeden sonra kaybolur.

(c). Eğer bir erkek, gopalika bitkisi, banupadika bitkisi ve sarı horoz ibiğinin çiçeği tozuyla karıştırılmış dişi bufalo sütünde banyo yapmış bir kadınla ilişkiye girerse aynı etki görülür,

(d). Nauclea cadamba, hog plum, eugenia jambolana çiçeklerinden yapılma bir merhem bir kadın tarafından kullanılırsa kadının artık kocasının hoşuna gitmemesi sağlanmış olur.

(e). Bir kadın yukarıdaki çiçeklerden yapılma kolyeler taktığında da aynı sonuç görülür,

(f). Asteracantha longifolio meyvesinden yapılma merhem Hastini yani fil kadının yonisinin bir geceliğine daralmasını sağlar.

(g). Nelumbrium speciosum, mavi nilüfer ve physalis flexuosa bitkisi tozlarının manda yağı ve balla karışımından elde edilen merhem Mrigi yani geyik kadının yenisini genişletecektir,

(h). Milk hedge bitkisi, soma bitkisi, calotropis gigantea'nın sütlü suyuna ve veronia anthelmintica meyvesinin suyuna batırılmış emblica myrabalons meyvesinden yapılma merhem saçı beyazlatır,

(ı). Madayantaka bitkisi, sarı horoz ibiği çiçeği, anjanika bitkisi, clitoria ternateea ve shlakshnaparni bitkisi köklerinin suyu losyon olarak kullanılınca saçı uzatırlar.

(i). Yukarıdaki kökleri yağda kaynatarak yapılan bir merhem, sürüldüğünde saçı siyah yapıp, dökülen saçı da yavaş yavaş yerine getirtecektir,

(j). Beyaz bir atın erbezinin terinde yedi kere bekletilen lak kırmızı bir dudağa sürülürse dudak beyaz olacaktır.

(k). Dudakların rengi madayantika ve (1) şıkkındaki bitkilerle tekrar kazanılabilir.

(l). Bir kadın bir erkeğin, bahupadika bitkisi, tabernamontana coronaria, costus speciosus ya da arabicus, pinus deodora, euphorbia antiquorum, vajra ve kantaka bitkilerinin suyuyla kaplanmış bir kamış düdüğü çaldığını duyarsa onun kölesi olur.

(m). Eğer alıç ağacının meyvesiyle (Dathura) yemek yenirse sarhoş olunur.

(n). Eğer suya, yağ ve kuşa otu dışında herhangi bir otun külü karıştırılsa rengi süt rengine dönüşür.

(o). Sarı beliler, hog plum, shrawana bitkisi ve priyangu bitkilerinin hepsi ezilip demir çanaklara sürülürse tüm çanaklar kırmızı olur. (ö). Bir lamba, shrawana ve priyangu bitkilerinden çıkarılmış yağla temizlenip, kumaştan ve ölü yılan derisinden yapılma fitili yakılıp yanına uzun tahta parçaları konunca, bu tahta parçaları birçok yılanı hatırlatır.

(p). Beyaz yavrusu olan beyaz bir ineğin sütünü içmek uğur getirir, ün yaratır ve yaşamı korur,

(r). Saygıdeğer Brahmanların çok yatıştırıcı olan duaları da aynı sonucu verir.

Konu hakkında bazı özlü sözler vardır:

"Eski yazarların metinlerini okuyup, orada anlatılan zevk yollarını izleyerek birkaç kelimeyle 'Aşk Bilimi'ni yazdım."

"Bu bilimin gerçek prensiplerini bilen kişi, Darma, Arta, Kama'ya ve başkalarının öğretilerine önem verdiği kadar kendi deneyimlerine de önem verir. Bu eserde, aşk bilimi hatalarını bir yazar olarak belirttikten hemen sonra dikkatlice eleştirdim ve yasakladım."

"Bir harekete, salt bilim tarafından onaylanması gibi basit bir neden yüzünden hoşgörüyle bakılmamalıdır. Bilimin içerdiği kuralların belirli durumlar için geçerli olduğu hatırlanmalıdır. Kama Sutra, Babravya ve diğer eski yazarların eserlerini okuyup, söyledikleri kuralları tekrar düşünerek, Kutsal Kitabın eniklerine uygun olarak ve dünyanın yararına, Vatsyayana tarafından, yaşamını din öğrencisi olarak sürdürürken ve tamamen Tanrıça'yı düşünerek oluşturulmuştur."

"Kısaca, zeki ve sağgörülü, Darma ve Arta ve ayrıca Kama'ya kulak veren bir kişi, tutkularının esiri olmaksızın yapacağı her işte başarılı olur."

Tırmalamaya Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Sevgi yoğunlaştığında tırnaklarla vücuda bastırılır veya tırmalanır; bunun şu durumlarda yapılması gerekir: İlk ziyarette, yolculuğa çıkarken, yolculuktan dönerken, kızgın bir sevgiliyle barışırken ve son olarak kadın zevkten kendinden geçmişken.

Tırnaklarla bastırmanın pek yaygın bir uygulama olmadığını, yoğun, yani tam tutkularda görüldüğünü eklememiz gerek. Isırmayla birlikte yapılması uygundur.

Tırnakla bastırma, izin yerine göre sekiz çeşide ayrılır:

1. Sesli.
2. Yarım ay.
3. Tam daire.
4. Düz çizgi.
5. Kaplan pençesi.
6. Tavuskuşu ayağı.
7. Tavşan sıçrayışı.
8. Mavi nilüfer yaprağı.

Tırnaklarla bastırma genellikle şu bölgelere yapılır: Koltuk altı, boyun, göğüsler, dudaklar, jagana ya da vücudun orta kısmı ve kalçalar. Ama Suvarnanaba'nın görüşüne göre tutkunun şiddeti arttığında böylesi sınırlamalar anlamsızlasın

İyi bir tırnağın görünüşünün parlak, iyi kesilmiş, temiz, kırılmamış, dışbükey, yumuşak ve cilalanmış olması gerekir. Ölçülerine göre tırnaklar üçe ayrılır:

Küçük.
Orta.
Büyük.

Büyük tırnaklar ele zarif bir hava verir ve kadınların kalbini hemen kazanır. Bengallilerin tırnakları böyledir.

Küçük tırnaklar çok değişik biçimlerde olabilir ve yalnızca zevk veren nesnelerle birlikte uygulanır. Güney bölgesinde yaşayanların tırnakları böyledir.

Orta tırnaklar, hem küçük hem de büyük tırnakların özelliklerini taşır. Maharaştra halkının tırnakları böyledir.

(1). Birisi, karşısındakinin çenesine, göğüslerine, alt dudağına ve jaganasına hiç iz bırakmayacak şekilde yumuşakça bastırır. Öyle ki tırnakların dokunuşu yalnızca saçları ürpertir ve tırnakların kendisinden bir ses çıkar. Buna "tırnaklarla bastırma ya da ses çıkarma" denir.

Böyle bastırma, genç kızın sevgilisinin onu köpüklemesi, başını tırmalaması ve onunla uğraşmak istemesi durumunda yapılır.

(2). Tırnaklarla boyun ve göğüslere yapılan eğri izlere "yarım ay" denir.

(3). Yarım ayların karşılıklı yapılmasına "tam daire" denir. Tırnaklarla yapılan bu izler genellikle göbeğe, kalçalardaki küçük oyuklara ve kalçaların birleşme yerlerine yapılır.

(4). Küçük bir çizgi biçiminde olan ve vücudun herhangi bir yerine yapılabilen ize "düz çizgi" denir.

(5). Yukarıdaki düz çizginin eğri biçiminde ve göğse yapılması durumunda buna "kaplan pençesi" denir.

(6). Göğüse beş parmakla birden yapılan eğri ize "tavuskuşu ayağı" denir. Bu iz övülmek amacıyla yapılır ve uygulaması çok büyük bir beceri gerektirk.

(7). Göğüs uçlarına doğru ve birbirine yakın olmak üzere beşli tırnak izine "tavşan sıçrayışı" denir.

(8). Göğüse ya da kalçaya yapılan mavi nilüfer yaprağı biçimindeki ize "mavi nilüfer yaprağı" denir.

Yolculuğa çıkan birisinin, sevgilisinin kalçalarında ya da göğsünde bıraktığı ize "hatırlama andacı" denir. Böyle bir durumda tırnaklarla birbirine yakın dört beş iz bırakılır.

Böylece tırnaklarla iz bırakma kısmının sonuna geldik. Eski yazarlara göre, yukarıda anlatılanların dışında iz bırakma türleri de vardır. Erkekler arasında bu sanatın herkesçe bilmen uygulaması açısından, sayısız beceriklilik durumuna bağlı olarak iz bırakma yolları da sayısız olmaktadır. Tırnaklarla bastırma ya da iz bırakma sevgiden bağımsız olduğundan hiç kimse kaç değişik iz olduğunu kesinlikle söyleyemez.

Vatsyayana bunun nedeninin, sevgide çeşitliliğin zorunlu olmasıyla, yani sevginin çok değişik yollarla ortaya konulması olduğunu söyler. Değişik yol ve araçlar bilen zevk kadınları, bütün sanat ve eğlencelerde çeşitlilik öngörüldüğü için çok arzulanırlar. Tıpkı okçulukta daha ne kadar araştırılması gerektiğinin bilinememesi gibi.

Evli kadınlarda genelde tırnak izi bırakılmamalıdır, ama çok özel bir yere, hatırlanmak ve sevginin artması için belirli bir tırnak izi bırakılabilir.

Bu konuda şöyle özlü sözler vardır:

"Vücudunun özel kısımlarında tırnak izlerini gören kadının aşkı, izler eski ve aşınmış da olsa, yeniden canlanır ve tazelenir. Eğer aşkın dehlizlerinden birlikte geçtiği birisini hatırlatacak tırnak izleri yoksa, uzunca bir süre yatılmazsa aşk azalır gider."

Genç bir kadının göğsündeki tırnak izlerini bir yabancı bile görse, ona karşı sevgi ve saygı duyar. (Bu durum, kadınların göğüslerinin örtülmediği eski zamanlara aittir. Ajunta ve öteki mağara resimlerinde, kraliyet ailesinin kadınlarının bile göğüslerinin sergilendiğini görmekteyiz.}

Aynı şekilde vücudunda bir kadının diş ve tırnak izlerini taşıyan bir erkek bunlarla çok katı görünen bir kadını bile etkiler. Kısacası başka hiçbir şey, tırnaklarla iz bırakma ve ısırma kadar sevgiyi arttırmaz.

Isırmaya Dair « Cinsel Birleşmeye Dair

Üst dudak, ağzın içi ve gözler dışındaki her yer öpülebilir ve ısırılabilir. İyi dişlerin şu özellikleri taşıması gerekir: Bütün dişler birbirine eşit olmalı, hoşa giden bir parlaklığı olmalı, uygun oranda boyanabilmeli, kırık olmamalı ve uçları keskin olmalı.

Öte yandan diş etlerinden fırlamış olma, yumuşak, büyük ve aralı olma diş kusurlarındandır.

Aşağıdakiler değişik türden ısırmalardır:

Gizli ısırış.
Kabartan ısırış.
Nokta.
Nokta dizisi.
Mercan ve inci.
İnci dizisi.
Çözülen bulut.
Boğa ısırışı.

(1). Isırma, yalnızca derinin aşırı kızarmasından belli oluyorsa buna "gizli ısırış" denir.

(2). Deriyi her iki yandan bastırarak yapılan ısırışa "kabartan ısırış" denir.

(3). Derinin küçük bir kısmı yalnızca iki dişle ısırılmışsa buna "nokta" denir.

(4). Derinin küçük bir kısmı bütün dişlerle ısırılırsa buna "nokta dizisi" denir.

(5). Diş ve dudakla birlikte yapılan ısırışa 'mercan ve inci" denir. Dudak mercan, diş incidir.

(6). Bütün dişlerle yapılan ısırışa "inci dizisi" denir.

(7). Bir daire üzerinde birbirine benzemeyen izler bırakan ve dişler arasındaki boşluğun kopukluk olarak gözüktüğü ısırışa "çözülen bulut" denir. Bu göğüslere uygulanır.

(8). Birbirine yakın çok geniş bir dizi oluşturan ve kızarık kesiklikleri olan ısırışa "boğa ısırışı" denir. Bu göğüslere ve omuzlara uygulanır.

"Çözülen bulut" ve "boğa ısırışı" yoğun tutkulu insanlara özgüdür.

"Gizli ısırış", "kabartma ısırış" ve "nokta" alt dudağa uygulanır. "Kabartma ısırış" ve "mercan ve inci" yanağa uygulanır. Öpme, tırnaklarla bastırma ve ısırma sol yanağın süsleridir; bundan sonra yanak dediğimizde sol yanak anlaşılmalıdır. "Nokta dizisi" ve "İnci dizisi"nin her ikisi de gerdana, koltuk altına ve kalçaların birleşme yerlerine uygulanır.

Bir alnı mücevheri, bir küpe, bir demet çiçek, bir fındık yaprağı, tırnaklarla veya ısırmayla bırakılan bir iz üzerinden çok zaman da geçmiş olsa, sevilen kadına aitse, zevk arzusunun işaretleridir.

Böylece ısırma bölümü son bulur.

Bir erkeğin, ülkenin değişik bölgelerinden kadınlarla sevişmelerinde yapması serbest şeyler şunlardır.

Merkezi bölgelerin (yani Ganj ve Jumna arası) kadınlarının karakterleri soyludur. Utandırıcı uygulamalara alışkın değildirler, tırnaklarla bastırma ve ısırmadan hoşlanmazlar.

Balhika bölgesinin kadınları vurmayla kazanılırlar.

Avantika kadınları müstehcen zevklere düşkün olup duydukları zevki arttıracak hiçbir şeyden kaçınmazlar.

Maharaştra kadınları altmış dört sanatın uygulamalarına düşkündür. Birçok bölgede ağza alınmayan en açık saçık kelimelerle konuşur, kendileriyle aynı şekilde konuşulmasından da hoşlanırlar. Zevk tutkuları en yüksek düzeydedir.

Pataliputra (şimdiki Patna) kadınlarının doğası Maharaştra kadınlarınınkiyle aynıdır. Ama bunlar hoşlandıklarını açık açık değil gizlice yaparlar.

Dravida bölgesinin kadınları, cinsel zevk sırasında okşansa ve bastırılsa da, çok az gelirler, yani birleşmeleri çok yavaştır.

Vanavasi kadınları tutkularında ölçülüdür. Zevkin her türlüsünü denerler. Vücutlarını örtmekte çok hızlı davranırlar. Kaba, açık saçık sözcüklerden iğrenirler.

Avanti kadınları Öpüşmekten, tırnakla iz bırakmaktan ve ısırmaktan nefret ederler ama, değişik türden cinsel birleşmelere düşkündürler.

Malvva kadınları kucaklaşmadan ve öpüşmeden hoşlanırlar ama yaralamadan hoşlanmazlar; vurmayla kazanılırlar.

Abhira kadınları ve İndus ve Beş Irmak (yani Pancap) kadınları opariştaka yani ağız seksiyle kazanılırlar.

Aparatika kadınları tam tutkuludur ve yavaşça "Sit" sesi çıkarırlar.

Lat kadınları çok daha tutkuludur ve "Sit" sesini de çıkarırlar.

Stri Rajya ve Koşola (Oude) kadınlarının tutkuları tam anlamıyla şiddetlidir, boşalınca bol miktarda gelirler; tutku ve kudretlerini arttırıcı ilaçlar alırlar.

Audra kadınlarının vücutları narindir, zevk doludur; şehvetli zevklere düşkündürler.

Ganda kadınlarının da vücutları narindir ve konuşmaları tatlıdır.

Suvarnanaba sonuçta, birisinin doğasına uygun olanı kabul etmesinin bütün ülkenin kabul ettiğini benimsemesinden daha uygun olduğunu söyler. Böyle durumlarda bunlara ülkenin gariplikleri olarak bakılmaması gerekir. Bir ülkedeki değişik zevkler, giysiler ve sporlar zaman içinde başka ülkelerce ödünç alınmışsa bu durumda bunların asıl ait olduğu ülkeye göre değerlendirilmesi gerekir.

Yukarıda anılanlar arasında, kucaklaşma, öpüşme vs. önce tutkuyu arttırmak için yapılır; sonra da yalnızca eğlence ve değişiklik için yapılması gerekir.

Bu konuya ilişkin olarak şöyle bir özlü söz vardır: "Bir erkek bir kadını kuvvetle ısırdığında, kadının kızması ve iki kat kuvvetle aynısını yapması gerekir. Yani "nokta"ya "nokta dizisi"yle, "nokta dizisi"ne "çözülen bulut"la karşılık verilir. Eğer kadın çok kızmışsa erkekle bir aşk kavgasına tutuşması gerekir.

Böyle bir durumda kadının, âşığını saçlarından kavrayarak kafasını aşağı eğmesi ve alt dudağını öpmesi gerekir; ve bunların sonunda da zevkten kendinden geçmiş bir halde gözlerini kapatması ve erkeği değişik yerlerinden ısırması gerekir. Gündüzleri ve halka açık gezinti yerlerinde bile, kadının âşığı ona, vücudunu mahvettiği yolunda herhangi bir işaret yaparsa kadının bunun karşısında gülümsemesi gerekir.

Sonra erkeği azarlıyormuşçasına yüzünü çevirmesi, erkeğin vücudunda bıraktığı izlere kızgın kızgın bakarak ona bunu göstermesi gerekir. Erkek ve kadının böyle birbirlerinin hoşuna gidecek şekilde davranması, yüz yıl geçse bile aşklarının azalmasını önleyecektir."

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - wordpress tema - seo - backlink - video izle - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı -