Kamasutra hakkında herşey

Kadın Erkeğin Yerinde « Cinsel Birleşmeye Dair

Bir kadın âşığının devamlı birleşme sonucu yorulduğunu görünce, tutkusunu tatmin etmeden, erkeğin izniyle onu sırtüstü yatırmalı ve onun rolünü oynayarak yardımcı olmalıdır. Bunu ayrıca âşığının merakım tatmin etmek ya da yenilik isteğiyle yapabilir.

Bunu yapmanın iki yolu vardır; birincisinde birleşme sırasında dönüp âşığının üstüne çıkar ve zevki bozmadan birleşmeye bu şekilde devam eder; ikincisinde ise baştan itibaren erkeğin rolünü üstlenir. Bu durumda saçlarından çiçekler sarkarak ve kesik kesik nefes alarak sevgilisinin göğsünü göğüsleriyle bastırır ve sık sık başını eğerek erkeğin daha önce yaptıklarını tekrar eder.

Yumrukla şaka yapar ve erkeğe "sen beni yatırdın, uzun birleşmeden yoruldun, şimdi de ben seni yatıracağım" der. Sonra çekingenliğini, yorulduğunu ve birleşmeyi kesmek istediğini belirtir. Böylece bir erkeğin rolünü üstlenir.

Bir erkeğin kadına zevk vermek için yaptığı her şeye "erkeğin yaptıkları" denir. Bunlar şöyledir:

Kadın yatakta yatar ve erkeğin muhabbetine dalmışken erkek kadının giysisinin kuşağını çözer. Kadın karşı koyarsa öpücüklerle onu susturur. Lingamı kalkmışken kadının çeşitli yerlerini ellemeli ve yavaşça vücudunun çeşitli yerlerini ovmalıdır. Kadın çekingen ise ve ilk kez birlikte oluyorlarsa, erkek ellerini kadının sıkıştırmış olacağı kalçalarının arasına, eğer çok genç bir kız ise hemen elleriyle kapatacağı göğüslerine, koltuk altlarına ve boynuna koymalıdır.

Kadın görmüş geçirmiş birisiyse uygun olan her şeyi yapar. Bundan sonra saçlarını okşar, öpmek için çenesini yukarı kaldırır. Kadın eğer bir genç kız ise utanıp gözlerini kapatır. Erkek kadının hareketlerinden neyin hoşuna gidip gitmediğini anlamalıdır.

Suvarnaba'ya göre bir erkek birleşme sırasında kadına kendisinin en çok hoşlandığı şeyleri yapıyorsa, her zaman kadının baktığı yerlere bastırmaya da dikkat etmelidir.

Kadınların zevk ve tatmin olduklarına dair işaretler şunlardır: Vücudu gevşer, gözlerini kapar, utangaçlığını bir tarafa atar, iki organı alabildiğine yaklaştırmaya çalışır.

Öte yandan, zevk alma isteğinin ve tatmin olamamasının işaretleri şunlardır: Kafasını sallar, erkeğin kalkmasına izin vermez, kendisini reddedilmiş hisseder, erkeği ısırır, tekmeler ve erkek bittiği halde hareket etmeye devam eder. Böyle durumlarda erkek kadının yonisini birleşmeden önce eli ve parmaklarıyla ovmalı (aynı filin hortumuyla ovduğu gibi), yumuşadıktan sonra lingamını kadının içine koyarak devam etmelidir.

Erkeğin yapacağı şeyler şunlardır:

İleriye doğru hareket etme.
Sürtünme ya da çalkalama.
Delme.
Ovma.
Bastırma.
Yumruk atma.
Domuz yumruğu.
Boğa yumruğu.
Serçe oyunu.

(1). Organlar uygun olarak ve doğrudan bir araya geldiğinde buna organı "ileriye doğru hareket ettirme" denir.

(2). Lingam elde tutulup yoninin içinde döndürüldüğünde buna "çalkalama" denir.

(3). Yoni alçaltılıp, üst kısmına lingamla vurulduğunda buna "delme" denir.

(4). Aynı şey yoninin aşağı kısmına yapıldığında buna "sürtme" denir.

(5). Yoniye uzun süre lingamla bastırılırsa buna "bastırma" denir.

(6). Lingam yoniden biraz uzakta tutulup sonra güçlü bir şekilde vurulduğunda buna "yumruk atma" denir.

(7). Lingam yoniye sürtüldüğünde buna "domuz yumruğu" denir.

(8). Yoninin iki tarafına da sürtülürse buna "boğa yumruğu" denir.

(9). Lingam yoniden dışarı çıkartılmaksızın ileri geri hareket ettirilirse buna "serçe oyunu" denir. Bu birleşmenin sonunda olur.

Bir kadın erkeğin rolünü üstlendiğinde yukarıdaki dokuz harekete ek olarak şunları da yapmalıdır:

Maşa.
Topaç.
Salıncak.

(1). Kadın lingamı yonisinin içinde tutar, içeriye ittirir, bastırır ve içinde uzunca bir süre bekletirse buna "maşa" denir.

(2). Birleşme sırasında kadın tekerlek gibi dönerse buna "topaç" denir. Bu yalnızca uygulamayla öğrenilebilir.

(3). Böyle bir durumda erkek vücudunun üstünü kaldırıp kadın orta kısımlarını döndürürse buna "salıncak" denir.

Kadın yorulduğunda alnını âşığınınkine dayayıp organların birleşmesine engel olmadan dinlenmeli, kadın dinlendiğinde erkek dönüp birleşmeyi tekrar başlatmalıdır.

Bu konuya ilişkin bazı özlü sözler vardır: "Bir kadın kapalı olup duygularını gizli tutsa da, bir erkeğin üstüne çıktığında tüm aşkını ve tutkusunu gösterir. Bir erkek kadının karakterinden hangi durumda olduğunu ve neden hoşlandığını anlamalıdır. Aylık belirli günlerindeki bir kadın, kapalı tutulmuş bir kadın ve şişman bir kadın erkeğin rolünü oynamamalıdır."

Cinsel Birleşme Çeşitleri « Cinsel Birleşmeye Dair

BİRLEŞME ÇEŞİTLERİ

Erkekler lingamlarının büyüklüğüne göre üç sınıfa ayrılır: Tavşan erkek, boğa erkek, at erkek.

Kadınlar da yenilerinin derinliklerine göre üçe ayrılırlar: Geyik, kısrak, fil.

Büyüklükleri birbirine uyan kişiler arasında üç eşit birleşme vardır. Büyüklüklerin uymadığı altı eşit olmayan birleşme vardır. Tablonun gösterdiği gibi toplam dokuz çeşit birleşme vardır.

Bu eşitsiz birleşmelerde erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkini aşarsa, erkeğin, kendisininkine yakın derinlikteki kadınla birleşmesine şiddetli birleşme denir; şiddetli birleşme iki çeşittir. Erkeğinkinin büyüklüğü kadınınkinin derinliğinden çok fazlaysa buna en şiddetli birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Öte yandan, yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden fazlaysa, kadının, kendisininkine yakın büyüklükteki erkekle birleşmesine zayıf birleşme denir; zayıf birleşme iki çeşittir. Yoninin derinliği lingamın büyüklüğünden çok fazlaysa buna en zayıf birleşme denir ve bu yalnızca bir çeşittir.

Başka bir deyişle, at ve kısrak, boğa ve geyik şiddetli birleşmeyi oluştururken at ve geyik en şiddetli birleşmeyi oluştururlar. Kadın açısından fil ve boğa, kısrak ve tavşan zayıf birleşmeleri oluştururken, fil ve tavşan en zayıf birleşmeyi oluştururlar.

Büyüklüklere göre dokuz çeşit birleşme vardır. Bunların arasından eşit birleşmeler en iyileridir, aşırı uçtaki-ler yani en şiddetli ve en zayıf olanlar en kötü birleşmelerdir, geri kalanların şiddetlisi (Şiddetli birleşmelerin zayıf birleşmelerden iyi olduğu söylenir. Zayıf birleşmede kadının tatmin olması çok güçken, şiddetli birleşmede erkek kadını incitmeksizin kendi tutkusunu tatmin edebilir) zayıfından iyi olmak üzere orta derecededirler.

Tutku veya cinsel arzunun gücüne göre de dokuz çeşit birleşme vardır. Cinsel birleşme sırasındaki arzusu fazla olmayan, menisi yetersiz olan ve kadının sıcak kucaklamalarına dayanamayan bir erkeğe az tutkulu bir erkek denir.

Bu davranıştan farklılık gösteren kişilere orta derece tutkulu erkek denirken, yoğun tutkulu olanlar arzu doludur.

Aynı şekilde, kadınların da yukarıda belirtilen üç duygu derecesine sahip olduğu farz edilir.

Son olarak zaman açısından üç değişik erkek ve kadın vardır: Kısa zamanlı, orta zamanlı ve uzun zamanlı. Yukarıda belirtildiği gibi bunların da dokuz birleşme çeşidi vardır.

Bu son konuda kadın hakkında belirtilmesi gereken bir görüş farklılığı vardır.

Oddalika'ya göre, "Kadınlar erkekler gibi boşalmazlar. Erkekler arzularını kolaylıkla giderirler. Kadınlar arzunun bilincinde olduklarından dolayı, kendilerini tatmin eden bir çeşit zevk hissederler; ne çeşit bir zevk hissettiklerini size söylemeleri olanaksızdır. Bundan çıkan sonuç, erkeklerin birleşme sırasında boşaldıktan sonra durdukları ve tatmin oldukları ama bunun kadınlarda böyle olmadığıdır."

Bu görüşe çeşitli açılardan karşı çıkılır: Eğer erkek uzun süreliyse kadın onu daha fazla sever, ama eğer kısa süreliyse tatmin olmaz. Bu durum bazılarına göre kadınların da boşaldığını gösterir.

Bu görüş geçerli değildir, çünkü bir kadının arzusunu karşılamak uzun süre alırsa ve bu sürede çok zevk alıyorsa devamını istemesi çok doğaldır. Bu konuda şöyle bir özlü söz vardır:

"Erkeklerle birleşmede kadının şehveti, arzusu veya tutkusu tatmin edilir ve zevk de onların tatmin edilmelerinin bilincine varmalarından ortaya çıkar."

Bununla birlikte Babravya'nın izleyicileri, kadının sıvısının cinsel birleşmenin başından sonuna kadar gelmeye devam ettiğini ve böyle olmasının doğru olduğunu söylerler. Çünkü sıvı olmazsa döl de olmaz.

Buna bir itiraz vardır. Birleşmenin başında kadının tutkusu orta derecededir ve âşığının sert bastırmalarına dayanamaz. Ama tutkusunun dereceleri vücudunun varlığını unutana kadar artar ve sonunda birleşmenin daha fazla devam etmesini istemez.

Bununla birlikte bu itiraz geçerli değildir. Çünkü çömlek tekerleği gibi büyük bir güçle dönen sıradan şeylerde bile hareketin ilk önce yavaş yavaş başladığını ama derece derece çok hızlandığını görürüz. Aynı şekilde tutkusu yavaş yavaş artan bir kadın, tüm sıvısı boşaldığında birleşmeye ara verme arzusu duyar. Buna ilişkin bir özlü söz şöyledir: "Erkeğin sıvısının gelmesi sadece birleşmenin sonunda olurken kadının sıvısı devamlı gelir. İkisinin de sıvısı geldikten sonra birleşmeye ara vermek isterler."

Son olarak Vatsyayana'ya göre, kadının sıvısı aynı erkeğinki gibi gelir.

Şimdi şu soru sorulabilir: Eğer erkek ve kadın aynı çeşit varlıklarsa ve aynı sonuçları yaratmak için çalışıyorlarsa, neden farklı işler yapmaları gerekmektedir.

Vatsyayana'ya göre bu böyledir. Çünkü çalışma yolları gibi zevk bilinci de erkek ve kadında farklıdır. Erkeklerin yöneten, kadınların yönetilen olduğu çalışma yollarındaki fark, erkeklerin ve kadınların doğasından kaynaklanır. Böyle olmasaydı bazen yöneten yönetilen kişi olurdu ya da "vice versa" (tam tersi). Çalışma yollarının farklılığını zevk bilincinin farklılığı izler; çünkü bir erkek "Bu kadın benimle yattı," bir kadın ise "Ben bu erkekle yattım" diye düşünür.

Eğer kadın ve erkeklerin çalışma yolları farklıysa, hissettikleri zevkte bu yolların bir sonucu olan bir farklılık neden olmasın diye sorulabilir.

Bu itiraz dayanaksızdır. Çünkü yöneten ve yönetilen kişiler farklı türden olduğu için, çalışma yollarında farklılık için bir neden vardır. Ama hissettikleri zevkte farklılık için bir neden yoktur.

Çünkü ikisi de yaptıkları hareketten doğal olarak zevk alırlar. (Bu, eski Sanskrit yazarları arasında hem yazılı hem de sözlü olarak, çok tartışılan bir tezdir. Belli önermelerden hareket edip sonra bunlardan yana veya bunlara karşı savlar geliştirirler. Burada yazarın kast ettiği, birleşme ediminden hem kadının hem de erkeğin zevk aldığıdır. Her biri farklı yollar izler ve ortak hareketlerinden zevkin bilincine ayrı ayrı, diğerini göz önünde bulundurmaksızın varırlar. Her birinin yaptıkları ve zevk bilinçleri farklıdır. Ama hissettikleri zevk aynıdır, yalnızca biraz daha çok ya da daha azdır.)

Yine bu konuda bazılarına göre aynı işi yapan farklı insanların aynı amaç ve sonuca ulaştıklarını görürüz. Erkek ve kadında ise tam tersi olarak, her birinin kendi sonucuna ayrı ayrı ulaştıklarını görürüz, bunlar birbirine uymaz. Ama bu hatalı bir görüştür, çünkü bazen aynı anda yapılan iki şey görürüz. Örneğin koçlar döğüşürken iki koç da çarpışmayı kafalarında aynı anda hissederler.

Birilerinin birbirlerine filelması atarken veya güreşçilerin döğüşünde olduğu gibi. Bu örneklerde yapılan şeylerin aynı türden olduğu söylenirse, erkek ve kadın olayında da, iki kişinin doğasının aynı olduğu yanıtı verilebilir. Çalışma yollarında bir farklılık varsa, bu, yalnızca onların düzenleme biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Bundan da erkeğin kadınla aynı zevke tâbi olduğu sonucu çıkar.

Bu itiraza ilişkin olarak da şöyle bir özlü söz vardır: "Erkek ve kadının doğası aynıdır, aynı zevki hissederler. Bundan da, bir erkeğin onu sonsuza dek sevecek bir kadınla evlenmesi gerektiği sonucu çıkar."

Böylece erkek ve kadının zevkinin aynı olduğunu kanıtladıktan sonra sıra zamana geldi. Nasıl tutkunun gücüne uygun olarak dokuz çeşit cinsel ilişki varsa, zamana göre de dokuz çeşit cinsel ilişki vardır.

Böylece büyüklüğüne, tutkunun gücüne ve zamana göre ayrı ayrı dokuz çeşit birleşme olduğunu gördük. Bunlardan yapılacak kombinasyonlarla sayısız birleşme çeşidi elde edilebilir.

Böylece erkeğin, belirli bir cinsel birleşme türünde, ona uygun yollara başvurması gerekir. (Bu paragraf özellikle yazılmıştır. Evli erkeklere ve eşlerine uygulanır. Erkeklerin çoğu kadınların hissettikleri konusunda alabildiğine cahildir ve kadının tutkularına biraz bile dikkat etmez. Bunu anlamak, bu konuda çalışmak için elzemdir. Zevk alması için kadın, firma verilecek hamurun hazırlanması gibi cinsel ilişkiye hazırlanmalıdır.)

Cinsel birleşmenin ilkinde, erkeğin tutkusu yoğundur ve zaman kısadır. Ama aynı günkü son birleşmede durum tersine döner. Kadın içinse tam tersi söz konusudur. İlkinde tutku zayıf, zaman uzundur; aynı günkü son birleşmelerde tutkusu yoğun, zamanı kısa olur, ta ki tutkusu tatmin olana dek.

SEVGİNİN DEĞİŞİK TÜRLERİNE DAİR

Toplumun bilge insanlarının görüşlerine göre dört tür aşk vardır:

1. Sürekli alışkanlıkla kazanılan sevgi.
2. İmgelemden doğan sevgi.
3. İnançtan doğan sevgi.
4. Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi.

(1). Bazı edimlerin sürekli ve aralıksız yapılmasından doğan sevgiye, sürekli uygulamanın ve alışkanlığın doğurduğu sevgi denir. Örneğin cinsel ilişki sevgisi, avlanma sevgisi, içki içme sevgisi, kumar sevgisi, vs.

(2). Alıştığımız birtakım şeylerden değil de, tamamıyla fikirlerden çıkan sevgiye imgelemden doğan sevgi denir. Örneğin, bazı erkeklerin, kadınların ve hadımların opariştaka yani ağız seksi için duyduğu sevgi ve kucaklaşma, öpüşme gibi şeylerden duyulan sevgi, vs.

(3). İki tarafta da ortak olan ve taraflardan birinin diğerini tam anlamıyla kendisi gibi görmesiyle doğruluğu kanıtlanmış olan sevgiye bilgelerce inançtan doğan sevgi denir.

(4). Dışsal nesnelerin algılanmasından doğan sevgi çok açıktır ve herkesçe çok iyi bilinir. Çünkü verdiği zevk, diğer sevgi çeşitlerinin verdiği zevkten üstündür; yalnızca kendisi için vardır.

Cinsel birleşmeye dair bu bölümde söylediklerimiz bilge birisi için yeterlidir. Ama bilgisizleri manen yükseltmez. Aynı konu şimdi daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Sanat ve Bilimlere Dair « Vatsyayana Sutra

Kişinin Darma ve Arta'nın içerdiği sanat ve bilimlerin yanısıra, Kama Sutra'yı ve gösterdiği sanat ve bilimleri de öğrenmesi gerekir. Her genç bakire kızın, evlenmeden önce sanat ve bilimleriyle Kama Sutra'yı öğrenmesi gerekir. Evlendikten sonra da kocasının rızasıyla öğrenmeyi sürdürebilir.

Bazı bilgili insanlar bu noktaya itiraz ederler ve derler ki, "Hiçbir bilimi öğrenmelerine izin verilmeyen kadınların, Kama Sutra'yı da öğrenmemesi gerekir."

Ancak Vatsyayana'ya göre bu itiraz, kadınlar Kama Şastra'dan ya da Kama'nın kendisinden türetilmiş olan Kama Sutra'nın uygulanmasını zaten bildiklerinden dolayı geçerliliğini yitirmiştir. Üstelik, bir bilimi uygulamayı herkes bilse de, o bilimin temellendiği kural ve yasaları yalnızca birkaç kişinin bilmesi sadece burada değil, birçok şeyde de geçerlidir.

Böylece Yadnikalar yani adak adayanlar, gramer konusunda cahil olsalar da farklı tanrıçalara hitap ettiklerinde uygun sözcükleri kullanırlar. Ama bu sözcüklerin art arda nasıl dizildiğini bilmezler. Aynı şekilde astroloji biliminden haberdar olmayan kişiler astrolojiyle belirlenmiş uğurlu günlerde gerekenleri yaparlar.

Benzer bir şekilde, at ve fil sürücüleri hayvan eğitme biliminden habersiz olarak yalnızca pratikleriyle bu hayvanları eğitirler. Ve aynı şekilde uzak eyaletlerin halkları, krallığın yasalarına alışkanlıktan, yalnızca başlarında bir kral olduğundan başka neden gerekmeksizin kralın eniklerine uyarlar.

Prens ve rahip kızı olan bazı kadınlar ile genel kadınların Kama Şastra'da gerçekten hünerli olduklarını deneyimimizden biliyoruz.

Bu yüzden, bir kadının Kama Şastra'yı, en azından bir kısmını, güvenilir bir arkadaşıyla çalışarak öğrenmesi gerekir. Kama Şastra'nın bir kısmını oluşturan altmış dört sanatı tek başına çalışması gerekir. Hocasının şu kişilerden birisi olması gerekir: Bir dadının kendisiyle birlikte büyümüş ve evlenmiş kızı evlenmiş olmak koşulu tüm hocalar için geçerlidir ya da her konuda güvenilebilecek bir kız arkadaş ya da teyzesi ya da yaşlı bir hizmetçi ya da eskiden aileyle yaşamış bir kadın dilenci ya da her zaman için güvenilir olan kendi kız kardeşi.

Aşağıdakiler Kama Sutra'yla birlikte öğrenilmesi gereken sanatlardır:

1. Şarkı söyleme.
2. Müzik aletleri çalma.
3. Dans etme.
4. Dans ederken şarkı söyleyip müzik aleti çalabilme.
5. Yazma ve resim yapma.
6. Dövme yapma.
7. Bir putu pirinç ve çiçekle donatmak ve süslemek.
8. Çiçek yataklarını ve topraktaki çiçekleri yaymak ve düzenlemek.
9. Diş, giysi, saç, tırnak ve vücut boyama, üstüne resim yapma.
10. Vitray yapma.
11. Yatak yapma ve uzanmak için halı ve minderleri yayma sanatı.
12. Su ile dolu cam müzik kaplarını çalma.
13. Su kemerlerinde, sarnıçlarda ve su depolarında su saklama ve biriktirme.
14. Resim yapma, süsleme ve bezeme.
15. Kolyeleri, çelenkleri, başa takılan gül çelenklerini hazırlama.
16. Turban ve başa takılan çelenkleri bağlama ve çiçeklerden taç ve tepe düğümleri yapma.
17. Gösteriler yapma. Oyun oynama.
18. Kulak süsleri yapma sanatı.
19. Parfüm ve koku hazırlama sanatı.
20. Mücevherlerin, süslerin ve giysideki süsün uygun düzenlenmesi.
21. Sihir ya da büyü.
22. Becerilerde el çabukluğu.
23. Yemek pişirme ve aşçılık gibi mutfak sanatı.
24. Uygun tat ve renkte limonatalar, şerbetler, mayhoş içkiler ve alkollü özler yapma.
25. Terzilik işleri ve dikiş dikme.
26. İplik ve bükülmüş iplikle papağan, çiçek, sorguç, püskül, salkım, kabartma, topuz vs. yapma.
27. Bilmeceleri, muammaları, örtülü konuşmaları, sözlü bulmacaları ve karışık soruları çözme.
28. Söz tekrarlamaktan oluşan, birisi bitirir bitirmez diğerinin, son konuşmacının sözünün son harfiyle başlayan başka bir söz söylemek zorunda olduğu bir oyun. (Söyleyemeyen kaybeder ve bir tür ceza ödemek zorunda bırakılır.)
29. Taklit ya da benzetme sanatı.
30. Tilavetle ve belirli bir makamla okuma.
31. Söylenmesi zor cümleleri öğrenme. En çok kadınlar ve çocuklar tarafından oynanır. Zor bir cümlenin verilmesiyle başlanır. Hızla tekrar edildiğinde çoğu zaman sözcüklerin yeri değişir ve kötü anlama gelir.
32. Kılıç, tek sopa, dörtte bir değnek, yay ve okla çalışma.
33. Sonuçları söze dökmek, akıl yürütme ve anlama.
34. Marangozluk.
35. Mimari yani bina yapma sanatı.
36. Altın ve gümüş paralar, mücevherler ve kıymetli taşlar hakkında bilgi.
37. Kimya ve mineraloji.
38. Mücevherleri, kıymetli taşları ve boncukları boyama.
39. Madenler ve ocaklar hakkında bilgi.
40. Bahçıvanlık; ağaç ve bitki yetiştirmeyi, hastalıklarını ve yaşlarını belirlemeyi bilme.
41. Horoz, bıldırcın ve koç döğüştürme sanatı.
42. Papağanlara ve sığırcık kuşlarına konuşmayı öğretme sanatı.
43. Vücuda kokulu merhemler sürme, yağlar ve parfümlerle saça şekil verme ve saç örme sanatı.
44. Şifreyle yazılanı anlama ve ilginç biçimlerde yazma sanatı.
45. Sözcük yapılarını değiştirerek konuşma sanatı. (Çeşitli biçimlen vardır. Sözcükleri baştan sona söyleyenler olduğu gibi, bazıları da bir sözcüğün her hecesinin arasına gereksiz harfler ekleyerek konuşur.)
46. Dili ve lehçelerini bilme.
47. Çiçek sepeti yapma sanatı.
48. Gizemli diyagramlar düzenleme, büyü ve muska söyleme ve bileklik bağlama sanatı.
49. Bir parçası verilen mısra ya da kıtaları tamamlamak gibi zihinsel egzersizler; ya da değişik şiirlerden gelişigüzel mısralar verildiğinde bütün bir siki anlamlı olarak tamamlamak için bir, iki veya üç satır eklemek; ya da seslileri sessizlerden ayırma veya tamamını bir araya getirme yoluyla bir şiirin düzensizce yazılmış sözcüklerini düzenlemek; ya da işaret ve simgelerle gösterilen tümceleri şike veya düz yazıya dönüştürmek. Daha bir sürü böyle egzersiz vardır.
50. Şiir yazma.
51. Sözlük ve sözcük bilgisine vakıf olma.
52. Kişilerin görünüşlerini değiştirme ve gizleme yollarına vakıf olma.
53. Nesnelerin görünüşlerini değiştirme sanatına vakıf olma; pamuğa ipeksi, kaba ve sıradan şeylere iyi ve güzel görünüm vermek gibi.
54. Değişik kumar oynama yolları.
55. Mantra ve büyü yoluyla, başkalarının mülküne sahip olma sanatı.
56. Gençlik sporlarında ustalık.
57. Toplumun kurallarını ve başkalarına nasıl saygı gösterileceğini ve iltifat yapılacağını bilme.
58. Savaş sanatını, silahları, orduları bilme.
59. Jimnastik bilme.
60. Yüz hatlarından bir insanın karakterini anlama sanatı.
61. Şiirin kurallarına uymayı ve şiir kurmayı bilme.
62. Aritmetik oyunların bilme.
63. Yapay çiçekler yapma.
64. Kilden figürler ve heykeller yapma.

İyi huylu, güzel ve diğer iyi niteliklere sahip ve yukarıdaki sanatlarda da usta olan bir genel kadın, Ganika yani yüksek nitelikli genel kadın adını alır ve erkekler meclisinde şeref konuğu olur. Üstelik, her zaman kraldan saygı görür, bilge insanlarca övülür ve her yerde aranan biri olur; genel bir ilgi görür. Bir kralın kızı, bir rahibin kızı yukardaki sanatları öğrenmişse kendisinin yanı sıra başka binlerce eş söz konusu olsa da kocasının gözdesi olabilir.

Aynı şekilde, bir kadın kocasından ayrılmış ve kötü duruma düşmüşse, yabancı bir ülkede olsa bile, bu sanatlara ilişkin bilgisi aracılığıyla kendisini kolayca geçindirebilir. Bu sanatların yalın bilgisi bile, bu sanatların uygulanması söz konusu olmasa da bir kadını çekici kılar. Bu sanatlarda usta olan, konuşkan ve âşıkane davranma ve söz söyleme sanatını doğrudan bilen bir erkek, onları yalnızca kısa bir süre önce öğrenmiş olsa bile, kadınların kalbini hemen kazanır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy