Kamasutra hakkında herşey

Cinsel Birleşme Çeşitleri « Cinsel Birleşmeye Dair

BİRLEŞME ÇEŞİTLERİ

Erkekler lingamlarının büyüklüğüne göre üç sınıfa ayrılır: Tavşan erkek, boğa erkek, at erkek.

Kadınlar da yenilerinin derinliklerine göre üçe ayrılırlar: Geyik, kısrak, fil.

Büyüklükleri birbirine uyan kişiler arasında üç eşit birleşme vardır. Büyüklüklerin uymadığı altı eşit olmayan birleşme vardır. Tablonun gösterdiği gibi toplam dokuz çeşit birleşme vardır.

Bu eşitsiz birleşmelerde erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkini aşarsa, erkeğin, kendisininkine yakın derinlikteki kadınla birleşmesine şiddetli birleşme denir; şiddetli birleşme iki çeşittir. Erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkinin derinliğinden çok fazlaysa buna en şiddetli birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Öte yandan, yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden fazlaysa, kadının, kendisininkine yakın büyüklükteki erkekle birleşmesine zayıf birleşme denir; zayıf birleşme iki çeşittir. Yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden çok fazlaysa buna en zayıf birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Başka bir deyişle, at ve kısrak, boğa ve geyik şiddetli birleşmeyi oluştururken at ve geyik en şiddetli birleşmeyi oluştururlar. Kadın açısından fil ve boğa, kısrak ve tavşan zayıf birleşmeleri oluştururken, fil ve tavşan en zayıf birleşmeyi oluştururlar.

Büyüklüklere göre dokuz çeşit birleşme vardır. Bunların arasından eşit birleşmeler en iyileridir, aşırı uçtaki-ler yani en şiddetli ve en zayıf olanlar en kötü birleşmelerdir, geri kalanların şiddetlisi (Şiddetli birleşmelerin zayıf birleşmelerden iyi olduğu söylenir. Zayıf birleşmede kadının tatmin olması çok güçken, şiddetli birleşmede erkek kadını incitmeksizin kendi tutkusunu tatmin edebilir) zayıfından iyi olmak üzere orta derecededirler.

Tutku veya cinsel arzunun gücüne göre de dokuz çeşit birleşme vardır. Cinsel birleşme sırasındaki arzusu fazla olmayan, menisi yetersiz olan ve kadının sıcak kucaklamalarına dayanamayan bir erkeğe az tutkulu bir erkek denir.

Bu davranıştan farklılık gösteren kişilere orta derece tutkulu erkek denirken, yoğun tutkulu olanlar arzu doludur.

Aynı şekilde, kadınların da yukarıda belirtilen üç duygu derecesine sahip olduğu farz edilir.

Son olarak zaman açısından üç değişik erkek ve kadın vardır: Kısa zamanlı, orta zamanlı ve uzun zamanlı. Yukarıda belirtildiği gibi bunların da dokuz birleşme çeşidi vardır.

Bu son konuda kadın hakkında belirtilmesi gereken bir görüş farklılığı vardır.

Oddalika'ya göre, "Kadınlar erkekler gibi boşalmazlar. Erkekler arzularını kolaylıkla giderirler. Kadınlar arzunun bilincinde olduklarından dolayı, kendilerini tatmin eden bir çeşit zevk hissederler; ne çeşit bir zevk hissettiklerini size söylemeleri olanaksızdır. Bundan çıkan sonuç, erkeklerin birleşme sırasında boşaldıktan sonra durdukları ve tatmin oldukları ama bunun kadınlarda böyle olmadığıdır."

Bu görüşe çeşitli açılardan karşı çıkılır: Eğer erkek uzun süreliyse kadın onu daha fazla sever, ama eğer kısa süreliyse tatmin olmaz. Bu durum bazılarına göre kadınların da boşaldığını gösterir.

Bu görüş geçerli değildir, çünkü bir kadının arzusunu karşılamak uzun süre alırsa ve bu sürede çok zevk alıyorsa devamını istemesi çok doğaldır. Bu konuda şöyle bir özlü söz vardır:

"Erkeklerle birleşmede kadının şehveti, arzusu veya tutkusu tatmin edilir ve zevk de onların tatmin edilmelerinin bilincine varmalarından ortaya çıkar."

Bununla birlikte Babravya'nın izleyicileri, kadının sıvısının cinsel birleşmenin başından sonuna kadar gelmeye devam ettiğini ve böyle olmasının doğru olduğunu söylerler. Çünkü sıvı olmazsa döl de olmaz.

Buna bir itiraz vardır. Birleşmenin başında kadının tutkusu orta derecededir ve âşığının sert bastırmalarına dayanamaz. Ama tutkusunun dereceleri vücudunun varlığını unutana kadar artar ve sonunda birleşmenin daha fazla devam etmesini istemez.

Bununla birlikte bu itiraz geçerli değildir. Çünkü çömlek tekerleği gibi büyük bir güçle dönen sıradan şeylerde bile hareketin ilk önce yavaş yavaş başladığını ama derece derece çok hızlandığını görürüz. Aynı şekilde tutkusu yavaş yavaş artan bir kadın, tüm sıvısı boşaldığında birleşmeye ara verme arzusu duyar. Buna ilişkin bir özlü söz şöyledir: "Erkeğin sıvısının gelmesi sadece birleşmenin sonunda olurken kadının sıvısı devamlı gelir. İkisinin de sıvısı geldikten sonra birleşmeye ara vermek isterler."

Son olarak Vatsyayana'ya göre, kadının sıvısı aynı erkeğinki gibi gelir.

Şimdi şu soru sorulabilir: Eğer erkek ve kadın aynı çeşit varlıklarsa ve aynı sonuçları yaratmak için çalışıyorlarsa, neden farklı işler yapmaları gerekmektedir.

Vatsyayana'ya göre bu böyledir. Çünkü çalışma yolları gibi zevk bilinci de erkek ve kadında farklıdır. Erkeklerin yöneten, kadınların yönetilen olduğu çalışma yollarındaki fark, erkeklerin ve kadınların doğasından kaynaklanır. Böyle olmasaydı bazen yöneten yönetilen kişi olurdu ya da "vice versa" (tam tersi). Çalışma yollarının farklılığını zevk bilincinin farklılığı izler; çünkü bir erkek "Bu kadın benimle yattı," bir kadın ise "Ben bu erkekle yattım" diye düşünür.

Eğer kadın ve erkeklerin çalışma yolları farklıysa, hissettikleri zevkte bu yolların bir sonucu olan bir farklılık neden olmasın diye sorulabilir.

Bu itiraz dayanaksızdır. Çünkü yöneten ve yönetilen kişiler farklı türden olduğu için, çalışma yollarında farklılık için bir neden vardır. Ama hissettikleri zevkte farklılık için bir neden yoktur.

Çünkü ikisi de yaptıkları hareketten doğal olarak zevk alırlar. (Bu, eski Sanskrit yazarları arasında hem yazılı hem de sözlü olarak, çok tartışılan bir tezdir. Belli önermelerden hareket edip sonra bunlardan yana veya bunlara karşı savlar geliştirirler. Burada yazarın kast ettiği, birleşme ediminden hem kadının hem de erkeğin zevk aldığıdır. Her biri farklı yollar izler ve ortak hareketlerinden zevkin bilincine ayrı ayrı, diğerini göz önünde bulundurmaksızın varırlar. Her birinin yaptıkları ve zevk bilinçleri farklıdır. Ama hissettikleri zevk aynıdır, yalnızca biraz daha çok ya da daha azdır.)

Yine bu konuda bazılarına göre aynı işi yapan farklı insanların aynı amaç ve sonuca ulaştıklarını görürüz. Erkek ve kadında ise tam tersi olarak, her birinin kendi sonucuna ayrı ayrı ulaştıklarını görürüz, bunlar birbirine uymaz. Ama bu hatalı bir görüştür, çünkü bazen aynı anda yapılan iki şey görürüz. Örneğin koçlar döğüşürken iki koç da çarpışmayı kafalarında aynı anda hissederler.

Birilerinin birbirlerine filelması atarken veya güreşçilerin döğüşünde olduğu gibi. Bu örneklerde yapılan şeylerin aynı türden olduğu söylenirse, erkek ve kadın olayında da, iki kişinin doğasının aynı olduğu yanıtı verilebilir. Çalışma yollarında bir farklılık varsa, bu, yalnızca onların düzenleme biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bundan da erkeğin kadınla aynı zevke tâbi olduğu sonucu çıkar.

Bu itiraza ilişkin olarak da şöyle bir özlü söz vardır: "Erkek ve kadının doğası aynıdır, aynı zevki hissederler. Bundan da, bir erkeğin onu sonsuza dek sevecek bir kadınla evlenmesi gerektiği sonucu çıkar."

Böylece erkek ve kadının zevkinin aynı olduğunu kanıtladıktan sonra sıra zamana geldi. Nasıl tutkunun gücüne uygun olarak dokuz çeşit cinsel ilişki varsa, zamana göre de dokuz çeşit cinsel ilişki vardır.

Böylece büyüklüğüne, tutkunun gücüne ve zamana göre ayrı ayrı dokuz çeşit birleşme olduğunu gördük. Bunlardan yapılacak kombinasyonlarla sayısız birleşme çeşidi elde edilebilir.

Böylece erkeğin, belirli bir cinsel birleşme türünde, ona uygun yollara başvurması gerekir. (Bu paragraf özellikle yazılmıştır. Evli erkeklere ve eşlerine uygulanır. Erkeklerin çoğu kadınların hissettikleri konusunda alabildiğine cahildir ve kadının tutkularına biraz bile dikkat etmez. Bunu anlamak, bu konuda çalışmak için elzemdir. Zevk alması için kadın, firma verilecek hamurun hazırlanması gibi cinsel ilişkiye hazırlanmalıdır.)

Cinsel birleşmenin ilkinde, erkeğin tutkusu yoğundur ve zaman kısadır. Ama aynı günkü son birleşmede durum tersine döner. Kadın içinse tam tersi söz konusudur. İlkinde tutku zayıf, zaman uzundur; aynı günkü son birleşmelerde tutkusu yoğun, zamanı kısa olur, ta ki tutkusu tatmin olana dek.

SEVGİNİN DEĞİŞİK TÜRLERİNE DAİR

Toplumun bilge insanlarının görüşlerine göre dört tür aşk vardır:

1. Sürekli alışkanlıkla kazanılan sevgi.
2. İmgelemden doğan sevgi.
3. İnançtan doğan sevgi.
4. Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi.

(1). Bazı edimlerin sürekli ve aralıksız yapılmasından doğan sevgiye, sürekli uygulamanın ve alışkanlığın doğurduğu sevgi denir. Örneğin cinsel ilişki sevgisi, avlanma sevgisi, içki içme sevgisi, kumar sevgisi, vs.

(2). Alıştığımız birtakım şeylerden değil de, tamamıyla fikirlerden çıkan sevgiye imgelemden doğan sevgi denir. Örneğin, bazı erkeklerin, kadınların ve hadımların opariştaka yani ağız seksi için duyduğu sevgi ve kucaklaşma, öpüşme gibi şeylerden duyulan sevgi, vs.

(3). İki tarafta da ortak olan ve taraflardan birinin diğerini tam anlamıyla kendisi gibi görmesiyle doğruluğu kanıtlanmış olan sevgiye bilgelerce inançtan doğan sevgi denir.

(4). Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi çok açıktır ve herkesçe çok iyi bilinir. Çünkü verdiği zevk, diğer sevgi çeşitlerinin verdiği zevkten üstündür; yalnızca kendisi için vardır.

Cinsel birleşmeye dair bu bölümde söylediklerimiz bilge birisi için yeterlidir. Ama bilgisizleri manen yükseltmez. Aynı konu şimdi daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Opariştaka (Ağız Seksi) « Cinsel Birleşmeye Dair

Hadımlar iki türlüdür: Erkek kılığına girenler ve kadın kılığına girenler. Kadın kılığına giren hadımlar giysileriyle, konuşmalarıyla, jestleriyle, ürkeklikleriyle, sadelikleriyle, yumuşaklıklarıyla ve utangaçlıklarıyla kadınları taklit ederler. Kadınların jaganası yani orta kısımlarına yapılanlar bu hadımların ağızlarında yapılır.

Buna opariştaka denir. Bu hadımlar hayallerindeki arzuları ve canlılıkları bu çeşit birleşmeyle elde ederler ve zevk kadınları gibi yaşarlar. Kadın kılığındaki hadımlarla ilgili şeyler bundan ibarettir.

Erkek kılığındaki hadımlar arzularını gizlerler. Bir şey yapmak istediklerinde köpükleyici gibi davranırlar. Köpükleme bahanesiyle erkeğin kalçalarını kendine doğru çeker ve okşarlar. Erkeğin lingamının kalktığını görürse elleriyle sıkar ve erkekle şakalaşırlar. Hadımın niyetini anlayan erkek bir şey söylemezse hadım kendi isteğine göre davranır ve birleşmeyi başlatır. Birleşmeyi eğer erkek emrederse hadım bunu reddeder ve ancak zorlukla kabul eder.

Aşağıdaki sekiz şey hadım tarafından sırasıyla yapılır:

Hafif birleşme.
Yanlarını ısırma.
Dışarı çekme.
İçeri bastırma.
Öpme.
Ovma.
Mango meyvesini emme.
Yutma.

Bunların her birinin sonunda, hadım durma isteğini belirtir. Biri sona erince erkek başka bir şey daha yapmasını ister. Böylece yukarıdakiler birbirini izler.

(1). Hadım elleriyle erkeğin lingamını tutup dudakları arasına koyarak ağzım oynatır. Buna "hafif birleşme" denir.

(2). Hadım parmaklarını bir bitki ya da çiçek kökünü tutar gibi birleştirerek lingamın dibini kavrar, dişlerini de kullanarak yanlarına dudaklarıyla bastırır. Buna "yanlarını ısırma" denir.

(3). Hadım devam etmesi istendiğinde sıkıca kapalı dudaklarıyla lingamın dibine kadar bastırır ve sonra dışarı doğru çeker. Buna "dışarı çekme" denir.

(4). Devam etmesi istendiğinde lingamı ağzına daha çok alarak dudaklarıyla bastırır ve sonra dışarı çıkarırsa buna "içeri bastırma" denir.

(5). Lingamı elinde tutarak alt dudağı öper gibi öperse buna "öpme" denir.

(6). Öptükten sonra diliyle her yanına dokunur ve dilini lingamın sonuna kadar gezdirirse buna "ovma" denir.

(7). Aynı şekilde lingamın yarısını ağzına alıp, sert bir şekilde öpüp, emerse buna "mango meyvesini emme" denir.

(8). Ve son olarak erkeğin onayıyla hadım tüm lingamı ağzına alır ve yutacakmış gibi sonuna kadar bastırır. Buna "yutma" denir.

Vurma, tırmalama ve diğer şeyler de bu çeşit birleşmede yapılabilir.

Opariştaka ayrıca iffetsiz ve şehvet düşkünü kadınlar, hizmetçiler ve evli olmayıp köpükleme ile geçinenler tarafından da uygulanır.

Açaryalara (yani eski ve saygıdeğerlere) göre opariştaka bir erkeğin değil bir köpeğin işidir çünkü bayağı bir uygulama olup Kutsal Kitabın emirlerine aykırıdır.

Ayrıca erkeğin kendisi, lingamını hadımların ve kadınların ağzıyla ilişkiye soktuğu için acı çeker. Ama Vatsyayana'ya göre Kutsal Kitabın emirleri zevk kadınlarıyla olanları etkilemez ve opariştakanın uygulanmasını sadece kadınların evli olması durumunda yasaklar. Erkeğin zararı ise kolayca tedavi edilebilir.

Doğu Hindistan'da insanlar opariştaka uygulayan kadınlarla birlikte olmazlar. Ahiçatra halkı bu kadınlarla birlikte olur ama ağızla ilgili bir şey yapmazlar.

Saketa halkı bu kadınlarla her çeşit ağız ilişkisinde bulunurken Nagara halkı ağız dışındaki şeyleri uygularlar.

Şurasena ülkesinin (Jumna'nın güney kesimi) insanları çekinmeksizin her şeyi uygularlar. Çünkü kadınların tabiat itibarıyla temiz olmadıklarını, hiç kimsenin kadınların karakterleri, saflıkları, tavırları, yaptıkları, surları ya da konuşmaları hakkında emin olamayacağını söylerler.

Bununla birlikte kadınlar bu sebeple bırakılamazlar çünkü saf olarak niteledikleri dinsel kurallar bir ineğin memesinin sağılma sırasında temiz olduğunu söyler. Oysa Hindular bir ineğin ve buzağının ağzının pis olduğunu düşünürler. Bir köpeğin avlarken ısırdığı geyik temizdir, ama dokunduğu yemek çok pis kabul edilir.

Bir kuşun ağaçtan düşmesine sebep olduğu meyve temiz kabul edilirken kargaların ve öteki kuşların yediği şeyler pis kabul edilir. Bir kadının ağzı cinsel ilişki sırasında öpüşme gibi şeyler için temizdir. Vatsyayana tüm bunların aşkla ilgili olduğunu, herkesin ülkesinin geleneklerine ve kendi isteğine göre davranması gerektiğini söyler.

Bu konuya ilişkin bazı özlü sözler vardır:

"Bazı erkeklerin hizmetkârları efendileriyle ağız seksi yaparlar. Bu birbirlerini iyi tanıyan bazı yurttaşlar arasında da yapılır. Haremdeki bazı kadınlar şehvetli oldukları zaman, birbirlerinin yonilerine ağız seksi uygularlar. Yoniyi öpme ağzı öpme gibidir. Bir erkekle kadın birbirlerine ters yani birinin başı diğerinin ayaklarına gelecek şekilde yatarlarsa buna "karga birleşmesi" denir."

Böyle uygulamalar için zevk kadınları iyi niteliklere sahip, açık görüşlü ve zeki erkekleri bırakıp, köleler ve fil sürücüleri gibi düşük seviyeli kişilere bağlanırlar. Opariştaka yani ağız seksi hiçbir zaman bilge bir Brahman, devlet işi gören bir rahip ya da iyi bilinen bir erkek tarafından yapılmamalıdır. Çünkü bu uygulama Şastralar tarafından serbest bırakılsa da, yapılması için bir neden yoktur ve yalnızca özel durumlarda uygulanmalıdır.

Örneğin köpek etinin tadı, gücü ve sindirimsel nitelikleri tıp kitaplarında geçer ama bu, bilge kişilerin yemesini gerektirmez. Aynı şekilde bu uygulamalardan yararlanabilecek bazı yerler, erkekler ve zamanlar vardır. Bu yüzden bir erkek yere, zamana ve uygulanacak ilişkiye, ayrıca kendi doğasına uygun olup olmadığına dikkat etmelidir.

Sonra şartlara göre bu ilişkileri uygulayabilir ya da uygulamayabilir. Bunlar gizlice yapıldığından ve erkeğin aklı kaypak olduğundan bir insanın belirli bir zamanda bir amaç için ne yapacağı nasıl bilinebilir ki.

Birden Fazla Eş « Eşe Dair

Bir eşe sahipken tekrar evlenmenin nedenleri şunlardır:

1. Kadının budalalığı ya da kötü huyluluğu.
2. Kocanın kadını sevmemesi.
3. Çocuk isteği.
4. Devamlı kız doğumları.
5. Kocanın nefsine hakim olamaması.

En baştan itibaren bir kadın, devamlı bağlılığını, iyi huyluluğunu ve akıllılığını göstererek kocasının kalbini çalmalıdır. Eğer erkeğe çocuk veremezse ona tekrar evlenmesini söyler. Erkek ikinci kadınla evlenip, eve getirdiğinde, ilk eş ona kendisinden üstün bir konum sağlamalı ve onu bir kız kardeş gibi görmelidir. Sabahleyin kocası varken yeni eşi kendisini süslemesi için zorlamalı ve kocasının kıza verdiği itibara önem vermemelidir.

Eğer yeni kadın kocasını mutsuz edecek bir şey yaparsa, ilk kadın aldırmamak yerine, her zaman ona dikkatli öğütler vermeye hazır olmalı ve kocasının yanında değişik şeyler yapmasını öğretmelidir. Çocuklarına kendi çocukları gibi davranmalı, hizmetçilerine kendi hizmetçilerinden bile daha fazla dikkat etmeli, arkadaşlarına sevgi ve kibarlıkla, akrabalarına saygıyla davranmalıdır.

Kendisi dışında birçok kadın varsa, kendisine yaş ve derecede en yakın olanla işbirliğine gitmeli ve son zamanlarda kocasının gözdesi olmuş olan kadınla kavga etmesini teşvik etmelidir. Bundan sonra bir önceki gözdeyle yakınlık kurmalı, tüm eşleri toplayarak kendisini bulaştırmadan gözdeyi kötü ve düzenbaz ilan etmelerini sağlamalıdır.

Eğer gözde kocasıyla kavga ederse ilk kadın bilerek onu cesaretlendirmeli ve tartışmanın artmasına neden olmalıdır. Eğer kocası ve gözde arasında bir tartışma olursa, ilk kadın tartışmanın büyümesi için elinden geleni yapmalıdır. Tüm bunlardan sonra kocasını, halen gözdesini sever bulursa, taktik değiştirerek kocasının memnuniyetsizliğine yol açmamak için barışmaya çabalamalıdır.

Böylece en yaşlı eşin yapması gerekenler sona ermiş olur. Genç eş, kocasının ilk eşini annesi olarak görmeli ve bilgisi olmadan akrabalarına bile bir şey vermemelidir.

Kendi hakkındaki her şeyi söyleyip izni olmadan kocasına yaklaşmamalıdır. İlk kadın tarafından kendine söylenenleri başkalarına açıklamaman ve çocuklarına kendininkilerden bile daha iyi bakmalıdır. Kocasıyla yalnızken iyi hizmet etmeli, rakip bir eşin varlığından acı çektiğini söylememelidir.

Kocasının ona verdiği özel önemi gösteren şeyleri gizlice alıp, sadece kocası için, kocasının ona verdiği önem için yaşadığını belirtir. Kızgınlık ya da gurur yüzünden kocasına olan aşkını ya da kocasının ona olan aşkını hiç kimseye açıklamamalıdır. Çünkü kocasının sırlarını açıklayan bir kadın kocası tarafından kötü görülür.

Bir koca için değerli olmaya çabalamak, Gonardiya'ya göre, her zaman en yaşlı eşin korkusuyla yapılmalıdır. Eğer en yaşlı eş kocası tarafından sevilmiyorsa ya da çocuğu yoksa ona sempati duyulmalı ve kocaya da aynı şeyi yapması söylenmelidir. Ama iffetli bir kadın yaşamı sürmede en yaşlı eş geride bırakılmalıdır.

Böylece genç eşin en yaşlı eşe davranışları son bulmuş olur. Zayıf karakterli ya da kötü durumda olan ve bir erkekle birlikte olan bir dula tekrar evlenmiş dul denir.

Babravya'nın izleyicileri bakire bir dulun, kötü karakterli, bir erkeğin sahip olması gereken mükemmel niteliklerden yoksun olan ve bu nedenle kadının başka bir erkekle birlikteliğini gerektiren erkekle evlenmemesi gerektiğini söylerler.

Gonardiya'ya göre bir dulun tekrar evlenmesinin nedeni mutluluk arzusudur. Zevkle sevmek için birlikte olunan mükemmel niteliklere sahip bir kocayla mutlu olunacağı için böyle niteliklere sahip biriyle evlenilmelidir. Bununla birlikte Vatsyayana, bir dulun hoşlandığı ve kendisine uyacağını düşündüğü herhangi biriyle evlenebileceğini söyler.

Bir dul evlendiğinde, akrabaları için verdiği içki partileri ve pikniklerin, akraba ve dostlarına verdiği armağanların parasını kocasından alır; ya da isterse kendisi öder. Aynı şekilde ya kocasınınkileri ya kendi süslerini giyer. Kocası ve kendisi arasında verilen hediyelere dair belirlenmiş kurallar yoktur. Evlendikten sonra kocasını kendi isteğiyle bırakırsa, karşılıklı armağanlar dışında onun verdiklerini geri yollamalıdır. Eğer evden kocası tarafından kovulursa hiçbir şeyi geri vermez.

Evlendikten sonra kocasının evinde ailenin asıl üyeleri gibi yaşamalı, evdeki hanımlara kibar, hizmetçilere cömert, evin tüm dostlarına yakın ve iyi davranmalıdır. Altmış dört sanatı evdeki hanımlardan daha iyi bildiğini göstermeli ve kocasıyla herhangi bir kavgada onu şiddetle azarlamamalıdır.

Yalnızken tüm isteklerini yerine getirmeli ve altmış dört sanatın gereklerini yerine getirmelidir. Kocasının diğer eşlerine ve çocuklarına hediyeler vermekten, hanımları gibi davranmaktan, kullanmaları için oyuncaklar ve süsler yapmaktan sorumludur. Kocasının arkadaşlarına ve hizmetkârlarına, kocasının diğer eşlerinden daha çok güvenmelidir. İçki partilerine, pikniğe, panayırlara, festivallere gitmeyi, her çeşit oyun ve eğlence düzenlemeyi sevmelidir.

Böylece tekrar evlenmiş bakire bir dulun yapacakları sona ermiş olur.

Kocası tarafından sevilmeyen ve diğer karıları tarafından rahatsız edilip üzülen bir kadın, kocasının en çok sevdiği ve ona en çok hizmet eden eşiyle yakınlaşmak, bildiği sanatları ona öğretmelidir. Kocasının çocuklarının bakıcısı gibi hareket etmeli ve kocasının arkadaşlarını elde ederek kocasına olan bağlılığını onlar aracılığıyla duyulmalıdır. Dinsel törenlerde, oruçlar ve adaklarda öncülük etmeli ve kendisini fazla beğenmemelidir.

Kocası yatağında yatarken yanına sadece onun için uygunsa gitmeli, asla azarlamamak ya da herhangi bir şekilde kızgınlık göstermemelidir. Eğer kocası karılarından biriyle kavga ederse onları barıştırmalı, kocası gizlice biriyle buluşmak isterse aralarındaki buluşmayı ayarlamalıdır. Kocasının karakterinin zayıf noktalarını bilip gizli tutmalıdır. Genel olarak kocasının onu, kendisine bağlı ve iyi bir eş olarak görmesini sağlayacak şekilde davranmalıdır.

Böylece, kocası tarafından sevilmeyen bir kadının yapması gerekenler sona ermiş olur.

Haremdeki hizmetçiler (Kançukiyalar, Mahallarikalar ve Mahallikalar) Kralın karılarından Krala çiçekler, yağlar ve kumaşlar getirirler. Kral aldığı bu şeylerle birlikte, önceki gün giydiklerini hizmetçilere verir. Öğleden sonra giyinmiş ve takılar takmış olan Kral, tümü giyinmiş ve mücevherlerle süslenmiş olan haremindeki kadınlarla, hak ettikleri şekilde her birine bir yer ve saygı gösterdikten sonra, onlarla neşeli bir biçimde muhabbet eder.

Bundan sonra ilk olarak yeniden evlenmiş bakire dul karılarını, sonra da kapatmalarını ve dansçı kızlarını görür. Tüm bu kişiler özel odalarında ziyaret edilir.

Kral öğle uykusundan uyanınca, kralın o gece birlikte olacağı eşinin belirlenmesiyle görevli bir kadın, şurası gelen kadının hizmetçisi, yanlışlıkla sırası geçilmiş kadının hizmetçisi ve sırası geldiğinde hasta olan kadının hizmetçisi eşliğinde Krala gider.

Bu hizmetçiler kralın önüne bu kadınların her biri tarafından yollanmış, yüzüklerinin armasıyla işaretlenmiş yağlar ve merhemler koyar ve Krala isimlerini ve yağları yollama nedenlerini söyler. Kral birinin yağını kabul eder. Yağı kabul edilene gününün ayarlandığı haber verilir. (Kralların birçok karısı olduğundan dolayı, kanlarıyla genelde sırayla birlikte olurlardı. Yalnız Kralın yokluğundan veya kadınların hasta olmasından dolayı bazen kadınların sırası geçerdi. Böyle zamanlarda sırası geçmişler ve sırası gelenler arasında kura gibi bir şey yapılır ve kuraya katılanların yağları Krala yollanırdı. Kral da birisinin yağını kabul eder, böylece sorun halledilirdi.)

Festivallerde, şarkı partilerinde ve sergilerde Kralın tüm eşlerine saygıyla davranılmalı ve içecekler sunulmalıdır.

Haremin kadınlarının dışarıya yalnız çıkmasına izin verilmemeli, karakteri iyi bilinenler dışında hiçbir kadın içeriye alınmamalıdır. Kralın karılarının yapması gereken işler çok yorucu olmamalıdır.

Böylece kralın haremdeki kadınlara ve kadınların ona karşı davranışları sona ermiş olur.

Birçok kadınla evlenen bir erkek hepsine eşit davranmalıdır. Hatalarına önem vermemeli ama görmemezlikten de gelmemelidir. Bir karısına başka bir karısının aşkını 'tutkusunu' bedensel kusurlarını ve gizli sitemlerini açıklamamalıdır. Hiçbirine rakibeleri hakkında konuşma fırsatı vermemeli, eğer biri diğeri hakkında kötü konuşursa azarlamak ve karakterinde aynı kusura sahip olduğunu söylemelidir.

Birini gizli güvenle, başka birini gizli saygıyla ve bir diğerini gizli övgü ile mutlu etmeli, tümünü bahçelere, eğlencelere götürerek armağanlar vermeli, son olarak aşk dolu birleşmelerle mutlu etmelidir. İyi huylu ve Kutsal Kitabın emirlerine göre davranan bir genç kadın kocasının bağlılığını elde eder, rakibelerine üstünlük sağlar.

Böylece birden fazla eşe sahip bir kocanın davranışları sona ermiş olur.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy